Feeds türkçesi Feeds nedir

Feeds ile ilgili cümleler

English: Ali feeds his dog at the same time every day.
Turkish: Ali her gün aynı zamanda köpeğini besler.

English: Don't bite the hand that feeds you.
Turkish: Sizi besleyen eli ısırmayın.

English: Censorship feeds the dirty mind more than the four-letter word itself.
Turkish: Sansür dört harfli kelimenin kendisinden daha çok kirli zihinleri besler.

English: Ali feeds his dog twice a day.
Turkish: Ali günde iki kez köpeğini besler.

English: Ali feeds table scraps to his dog.
Turkish: Ali masa artıklarıyla köpeğini besler.

Feeds ingilizcede ne demek, Feeds nerede nasıl kullanılır?

Feeds energy value : Yemin enerji verme yeteneği ve besleyici değerinin bir ölçüsü. Yemlerin enerji değeri.

Bite the hand that feeds one : Besleyen eli ısırmak. Yemek yediği tasa pisledi. Kendisine büyük yardımda bulunmuş olan kimseyi rahatsız etmek. Besle kargayı oysun gözünü. Yemek yenen tabağa pislemek.

Acid feeds : Mikroorganizmaların üremesinin önüne geçilmesi ve sindirimin düzenli olmasının sağlanması amacıyla yemlere asit katılması, ph’nın düşürülmesi olayı. Asit yemler.

Animal protein feeds : Proteince zengin olan ve hayvan beslemede protein kaynağı olarak kullanılan hayvansal yemler. Hayvansal protein yemleri.

 

Bulky feeds : Çok miktarda selüloz içeren ve bu nedenle kesif yemlere göre daha az sindirilebilir maddeler içeren yemler. Hacimli yemler.

Chemical analysis of feeds : Yemlerin kimyasal analizi. Yemlerin kalitesinin belirlenmesi amacıyla yapılan ve weende analiz yöntemine göre kuru madde, ham protein, ham selüloz, ham kül, ham yağ, ayrıca kaba yemler için nötral deterjan fiberle asit deterjan fiber gibi hücre duvarı elemanlarının tayini.

Generic feeds : Generik yemler. Bir ürün veya marka adı taşımayan ve genellikle bir bölgede üretilip pazarlanan yemler.

Interactions between feeds : Yemler arasındaki ortak etkileşim. Yemlerin hayvana kombine edilerek verilmesi, ayrı ayrı verilmesine göre daha olumlu sonuçların ortaya çıkması.

Farm feeds : Çiftlikte üretilebilen her türlü bitkisel yemler. Çiftlik yemleri.

Contamination in feeds : Yabani ot, taş, toprak gibi yabancı maddelerin, yemlerde üreyebilen bakteri ve mayaların, ayrıca mantarların salgıladığı mikotoksinlerin, tarla zararlılarında kullanılan pestisit kalıntılarının ve küspelerdeki kimyasal kalıntıların yemleri bulaştırması, yemler içinde fazlaca bulunması olayı. Yemlerdeki bulaşıklık.

İngilizce Feeds Türkçe anlamı, Feeds eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Feeds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Feed on : İle beslenmek. İle beslemek. Yemek. - tarafından beslenmek. Yaşamaya devam etmek. Doyurulmak.

Cud : Geviş.

Food : Halkın geleneksel yollardan elde ettiği, koruduğu ve yaşaması için tükettiği her türlü bitkisel, hayvansal ve madensel ürün, özdek, yiyecek, içecek. Azık. Genellikle insan yiyeceği için kullanılan, hayvanlarla ilgili olarak kullanıldığında yem ve besin anlamına gelen kelime. İaşe. Taam. Nevale. Yiyecek. Besin. Yem.

 

Grubbed : Ağır iş yapmak. Ot ve kökleri temizlemek. Çapalamak. Toprağı kazmak. Didinmek. Eşelemek. Yedirmek. Kazmak. Toprağı eşelemek.

Advocated : Yandaş. Korumak. Avukat. Savunucu. Müdafi. Taraftar. Savunmak. Müdafaa etmek.

Embosoms : Büyütmek. Korumak. Sarmak. Kucaklamak. Bakmak. Kuşatmak.

Accommodate somebody with : Tedarik etmek.

Fodder : Saman. Yem. Ot. Yem vermek. Hayvan yemi (saman veya ot gibi). Gıda. Yemlemek. Hayvan yemi. Kuru ot.

Grub : Larva. Yiyecek. Toprağı eşelemek. Yedirmek. Kazmak. Didiklemek. Ağır iş yapmak. Kök sökmek. Eşelemek.

Feeds synonyms : feed grain, pigwash, bird feed, pigswill, pet food, cattle cake, rechewed food, have a meal, mast, assists, depasture, dined, bolster, feed, arm, cultivate, cater, cherishing, advocate, allow, backed up, silage, creep feed, birdseed, bring up, supply, accommodate, nutrient, cultivates, grubs, have dinner, cultivating, bred.

Feeds zıt anlamlı kelimeler, Feeds kelime anlamı

Starve : Midesi kazınmak. Açlıktan ölmek. Mahrum etmek. Açlıktan kıvranmak. Kurt gibi acıkmak. Sefalet çekmek. Aç bırakmak. Açlık çekmek. Açlıktan gözü kararmak. Aç olmak.

Bottlefeed : Biberonla beslemek. Bir bebeği biberonla beslemek.

Breastfeed : Anne sütü ile beslemek. Emzirmek. Anne sütüyle beslemek. Meme vermek.

Feeds antonyms : abstain.