Fiske nedir, Fiske ne demek
Fiske; kökeni rumca dilinden gelmektedir.
- Parmak uçlarıyla yapılmış olan hafif vuruş.
- İnsan derisinde herhangi bir sebeple ortaya çıkan ufak ve içi su dolu kabartı.
- İki parmak ucu ile tutulabilen miktarda olan

"Fiske" ile ilgili cümleler
- "Yeniden dolan bardağa, bizim dost bir fiske kül daha attı." - Ç. Altan
- "Başının altından yastığı çektim ve yüzüne fiskeler hâlinde su serptim." - P. Safa
Yerel Türkçe anlamı:
Hayvanın arka ayağıyle attığı çifte.
İdare lambası, kandil.
Süzgeç.
Böğürtlen.
Şamdan.
Ağaçlarda beliren ilk tomurcuk.
Fiske anlamı, kısaca tanımı:
Fiske fiske kabarmak : Kabarcıklar oluşmak.
Fiske kondurmamak : Bir kimse veya nesneyi en küçük bir tehlikeden bile korumak, titizlikle savunmak.
Fiskeleme : Fiskelemek işi.
Fiskelemek : Hafifçe sitem etmek. Fiske vurmak.
Parmak : İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Bir işe karışmış olma ilgisi. Arşının yirmi dörtte biri. İnç. Eni bu organ kadar olan. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri.
Hafif : Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Güç veya yorucu olmayan, kolay. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Gücü az olan, belli belirsiz. Etkisi az olan, sert karşıtı. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa.
Vuruş : Tempo. Bir ölçüyü oluşturan eşit sürelerden her biri, darp. Vurma işi. Bir kuvvetin etkileme süresi ile şiddetinin çarpımından çıkarılan nicelik.
Miktar : Ölçü. Bir şeyin ölçülebilen, sayılabilen veya azalıp çoğalabilen durumu, nicelik.
İnsan : Âdemoğlu, âdem evladı. Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.
Deri : İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Toplantı, düğün. Bu tabakadan yapılmış.
Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.
Fiske fiske kabarmak : kabarcıklar oluşmak. İlgili cümle: "Yumurta yiyince çocuğun derisi fiske fiske kabardı"
Fiske kondurmamak : bir kimse veya nesneyi en küçük bir tehlikeden bile korumak, titizlikle savunmak.
Fiskele : Sümüklü böcek.
Fiskene : Sümüklü böcek.
Fiskermek : Tohum, tomurcuk patlayıp açılmak. Filizlenmek.
Diğer dillerde Fiske anlamı nedir?
İngilizce'de Fiske ne demek? : [Fiske] n. flick, flip, fillip
Fransızca'da Fiske : chiquenaude [la], pichenette [la], bulle [la], vésicule [la]
Almanca'da Fiske : das Schnippen
Rusça'da Fiske : n. щелчок (M), щепотка (F), прыщ (M), волдырь (M), синяк (M), кровоподтек (M)

Bu kısımda Fiske nedir? Fiske ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Fiske tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Fiske hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.