Fines türkçesi Fines nedir

Fines ile ilgili cümleler

English: Guinness is the finest of beers.
Turkish: Guinness biraların en iyisidir.

English: Great care has been taken to use only the finest ingredients.
Turkish: Sadece en iyi malzemeleri kullanmak için büyük özen gösterilmiştir.

English: Ali was fined $200 for not being able to pay his fines.
Turkish: Ali cezalarını ödeyemediği için 200 dolar para cezasına çarptırıldı.

English: He became the finest actor on the American stage.
Turkish: O, Amerikan sahnesinde en iyi aktör oldu.

English: Parking fines are very costly.
Turkish: Park etme cezaları çok yüksek.

Fines ingilizcede ne demek, Fines nerede nasıl kullanılır?

Finespun : Aşırı derecede rafine edilmiş. Çok ince. Dayanıksız ve çürük (bir kumaş hakkında, vb.). Narin. Arındırılmış. İnce. Saflaştırılmış. Zarif.

Finesse : Fines (briç). İncelik. Hile. Beceri. Kurnazlık. Ustalık. Yönetme yeteneği. Empas. Ustalıkla durumu idare etmek.

Finessed : Ustalıkla durumu idare etmek. Hile. Empas. Ustalık. Kurnazlık. Fines (briç). Yönetme yeteneği. Beceri. İncelik.

Finesses : Kurnazlık. Beceri. İncelik. Ustalık. Ustalıkla durumu idare etmek. Hile. Yönetme yeteneği. Empas. Fines (briç).

 

Finessing : Ustalıkla durumu idare etme. Faka bastırma.

Iffiness : Şüphelilik.

Confines : Ülke sınırları. Sınır. Sınırlar. Hudut. Hudutlar.

Huffiness : Dargınlık. Kızgınlık. Öfke.

The finest : Daniska. En iyisi.

Beefiness : Sığır etiyle yapılma. Sığır etliği. Etlilik. Sığır eti içerme.

İngilizce Fines Türkçe anlamı, Fines eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fines ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alright : Tamam. Olur. İyi. Peki. Fena değil.

Pecuniary : Uygulanan yolsuz ve yanlış bir işlem nedeniyle sorumlusundan alınan uspayı. Para ile ölçülen. Parayla ilgili. Paraya ilişkin. Maddi. Parasal. Para. Paraya ait.

Scot : İskoç. Vergi cezası. Vergi. İskoçyalı. Skot.

Abandum : Cerime. Bırakılmış olan.

All right : Elbette ki. Peki. Tamam. Olur tamam. Kuşkusuz ki. İdare eder. İyi durumda. Hayhay. Zarar görmemiş. Olur.

Conclusion : Tümdengelimci bir dizgede sayıltılardan kaynaklanan ve bilinen çıkarım kuralları yoluyla türetilen sonuçlar. Son. Sonuç bölümü. Varılan sonuç. Nihayet. Bitim. Anlaşma. Kanı. Sonuç.

Forfeit : Zarar. Bedel. Ceza olarak kaybetmek. Bir hakkınından mahrum kalmak. Kayıp. Ceza olarak vermek. Yoksun kalmak. Ceza olarak kaybetme. İhmalden dolayı kaybedilen şey.

Smart money : Manevi tazminat. Manevi zarar için verilen tazminat.

Forfeiture : Bir hakkın yitirilmesi. Kaybedilen şey. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Hakkın kaybedilmesi. Hakkı kaybetme. Hakkın sukutu. Düşmesi. Hakkın yitirilmesi. Düşme nedenleri.

Mulcts : Çarpmak. Dolandırmak. Para cezası vermek. Cereme. Mahrum etmek. Para koparmak.

 

Fines synonyms : o.k., hunky dory, mulct, amende, apodosis, penalties, avengement, okay, correction, ok, amercements, discipline, chastening, mulcted, pecuniary punishment, penalty, amercement, criminal, fine, very well, satisfactory, chastisement, forfeitures, corrections.

Fines zıt anlamlı kelimeler, Fines kelime anlamı

Unsatisfactory : Kifayetsiz. Umulan sonuçları vermeyen. Tatminkar olmayan. Tatminkar değil. Tatmin edici olmayan. Yetersiz. Umulduğu gibi olmayan. Tatmin etmeyen. İstenildiği gibi olmayan. Sudan.

Inelegant : İncelikten yoksun. Yontulmamış. Terbiyesiz. Çirkin. Kaba. Zarafetsiz. Zarif olmayan. İnceliksiz.