Filliping türkçesi Filliping nedir

  • Fiske.
  • Hafif darbe.
  • Fiske vurmak.
  • Harekete geçirmek.
  • Teşvik etmek.

Filliping ingilizcede ne demek, Filliping nerede nasıl kullanılır?

Give a fillip to : Harekete geçirmek. Teşvik etmek.

Fillip : Harekete geçirmek. Hafif darbe. Fiske vurmak. Teşvik etmek. Özendirici şey. Fiske.

Filliped : Harekete geçirmek. Hafif darbe. Fiske. Teşvik etmek. Fiske vurmak.

Fillips : Teşvik etmek. Hafif darbe. Fiske. Fiske vurmak. Harekete geçirmek. Özendirici şey.

Fillies : Kısrak. Kısrak (yavru). Fıkır fıkır kız. Yavru kısrak. Dişi tay. Kısrak yavru.

Filling up : Doldurma toprak. Siltasyon. Ağzına kadar doldurmak. Tam doldurmak. Dolgu tamiri.

Filling : Dolgu. Dolum. İlk dolum. Dolgu (diş). Sığ bir göl ya da körfezin, dışgüçlerin taşıdığı özdeklerle dolup kara durumuna gelmesi. Dolma. Diş dolgusu. Doyurucu. Doldurma.

Filling station : Benzinci. Akaryakıt istasyonu. Benzin istasyonu. Benzinlik. Dolum istasyonu. Petrol istasyonu.

Fillin : Doldur.

Filling cells : Hücreler dolduruluyor. Doldurulan hücreler.

İngilizce Filliping Türkçe anlamı, Filliping eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Filliping ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cathect : (psikoanaliz) bir başka insandaki veya fikirdeki veya nesnedeki duygusal veya zihinsel enerjiyi harcamak. Gayrete getirmek. Canlandırmak.

 

Bestirring : Kaldırmak. Yerinden oynatmak. Koşturtmak. Aceleye getirtmek. Coşturmak.

Cement : Filmin yapıştırılmasında kullanılan sıvı yapıştırıcı. Sement. Güçlendirmek. Betonlamak. Çimentolamak. Dolgu. Çimento. Sağlamlaştırmak. Beton ile kaplamak. Dişin üzerini kaplayan kemiğe benzer madde. hücreleri birbirine bağlayan ya da organizmayı zemine bağlayan ara madde.

Pimpling : Sivilcelenmek. Sivilce. Kabarcık.

Flip : Kafayı çizmek. Aklını kaçırmak. Kafayı yemek. Çıldırmak. Çevirmek (sayfa veya disk vb). Fiske atmak. Çevirmek. Darılmak. Çılgına dönmek.

Cathects : Canlandırmak. (psikoanaliz) bir başka insandaki veya fikirdeki veya nesnedeki duygusal veya zihinsel enerjiyi harcamak. Gayrete getirmek.

Flow : Taşmak. Akış. Akıntı yapmak. Süzülmek. Dolaşmak. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Akım. Dökülmek (elbise veya kumaş vb belirli bir şekilde). Akıcı özelliği olan özdek ya da erkenin yer değiştirme olayı. Dökülmek.

Blotch : Leke. Deride oluşan leke ya da kırmızı çekit. Deride oluşan leke. Ayıp. Kızarıklık. Kara leke. Deridedeki kırmızı nokta. Lekelenmek. Lekelemek. Mürekkep lekesi.

Activated : Harekete geçmiş. Etkin. Etkinleştirilmiş. Harekete geçirilmiş. Aktif. Etkinleşik. Aktif hale getirilmiş. Aktif hale getirmek. Etkinleşmiş. Aktifleşmiş.

Arouses : Uyanmak. Uyuyan devi uyandırmak. Canlandırmak. Uyandırmak. Ayaklandırmak. Kaldırmak. Hayat bulmak. Canlanmak.

Filliping synonyms : fill, fillips, awakes, emboldened, activates, renewal, cheered, eggler, cheer, bestir, bring into action, cheer on, awake, countenances, flips, drew, egg, actuates, flicking, flipped, pimple, countenance, arouse, blotching, stuff, refilling, filliped, actuating, emboldening, embolden, flick, replacement, actuate.