Fish for türkçesi Fish for nedir

  • Ağız aramak.
  • Peşinde koşmak.
  • Kazanmaya çalışmak.

Fish for ile ilgili cümleler

English: She cooked some fish for me.
Turkish: Bana balık pişirdi.

English: He often eats fish for dinner.
Turkish: O, akşam yemeği için sık sık balık yer.

English: I used to fish for hours on holidays.
Turkish: Tatillerde saatlerce balık tutardım.

English: Do you often have fish for dinner?
Turkish: Akşam yemeği için sık sık balık yer misin?

English: My cat is thrilled with joy when she gets fish for dinner.
Turkish: Kedi akşam yemeği için balık aldığında sevinçten heyecanlandı.

Fish for ingilizcede ne demek, Fish for nerede nasıl kullanılır?

Fish : Bulup çıkarmak. Balık. Balık avlamak. Araştırmak. Balık tutmak. Omurgalı hayvanlardan, sularda yaşayan, yüzgeçleriyle hareket eden, kemikli veya kıkırdaklı olan, soğukkanlı, suda erimiş oksijeni solungaçlarıyla soluyan, genellikle yüzme keseleri bulunan, ayrı eşeyli, yumurtayla çoğalan, çoğunlukla pullu, mekik biçiminde yüzmeye elverişli vücutları olan canlılar. Balığa çıkmak. Denizden çıkarmak. Tutmak. Avlamak.

For : İçin. -dır. -e. Yerine. -e elverişli. Yüzünden. -e uygun. Dair. Adına.

Fish for compliments : Övgü aramak. Yaltaklanma veya hayranlık aramak. Kendisine kompliman yapılmasını istemek. Methiye aramak. İltifat beklemek.

 

Fish for information : Ağız aramak. Ağzını aramak. Bilgi almaya çalışmak.

Fish fork : Balık çatalı.

Fish anatomy : Balık anatomisi. Balıkların yapılarıyla uğraşan bilim dalı, ihtiyotomi.

İngilizce Fish for Türkçe anlamı, Fish for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fish for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cultivates : Ekmek. Yetiştirmek. İlerletmek. Kendini adamak. Dostluğunu kazanmak. Geliştirmek. Ekip biçmek. İşlemek. Toprağı işlemek.

Feel the pulse : Bilek veya boyundaki atardamarlara parmağını bastırmak suretiyle kalp atışını kontrol etmek. Kalp atışını hissetmek.

Seek : Öğrenmeye çalışmak. İstemek. Bir öğeler kümesinin, belirtilen bir özelliği taşıyan bir ya da birden çok öğenin bulunması amacıyla incelenmesi. Çabalamak. Amaçlamak. Aranmak. Arama. Aramak.

Run after : Kovalamak. Arkasından koşmak. Peşinden koşmak. Arkasından koşuşturmak.

Pursues : Kovalamak. Yürütmek. Devam etmek. Peşini bırakmamak. Takip etmek. Sürdürmek. Aramak. Ardına düşmek. Peşine düşmek.

Went after : Peşinde olmak. Çabalamak. Kovalamak. İzlemek. Yakalamaya çalışmak. Takip etmek. Peşinden koşmak. Peşinden gitmek.

Sound out somebody : Ağzını aramak.

Angle for : Güleryüzle elde etmeye çalışmak. İma ile istemek. Kurnazlıkla elde etmeye çalışmak. Oltasına takmaya çalışmak. Tavlamaya çalışmak.

Pursued : Kovalamak. Devam etmek. Peşine düşmek. İzlemek. Sürdürmek. Takip etmek. Yürütmek. Peşinde olmak.

Fish for synonyms : try to win, see how the wind blows, ghosting, make a bid for, pumped, pump, pursue, try to earn, cultivating, seeking, put out feelers, search after, fish for information, fly a kite, sought, seeks, ghost, pursuing, take a sounding, cultivate, ghosted, go after.