Feel like türkçesi Feel like nedir

  • Canı istemek.
  • Gibi hissetmek.
  • Duygusu içinde olmak.
  • Canı çekmek.
  • Canı -mek istemek.
  • Gereği hissetmek.
  • İçinden gelmek.

Feel like ile ilgili cümleler

English: "I feel like playing cards." "So do I."
Turkish: "Canım iskambil oynamak istiyor." "Benim de."

English: After having a lunch I feel like to sleep.
Turkish: Öğle yemeğini yedikten sonra uyuyasım geldi.

English: Ali didn't feel like explaining why he wouldn't attend the meeting.
Turkish: Ali neden toplantıya katılmadığını açıklamak istemedi.

English: Ali and Mary didn't feel like hanging out together.
Turkish: Ali ve Mary'nin canları birlikte takılmayı istemedi.

English: Ali said he didn't feel like going.
Turkish: Ali canının gitmek istemediğini söyledi.

Feel like ingilizcede ne demek, Feel like nerede nasıl kullanılır?

Feel : Duymak. Hissetme. Gibi gelmek. Acımak. Duygu. Hissetmek. His. Sezgi. Yoklamak. Sezinlemek.

Like : Gibi. Olası. Hoşlanmak. Dilemek. Hoşuna gitmek. Beğenmek. Aynı. Bağ.gibi. Rağbet etmek. -in özelliği.

Feel like a dishrag : Eskimiş ve yumuşamış hissetmek. Bulaşık bezi gibi hissetmek.

Feel like a million dollars : Bomba gibi olmak.

Feel like a wet rag : Turşusu çıkmak. Turşu gibi olmak. Çok yorgun hissetmek.

Feel like doing : Canı yapmak istemek.

 

Feel like doing something : Birşeyler yapmak istemek. Bir faaliyette bulunmayı arzu etmek.

İngilizce Feel like Türkçe anlamı, Feel like eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Feel like ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Long for : Hasret çekmek. İçi çekmek. Gözünde tütmek. Çok istemek. Özlemek. Arzulamak. Özlem duymak. Arzu etmek.

Stir the blood : Heyecanlandırmak. Kanını kaynatmak. İlgisini çekmek.

Have the feeling that : Olduğunu sezmek. Duyguya kapılmak.

Crave for : Mumla aramak. Burnunda tütmek.

Be hot on : İhtirasla arzulamak. Çok istemek. Göz koymak. Arzu etmek. Çok hevesli olmak. Arzulamak.

Fancies : Hayal kurmak. Aklında canlandırmak. Tahayyül etmek. Süslü. Tasavvur etmek. Beğenmek. Hoşlanmak. Hayal etmek. Sanmak.

Want : Sıkıntı. Yoksulluk. Gereksinimler. Gereksinme. İstemek. Yokluk. Noksan. Arzulamak. Muhtaç olmak. İstekler.

Fancying : Hayal etmek. Tasavvur etmek. İstemek. Düşünmek. Bayılmak (sevmek vb). Süslü. Düşlemek. Beğenmek. Aklında canlandırmak.

Be in the mood to : Havasında olmak. Canı bir şeyi yapmak istemek. Hazır olmak.