Flaw türkçesi Flaw nedir

Flaw ile ilgili cümleler

English: Both methods worked flawlessly.
Turkish: Her iki yöntem kusursuz çalıştı.

English: I can't find a single flaw in her theory.
Turkish: Onun teorisinde bir tek kusur bulamıyorum.

English: I can't find a single flaw in his theory.
Turkish: Onun teorisinde tek bir kusur bulamıyorum.

English: How can you speak such flawless German?
Turkish: Nasıl böyle kusursuz Almanca konuşabiliyorsun?

English: I am a flawed person, but these are flaws that can easily be fixed.
Turkish: Ben kusurlu bir insanım fakat bunlar kolaylıkla düzeltilebilen kusurlar.

Flaw ingilizcede ne demek, Flaw nerede nasıl kullanılır?

Flaw detection : Hata tespiti.

Fatal flaw : Ölümcül kusur.

Flawing : Çatlatmak. Çatlamak. Zarar vermek. Aksama. Hasara uğratmak. Sakatlamak. Sakatlık. Kusur. Yarmak. Üretim hatası.

Flawless : Defosuz. Mükemmel. Özürsüz. Lekesiz. Kusursuz.

Flawlessly : Mükemmel bir şekilde. Mükemmel şekilde. Kusursuz bir şekilde. Hatasızca. Kusursuzca.

Scofflaw : Küçümseyerek yasaları ihlal eden. Alay ederek kanunu ihlal eden kimse.

Flabbergasted : Hayrete düşmüş. Şaşırmış. Şaşırtılmış. Şaşkına dönmüş. Şaşkın. Çok şaşırmış.

 

Flab : Yağlı veya kilolu kimse. Aşırı vücut ölçüsü. Şişmenlık. Yağ. Aşırı vücut ağırlığı. Şişman.

Unflawed : Kusursuz.

Flawlessness : Kusursuzluk. Mükemmellik.

İngilizce Flaw Türkçe anlamı, Flaw eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flaw ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Chinking : Metalik ses çıkartmak. Şıkırdamak. Yarıkları doldurmak. Şangırdamak. Şangırdatmak. Temiz para. Şıngırdatmak. Şıkırtı. Şıkırdatmak.

Injures : Zedelemek. Yaralamak. İncitmek. Kötülük etmek.

Tret : Fire. Fire indirimi.

Boo boo : Aptalca hata. Aptalca bir hata.

Break : Fırsat. Batmak. Kırılmak. İhlal etmek. Tutmamak. Şans. Kesme. Uymamak. Sınmak. Çözmek.

Disadvantage : Götürü. Aleyhte durum. Çekince. Mahzur. Dezavantaj. Zarar. Bir kişi, nesne, durum ya da koşula karşı olan, başarı ya da kazançta engelleyici etkisi bulunan özellikler. Kayıp.

Limping : Aksak. Topallama. Topallayan.

Breach : İhlal. Yarık. Karşı gelmek. Bozmak. Gedik. Gedik açmak. Bozma (anlaşmayı). Çiğneme. Kırmak. Güvenliği kırmak.

Dags : Komik kimse. Çiselemek. Ahmak. Salak. Hançer. Çakıldak. Dag. Kumaş üzerindeki oymalı kenar. Koyunlarda özellikle kış aylarında hayvanların arka bölgelerinde gübrelerin top top yapağılarına yapışması. bu durum hayvanı rahatsız eder ve yapağı kalitesini bozar.

Flaw synonyms : tragic flaw, die of exhaustion, injure, trets, allegations, weather, disrupted, cavils, amends, breakages, bent, booboo, defects, fissure, culpas, apologies, do a disservice, deformation, breakage, rifted, blemish, disrupting, chinks, incompleteness, chappy, bloomer, excuse, deform, cleave, handicaps, deformities, delinquency, failing.

 

Flaw zıt anlamlı kelimeler, Flaw kelime anlamı

Perfection : Bir ölçme aracı ya da bir ölçme sürecinin ölçüm yanılgılarını en aza indirgeme yeteneği. Ustalık. Mükemmeliyet. Kusursuzluk. Kemal. Bitirme. Tamamlama. Eşsiz örnek. Mükemmelleştirme. Mükemmellik.

Flaw ingilizce tanımı, definition of Flaw

Flaw kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A crack or breach. To make flaws in. A gap or fissure. A defect of continuity or cohesion. As, a flaw in a knife or a vase. To crack.