Eye shadow türkçesi Eye shadow nedir

  • Gözleri öne çıkarmak için gözkapaklarına uygulanan kadın kozmetik kremi veya pudrası.
  • Göz farı.
  • Far.
  • Göz gölgesi.

Eye shadow ile ilgili cümleler

English: Is Jale wearing eye shadow?
Turkish: Jale göz farı kullanıyor mu?

English: She's wearing eye shadow.
Turkish: O göz farı sürüyor.

English: Jale is wearing eye shadow.
Turkish: Jale göz farı sürüyor.

Eye shadow ingilizcede ne demek, Eye shadow nerede nasıl kullanılır?

Eye : Halka. İğne deliği. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası. Kuşkuyla bakmak. Gözetlemek. Bakış. Bakmak. Gözünü dikip bakmak. İzlemek. Gözlemek.

Shadow : Gölge gibi takip etmek. Hayalet. Koruma. Gölgesiyle örtmek. Hayal etmek. Çalışma gölgesi. Zerre. Hüzün. Gölgesi gibi takip etmek. Ruh.

Eye aperture : Göz açıklığı.

Eye appeal : Çekici bakış.

Eye ball : Göz yuvarlağı. Bazı göz tümörlerinin tedavisinde kullanılan ve radyoaktif madde içeren plak.

Eye bath : Gözü temizlemek için kullanılan küçük kap. Göz kabı. Göz banyosu.

Eye bolt : Delikli cıvata. Mapa.

İngilizce Eye shadow Türkçe anlamı, Eye shadow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eye shadow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Head lamp : Kapak lambası. Önlamba. Baş ışıtacı.

Headlamps : Farlar. Göğüsler. Memeler. Pupa feneri. Ön far.

Lamps : Fener. Ampul. Işık. Lamba. Aydınlatma. Lambalar.

Lamp : Ampul. Çırağ. Işıtaç. Elektriksel ya da kimyasal erkeyi ısıya dönüştürerek ışık veren aygıt. Fener. Işık. Vurmak. Kandil. Işık üretmek için yapılmış yapay kaynak. Sinema ve televizyon çalışmalarının çeşitli aşamalarında, özellikle aydınlatmada, yapma ışık kaynağı olarak kullanılan ve değişik yapıda, boyda, güçte çeşitleri olan aygıt. (genellikle, havası boşaltılmış ya da içinde özel bir gaz bulunan camdan bir kap içinde bir telin elektrik akımıyla akkor duruma geçirilmesiyle çalışır).

Knocker : Batakçı. Kapı tokmağı. Çan. Tokmak. Eleştiren kimse. Kapı kapı dolaşan satıcı. Dövücü. Çıngırak.

Spotlight : Çok güçlü ışık veren ve araçlarda ek olarak kullanılan ışıtaç. Sahne ışığı. Projektör. Halkın ilgisi. Tiyatroda kullanılan, mercekli ve aynalı, parlak ışıklı, yüksek dirençli ışıklama aygıtı. ışıldaklarla sert ya da yumuşak yöresel ışık sağlanabilir. İlgi çekmek. Gündem. Spot lambası. Yaygınlık.

Headlights : Ön far. Pupa feneri. Farlar. Projektör.

Headlamp : Pupa feneri. Önışıtaç. Baş lambası. Görüş koşullarının uygunsuz olduğu durumlarda taşıtın önünü aydınlatan ışıtaç. Farlar. Ön far. Silyon feneri. Araba farı. Baş feneri.

Headlight : Araba farı. Projektör. Pupa feneri. Ön lamba. Önışıtaç. Görüş koşullarının uygunsuz olduğu durumlarda taşıtın önünü aydınlatan ışıtaç. Ön far. Fener. Sonuçlanmak.

Eye shadow synonyms : eyeshadow, frontlighting.