Figure out türkçesi Figure out nedir

Figure out ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't figure out how to do it.
Turkish: Ali onu nasıl yapacağını anlayamadı.

English: A really perceptive person can figure out a whole situation with just a few clues. That's the kind of person I want you to become.
Turkish: Sezgileri gerçekten kuvvetli bir insan bütün bir durumu sadece birkaç ipucuyla çözebilir. Bu olmak istediğim kişi türüdür.

English: Ali couldn't figure out how to export JPEG files.
Turkish: Ali JPEG dosyalarını nasıl dışa aktaracağını çözemedi.

English: Ali can't figure out how to fill out this application form.
Turkish: Ali başvuru formunu nasıl dolduracağını anlayamıyor.

English: Ali can't figure out how Mary was able to plan a surprise party without him knowing about it.
Turkish: Ali onun hakkında ona haber vermeden Mary'nin sürpriz bir partiyi nasıl planlayacağını çözemiyor.

Figure out ingilizcede ne demek, Figure out nerede nasıl kullanılır?

Figure : Şahsiyet. Sayar. Şekil. İfade etmek. Önemli kişi. Süslemek. İnanmak. Çizge. Saymak. Tasvir etmek.

Out : Dışarı. Nakavt etmek. Çıkış. Ortaya çıkmak. Kendini belli etmek. Dışarıda. Yanmak. Meydana çıkmak. Kovmak. Bayılmak.

 

Figure out at : Tutmak. Ulaşmak.

Figure as : - olarak görünmek.

Figure caption : Şekil altı. Şekil açıklaması. Peklin altındaki açıklama yazısı.

Figure code : Rakam şifresi.

İngilizce Figure out Türkçe anlamı, Figure out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Figure out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

See to : İcabına bakmak. İle ilgilenmek. Alakadar olmak. İlgilenmek. Bakmak.

Clinch : Sıkıştırılmış cıvata. Sıkı tutmak. Sıkıştırmak. Yakın dövüş. Yapışma. Boks birbirine sarılmak. Çözümlemek. Perçinlenmiş çivi. Kucaklaşmak.

Deciphered : Şifreyi çözmek. Deşifre etmek. Deşifre. Yorumlamak.

Appreciated : Minnettar olmak. Fiyatını yükseltmek. Değer biçmek. Takdir edilen. Beğenmek. Makbule geçen. Değerini bilmek. Zevk almak. Değer kazanmak.

Compounding : Örtbas etmek. Bileştirme. Takipten vazgeçmek. Bileşik faiz hesaplaması. Taksitle ödemek. Anlaşmak. Artırmak. Birleştirmek. Bileşik hazırlama.

Tackle : Soyunmak (girişmek anlamında). Ele almak. Ele almak (bir problemi). Takım. Topu ayağından almak. Topu kapmak. (olta vb) takım. Ayağından almak. Başarmak. Donatı.

Appreciate : Teşekkür borçlu olmak. Minnettar olmak. Değerini artırmak. Değer vermek. Takdir etmek. Kıymetini bilmek. Değeri artmak. Kavramak. Değerlenmek. Beğenmek.

Deciphers : Şifreyi çözmek. Anlamını çözmek. Yorumlamak. Şifre çözmek. Çözmek (şifre vb). Kod çözmek. Kod açmak. Kripto çözmek. Deşifre etmek.

Completes : Tam. Bitirmek. Bütünlemek. Uygulamak. Eksiksiz. Bütün. Tümlemek. Yerine getirmek. Tamamlamak.

 

Cut loose : Aşka gelmek. Sökmek. Ayrılmak. Baskıdan kurtarmak. Kurtlarını dökmek. Vazgeçmek. Cıvıtmak. Gayrete gelmek. Açmak.

Figure out synonyms : cadillace, ascertaining, compounded, excogitate, be a good judge of, ascertain, arranges, adjusts, cipher, appreciates, find a solution, calculates, deciphering, absorb, assess, cipher out, adjudicates, ciphering, calculate, compute, actualise, discounting, cast loose, conclude, arrange, check out, decodes, computed, adjust, accept, estimate, adjudicate, decode.