Fez nedir, Fez ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Otlakda davar yatağı.

Fez hakkında bilgiler

Fes, Fas'ın Fès-Boulemane bölgesinde bulunan ülkenin üçüncü büyük şehri. 2 Eylül 2008 tarihinde gerçekleştirilen son nüfus sayımında 1.008.000 nüfusa sahip olduğu tespit edilen şehir, geçmişte Fas Sultanlığı'na başkentlik yapmış kentlerden de biridir. Berberi ülkelerinin başkentlerine göre adlandırılması geleneğine uygun olarak, Tunus, Cezayir ve Trablus (Libya) örneklerinde olduğu gibi Fas ülkesi de başkenti Fes'ten (Fas) alıntılandırılarak isimlendirildi. Batı Avrupa dillerinde ise bu adlandırma diğer tarihi başkent Marakeş'ten bozma Maruecos, Maroc, Morocco, vs.ye dönüşmüştür. İdrisiler hanedanından I. İdris tarafından kurulan kent, daha sonra giderek gelişmiş ve bolca göç almasıyla nüfusu giderek artmıştır. 1250 yılından itibaren Meriniler hanedanının bölgede egemenlik kurmasıyla siyesi önemi de artmış, 1471 yılında bir başka hanedan Vattasiler tarafından ele geçirilmiştir.

Fez tanımı, anlamı

Adlandırılma : Adlandırılmak işi, isimlendirilme

Nüfus sayımı : Ülkenin nüfus sayısını tespit etmek için yapılmış olan sayım.

Başkentlik : Başkent olma durumu.

Adlandırma : Adlandırmak işi, isimlendirme.

Egemenlik : Egemen olma durumu. Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet.

 

Başkentli : Başkentte oturan (kimse), başşehirli. Başkentte doğan (kimse), başşehirli.

İtibaren : -den başlayarak, -den beri. -den sonra.

Gelişmiş : Gelişme gösteren, ümranlı.

Sultanlı : Erzurum ili, Hınıs ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Malatya şehri, Kuluncak ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Muş ili, Bulanık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Cezayir : Adalar.

Hanedan : Hükümdar, devlet büyüğü vb. bir kişiye dayanan soy, büyük aile. Konuksever. Belli ve köklü bir soydan gelen, soylu.

Başkent : Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir.

Berberi : Kuzey Afrika'daki Cezayir bölgesinde Berberistan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

Giderek : Yavaş yavaş, derece derece, gittikçe, tedricî olarak, tedricen.

Geçmiş : Geçme işini yapmış. Çürümeye yüz tutmuş. Zaman bakımından geride kalmış, esbak. Birinin ölmüş ana, baba ve yakınları. Arkada kalan hayat. Bugüne göre geride kalmış olan zaman, mazi.

Tespit : Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme, saptama. Sabitleme. Belirleme. Bir durumu kuşkuya düşürmeyecek biçimde gösterme.

Üçüncü : Üç sayısının sıra sıfatı, sırada ikinciden sonra gelen.

Sultan : Müslüman, özellikle Sünni hükümdarların kullandıkları unvan, padişah. Bektaşi azizi. Belli bir alanda en üst düzeyde olanlar için kullanılan bir söz. Padişahların erkek ve kız çocukları ile anne ve eşlerine verilen unvan.

Egemen : Yönetimini hiçbir kısıtlama veya denetime bağlı olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan, hükümran, hâkim. Sözünü geçiren, üstünlük kazanan.

 

Berber : Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse, erkek berberi, perukar. Bu işin yapıldığı dükkân, erkek berberi, perukar.

Diğer dillerde Fever anlamı nedir?

İngilizce'de Fever ne demek ? : fever