Flaws türkçesi Flaws nedir

Flaws ile ilgili cümleler

English: I am a flawed person, but these are flaws that can easily be fixed.
Turkish: Ben kusurlu bir insanım fakat bunlar kolaylıkla düzeltilebilen kusurlar.

English: We all have our flaws.
Turkish: Hepimizin kusurları var.

English: This plan has no flaws.
Turkish: Bu planın hatası yok.

Flaws ingilizcede ne demek, Flaws nerede nasıl kullanılır?

Scofflaws : Alay ederek kanunu ihlal eden kimse. Küçümseyerek yasaları ihlal eden.

Flaw detection : Hata tespiti.

Fatal flaw : Ölümcül kusur.

Flaw : Defo. Hata. Sakatlık. Çatlamak. Aksama. Üretim hatası. Çatlatmak. Zarar vermek. Kusur. Özür.

Flawing : Hasara uğratmak. Kusur. Yarmak. Zarar vermek. Sakatlık. Noksanlık. Çatlatmak. Çatlamak. Üretim hatası. Aksama.

Flawlessly : Mükemmel şekilde. Hatasızca. Kusursuz bir şekilde. Mükemmel bir şekilde. Kusursuzca.

Flawy : Arızalı. Bozuk. Kusurlu. Beklenmedik ani rüzgarla karşı karşıya kalan. Kusur dolu. Kırık. Defolu. Özürlü.

Flawless : Kusursuz. Defosuz. Özürsüz. Lekesiz. Mükemmel.

Flawlessness : Mükemmellik. Kusursuzluk.

Unflawed : Kusursuz.

İngilizce Flaws Türkçe anlamı, Flaws eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flaws ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Excuse : Mazur görmek. Haklı çıkarmak. Affeylemek. Geçirmek. Bağışlamak. Mazur göstermek. Bahane. Affetmek. Hoşgörmek.

Battiest : Kaçık. Kıç. Üşütük (argo terim). Popo. Üşütük. Bir tahtası eksik. Deli.

Culpas : İhmal.

Bloomer : Büyük hata. Blok haddesi. Jimnastik pantolonu. Gaf. Aptalca hata. Kabakütük haddesi. Pot. Büyük yanılgı. Olgun.

Cleavage : Görüş ve tutumların karşıt uçlara bölünerek ayrılması. Yarılım ı. Göğüs dekoltesi. Ayrılma. Klivaj. Bir kayacın birbirine koşut düzlemler boyunca yarılabilme özelliği. Zigotu izleyen yarıklanma. vitellus maddesinin miktarı ve dağılımına göre total ve parsiyal olmak üzere iki türlü bölünme biçimi bulunur. eşit büyüklükte, iki veya daha fazla kız hücre oluşumuyla sonuçlanan ve genellikle bakteri gibi tek hücreli organizmalarda görülen eşeysiz üreme biçimi. Cilt kıvrımları. Kayaç dilinimi. Yarma.

Apologetical : Savunan. Özür dileyen. İtiraz beyan eden.

Flawing : Hasara uğratmak. Yarmak. Sakatlık. Zarar vermek. Sakatlamak. Aksama. Çatlamak.

Boners : Filmdeki çekim hataları. Büyük hata. Ereksiyon. Pot. Erekte olmuş penis. Aptalca hata. Filmin sonunda gösterilen çekim hataları bölümü. Gaf.

Apologies : Mazeret. Kötü örnek. Savunma. Özürler.

Chappie : Delikanlı. Yarık. Delikanlı (argo terim). Genç adam. (ingiliz ingilizcesi) adam.

Flaws synonyms : tragic flaw, chinks, shortness, defect, deficiency, broch, alibiing, culpae, clanger, barmy, apologetic, defaults, cavil, alibi, defectiveness, chink, delinquency, chip, hole, bug, chinked, allegations, fault, defalcation, flaw, aberration, incompleteness, trets, cavils, boner, chappy, short, battier.

Flaws zıt anlamlı kelimeler, Flaws kelime anlamı

Perfection : Kusursuz kişi ya da şey. Tamamlama. Bitirme. Tekamül. Kusursuzluk. Mükemmellik. Bir ölçme aracı ya da bir ölçme sürecinin ölçüm yanılgılarını en aza indirgeme yeteneği. Ustalık. İkmal. Eşsiz örnek.