Fins türkçesi Fins nedir

Fins ile ilgili cümleler

English: Are the muffins ready?
Turkish: Çörekler hazır mı?

English: After their fins have been removed, the sharks are thrown back alive into the ocean.
Turkish: Onların süzgeçleri kesildikten sonra köpek balıkları okyanusa canlı bir şekilde geri atıldı.

English: Fish have gills and fins.
Turkish: Balıkların solungaçları ve yüzgeçleri vardır.

English: Ali baked some muffins.
Turkish: Ali bazı kekler pişirdi.

English: Sharks are killed for their fins.
Turkish: Köpek balıkları yüzgeçleri için öldürülür.

Fins ingilizcede ne demek, Fins nerede nasıl kullanılır?

Jugular pelvic fins : Kemikli balıkların (teleostei) bazı türlerinde görülen pektoral yüzgeçlerin önünde bulunan kann yüzgeci. Jugular pelvik yüzgeçler.

Median fins : Balıklarda, vücudun orta çizgisi boyunca bulunan sırt yüzgeci, kuyruk yüzgeci ve anal yüzgeç gibi yüzgeçler. Tek yüzgeçler.

Pectoral fins : Göğüs yüzgeçleri. Göğüs yüzgeçi. Göğüs yüzgeci.

Shark fins : Köpekbalığı yüzgeci.

Bloodfins : Kırmızı yüzgeçleri olan ve arjantin'e özgü küçük bir tatlı su balığı (ev akvaryumlarında yaygın olarak rastlanır).

Paraffins : Parafin. Parafinler.

 

Diolefins : Molekülünde iki çift bağ bulunan hidrokarbonlar.örn. bütadien (h2c=ch-ch = ch2). Alkadienler.

Boffins : Bilimsel araştırmacı. Bilim adamı.

Bluefins : Çok büyük tuna balığı eti. İstavrit balığı eti. İstavrit balığı. Çok büyük tuna balığı. İstavrit.

Griffins : Georgia eyaletinde şehir. Kızıl akbaba. İndiana eyaletinde yerleşim yeri. Bilgi. Mitolojik ejderha. Haber. Hindistan'a yeni gelmiş avrupalı. Kartal başlı aslan gövdeli ejderha.

İngilizce Fins Türkçe anlamı, Fins eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fins ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mitt : Tek parmaklı eldiven. Eldiven (parmakları birleşik). Beysbol eldiveni. Parmaksız eldiven. Boks eldiveni. Kolçak.

Observe : Bayram kutlamak. İncelemek. Dikkat etmek. Söylemek. Tarassut etmek. Yerine getirmek (bir adeti). Gökcisimleri ve olaylarını çıplak gözle, ırakgörürlü ya da herhangi bir araçla izleyip bulunan değerleri saptamak. Uymak (kanun vb'ne). Görüş belirtmek.

Catch out : Oyun dışı etmek (kriket). Suçüstü yakalamak. Meydana çıkarmak. Uygunsuz bir biçimde yakalamak. Kötü bir şey yaparken yakalamak.

Palette : Palet (boya). Bir ressama özgü renkler. Ressam paleti. Palet (boya için). Boya bıçağı.

Crawlers : Müşteri bulmak için yavaş ilerleyen taksi. Böcek. Halen yürümeyen bebek için ayak ve pantolon askısı. Paletli araç. Tulum. Tırtıl zincirli taşıt. Yağcı. Sürünen şey. Olta solucanı.

Happen : Tesadüfen olmak. Tesadüf etmek. Rastlamak. Tesadüfen -mek. Başına gelmek. Cereyan etmek. Olagelmek. Meydana gelmek. Bulmak. Vuku bulmak.

 

Fist : Yumruk atmak. Kalecinin topu tutamayacağı durumlarda yumrukları ile uzaklaştırması. Girişim. Yumruklamak. Teşebbüs. El yazısı. Avuçlamak. Yumruklama.

Bunch of fives : (argo) avuç. Yumruk. Beşlik.

Overfill : Aşırı doldurmak. Fazla doldurmak (çamaşır makinesi vb). Fazla doldurmak. Tıka basa doldurmak.

Pallets : Ot şilte. Ot minder. İstif rafı.

Fins synonyms : discover, see, surface, pallete, pallet, planes, pinna, fin, manual, caterpillar, find out, detect, notice, pinnas, hand operated, encounter, hands, sense, bump, surfaces, crawler, palettes, trace, hand, cheir, caterpillar tread, overfills, hand hold, sight, hand held, swimmers, flippers, mortar board.

Fins zıt anlamlı kelimeler, Fins kelime anlamı

Lose : Mahrum etmek. Kaybolmak. Geri kalmak. Kazanamamak. Heba etmek. Geri kalmak (saat). Mağlup olmak. Yitirmek. Zayi etmek. Kaybetmek.