Feuds türkçesi Feuds nedir

  • Kin.
  • Tımar.
  • Kavga etmek.
  • Kan davasını sürdürmek.
  • Kan gütmek.
  • Düşmanlık.
  • İhtilaflı olmak.
  • Anlaşmazlık içinde olmak.
  • Kin beslemek.
  • Kavga.
  • Kan davası.

Feuds ile ilgili cümleler

English: Sometimes family feuds extend through the generations.
Turkish: Bazen aile içi anlaşmazlıklar kuşaktan kuşağa geçer.

Feuds ingilizcede ne demek, Feuds nerede nasıl kullanılır?

Feud flares up : Şiddetlenen hasımlık. Şiddetini artıran husumet. İki aile arasında şiddetlenen düşmanlık.

Feud with : Kavgalı olmak.

Be at feud with : İle kavgalı olmak. İle düşmanlık gütmek. -e karşı düşman olmak. İle çatışma halinde olmak.

Blood feud : Kan davası. Kan gütme.

Family feud : Aile anlaşmazlığı. Aile içi anlaşmazlık. Bir aile içindeki düşmanlık ve kin.

Feudalise : Feodal bir sistem altına almak (ayrıca feudalize).

Feudal lord : Ortaçağda derebeylik sisteminde; üzerinde yaşayan insanlarla birlikte toprağın sahibi olan, şatolarda oturan, silahlı askerler besleyen asilzade. krş. derebeylik. Derebeyi.

Feudal society : Feodal toplum.

Feudal lords : Derebeyi.

Feudal system : Feodal jüye. Derebeyliğe dayanan siyasi, iktisadi ve sosyal sistem. krş. derebeylik stalin’in tanımladığı beş toplum biçiminden biri olup, üretim araçların üzerindeki mülkiyetin derebeyine ait olduğu feodal mülkiyetle, köylü ve zanaatçının üretim aletlerindeki bireysel mülkiyetinin birarada bulunduğu ve köle üzerindeki mülkiyetin sınırlı olduğu toplum. Derebeylik sistemi. Feodal sistem. Feodal yapı. Köylülerin savaş zamanında hizmet eden lordlar tarafından korunduğu ortaçağ avrupası'nın siyasi ve sosyal sistemi.

 

İngilizce Feuds Türkçe anlamı, Feuds eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Feuds ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Benefices : Maaşlı papaz makamı. Maaşlı papazlık makamı. Arpalık.

Vendetta : Kangütme. Adam öldürme ile bozulan toplumsal dengenin ancak öldüren kişinin ya da onun yakın hısımlarından birinin öldürülmesi ile yeniden kurulabileceği düşüncesine dayalı kurumlaşmış bir öc alma biçimi.

Animosity : Adavet. Karşıtlık. Hasımlık. Garez. Husumet. Nefret. Garaz.

Brawl : Tartışmak. Ağız dalaşı. Dövüşmek. Ağız dalaşı yapmak. Gürül gürül akmak. Dövüş. Dalaş. Arbede. Sesli tartışmak. Ağız dalaşı etmek.

Fall foul : Çarpışmak (gemi). Atışmak. Tartışmanın içine düşmek. Başı belaya girmek. Çatışmak. Kapışmak. Ters düşmek. Çarpışmak (gemilerin). Zıt düşmek.

Brawls : Gürül gürül akmak. Dövüşmek. Sesli tartışmak. Arbede. Tartışmak. Dalaş. Dalaşmak. Ağız dalaşı yapmak.

Animosities : Hasımlık. Karşıtlık. Nefret. Husumet. Garez. Adavet. Garaz.

Affrays : Dalaş. Kavga kıyamet. Dövüş. Arbede. Gürültü.

Bobbery : Huzursuzluk. Yüksek ses. Gürültü.

Bear a grudge against : -e karşı kin beslemek. İle düşmanlığı olmak. -e karşı kan gütmek. Kin duymak. -e karşı düşmanlık beslemek. Kuyruk acısı olmak.

 

Feuds synonyms : cample, fee, bear a grudge, fallen out, appanage, hatred, feod, hate, fief, bear malice, grudge, feoff, barney, fight, fall out with, antagonism, battle, have no hard feelings, contend, bust up, nurse a grudge, bloody strife, feu, feoffment, feeing, spite, feud, bear grudge, blood feud, spited, animus, hatefulness, blowup.