Faraş nedir, Faraş ne demek

Faraş; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Toplanan süprüntüleri alıp atmak için kullanılan teneke veya plastikten yapılmış kısa saplı bir kürek türü

"Faraş" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Elinde tuttuğu, içi süprüntü dolu faraşı merdivenlerin dibine boşalttı." - E. E. Talu

Yerel Türkçe anlamı:

Turfanda.

Faraş tanımı, anlamı:

Faraş gibi : Normalinden fazla açılan (ağız).

Toplanan : Toplama işleminde toplamı oluşturan sayılardan her biri.

Süprüntü : Bayağı, aşağılık şey veya kimse. Temizlik yapıldığında toplanan toz ve çöp, çer çöp.

Atmak : Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yırtılmak. Koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Sille, tokat vurmak. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Çıkarmak, dışarıya vermek. Geri bırakmak, ertelemek. Çatlamak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. İçki içmek. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Göndermek, yollamak. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Değerini eksiltmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Söylemek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Götürmek. Terk etmek. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Uzatmak. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak.

 

Teneke : Bu sacdan yapılmış. Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap. Bu kabın aldığı miktarda olan. Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac.

Plastik : Bu maddeden yapılan. Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik veya sentetik olarak yapılmış olan madde.

Kürek : Kürek cezası. Toprak, kömür vb.ni bir yerden bir yere alıp atmaya, taşımaya yarayan ve yayvan bir bölümü, buna bağlı uzun bir sapı bulunan araç. Küçük deniz teknelerini yürütmeye yarayan, bir ucu yassı, uzun ağaç.

Faraş gibi : normalinden fazla açılan (ağız).

Faraşderesi : Sivas kenti, Akçakışla nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Faraşköy : Tekirdağ ili, Hayrabolu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Faraşlı : Kırıkkale ilinde, Sulakyurt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Yozgat kenti, Sorgun ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Faraş ile ilgili Cümleler

  • Lütfen faraşı süpürge dolabına koy.
  • Bana süpürge ve faraşı ver lütfen. Yere bazı kırıntılar döktüm.

Diğer dillerde Faraş anlamı nedir?

İngilizce'de Faraş ne demek? : [Faras] n. dustpan, shovel

Fransızca'da Faraş : pelle à balayures

Almanca'da Faraş : n. Müllschaufel, Schaufel