Fair charge türkçesi Fair charge nedir

  • Futbol alanında kullanılır.
  • Bir oyuncunun ayaktopu kurallarına uygun olarak karşı takım oyuncusunun üzerine abanması.
  • Kurallı yüklenme.

Fair charge ingilizcede ne demek, Fair charge nerede nasıl kullanılır?

Fair : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Açık tenli. Lunapark (gezici). Sergi. Adil. Sergili satak. Adaletli. Dürüst. Belli zamanlarda ve genellikle küçük yerleşim birimlerinde kurulan, sergi özelliği de taşıyan yerel nitelikteki pazar. Panayır.

Charge : Tembihlemek. Vazifelendirmek. Besleme. Suçlama. Bilgi vermek. Yükümlülük. Kredi kartından almak. Taarruz. İtham etmek. Yük.

Fair amount : Makul miktar. Ortalama miktar. Adil ve hakkaniyetli ölçü. Adaletli miktar.

Fair and square : Eşit şekilde. Güzelce. Dürüst. Adil ve doğru. Objektif olarak. Haklı olarak. Adilce. Hakkaniyet ve dürüstlükle. Doğrulukla. Direkt.

Fair average : Ortalama. Vasat.

Fair average quality : Orta nitelikte mal. Nitelikleri bakımından çok üstün ve çok düşük olmayan mal, tecimde geniş bir alıcı topluluğunca aranan mal.

İngilizce Fair charge Türkçe anlamı, Fair charge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fair charge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Centre flag : Ayaktopu alanının orta çizgisinin iki yanında bulunan gönderlerin üzerindeki bayrak. (bu bayraklar, uzaktan orta çizgiyi gösterir.). Orta bayrağı.

 

Centre spot : Orta çizginin tam ortasında bulunan orta yuvarlağın özeği. (başlama vuruşlarında top bu noktanın üzerine konur.). Santra. Orta nokta.

Centre forward : Santrfor. Orta akıncı. Akıncı katının en orta yerinde yer alan ayaktopu oyuncusu.

Backheel pass : Topuk pası. Topu, topuk vuruşu ile takım arkadaşına aktarmak. Topukla aktarmak.

Amateur player : Amatör futbolcu. Sporu herhangi bir çıkar düşünmeksizin, salt sevgisinden ötürü yapan oyuncu. Özengen oyuncu.

Backheel : Ayağın toparlakça olan alt bölümü ile yapılan vuruş. Topuk vuruşu.

Back scissors kick : Bir oyuncunun, kendisini sırt üstü yere atarken ayaklarını havada devindirip makaslama vuruşla topu geri çevirmesi, bk. makaslama vuruş. Ters makas.

Centre kick : Oyunun ikinci dönemine başlarken ya da savılardan sonra orta çizgi üzerinden yapılan vuruş. Orta vuruşu.

Candidate : Sınava giren kimse. Talip. Ulusal ya da karma takımlarda oynatılmak üzere türlü takımlardan seçilen oyuncular. Namzet. Namzetlik. Aday.

Centre : Merkezde toplamak. Merkezde toplanmak. Sente. Orta. Konsantre olmak. Merkezleşmek. Bir merkezde toplamak. Ortaya koymak. Kemer inşaat desteği. Orta alan oyuncusu.

Fair charge synonyms : central disciplinary committee, attacking game, bounce up, bali, committee of organisation, charge with the body.