Flawy türkçesi Flawy nedir

Flawy ingilizcede ne demek, Flawy nerede nasıl kullanılır?

Flaw detection : Hata tespiti.

Fatal flaw : Ölümcül kusur.

Flaw : Üretim hatası. Çatlamak. Noksanlık. Kusur. Zarar vermek. Defo. Sakatlamak. Çatlatmak. Çatlak. Yarmak.

Flawing : Üretim hatası. Hasara uğratmak. Yarmak. Aksama. Sakatlık. Çatlamak. Zarar vermek. Sakatlamak. Kusur. Noksanlık.

Flawless : Kusursuz. Defosuz. Özürsüz. Mükemmel. Lekesiz.

Flawlessness : Kusursuzluk. Mükemmellik.

Being flawed : Deforme olmuş olma. Defolu olma. Kusurlu olma.

Scofflaws : Alay ederek kanunu ihlal eden kimse. Küçümseyerek yasaları ihlal eden.

Flab : Aşırı vücut ağırlığı. Yağlı veya kilolu kimse. Şişmenlık. Aşırı vücut ölçüsü. Yağ. Şişman.

Scofflaw : Küçümseyerek yasaları ihlal eden. Alay ederek kanunu ihlal eden kimse.

İngilizce Flawy Türkçe anlamı, Flawy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flawy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Broken : Uyulmamış. Taşlı. İhlal edilmiş. Bozuk yazı. Yıkılmış. Yarım kalmış. Ezik. Bölünmüş. Kolu kanadı kırık.

Gappy : Noksan. Eksik.

Imperfect : Fiil kipinin gösterdiği oluş ve kılışın geçmiş zamanda gerçekleştiğini bildiren birleşik çekim türü. asıl fiilin kipleri ile i- fiilinin görülen geçmiş zamanının veya ekleşmiş şeklinin birleşmesi ile ortaya çıkar. emir dışındaki bütün kiplerin bir hikaye biçimi vardır: || geniş zamanın hikayesi: oku-r-du-m, oku-r-du-n vb. || şimdiki zamanın hikayesi: oku-yor-du-m, oku-yor-du-n vb. || görülen geçmiş zamanın hikayesi: oku-du-y-du-m, oku-du-y-du-n vb. || duyulan geçmiş zamanın hikayesi: oku-muş-tu-m, oku-muş-tu-n vb. || gelecek zamanın hikayesi: oku-y-acak-tım, oku-y-acak-tı-n vb. || şartın hikayesi: oku-sa-y-dı-m, oku-sa-y-dı-n vb. || istek şeklinin hikayesi: oku-y-a-y-dı-m, oku-y-ay-dı-n vb. || gereklilik şeklinin hikayesi: oku-malı-y-dı-m, oku-malı-y-dı-n vb. Noksan. Uygulanmaz. Hatalı. Tamamlanmamış. Kusur. Hikaye birleşik kipi.

 

Malfunctioned : Arızalanmış. Arıza yapmış.

Buggered : Leşi çıkmış. Yorgun. Tükenmiş. Haşat olmuş. Gebermiş. Harcanmış. Harap olmuş. Eskimiş. Canı çıkmış.

Broken down : Çökük. İşi bitmiş. Düşkün. Bozulmuş. Bitkin. Çökmüş. Çürük. Yıkılmış. Yıkık.

Hors de combat : Muharebe dışı kalmış. Artık savaşamayacak halde olan. Kullanımdan çıkarılmış. Kullanılmaz halde. Saf dışı. Engelli. Savaşamaz halde. Savaş dışı. Malul. (fransızca) muharebe dışı kalmış.

Tripped up : Ayağına çelme takmak. Çelme takmak. Yanlış. Yanıltmak. Başarısız. Ayağını çelmek. Yanlış yapmak. Çelme atmak.

Breakages : Kırık parça. Kırılan şeylerin tutarı. Kırılma. Kopma. Kırma. Kırılma tazminatı. Çatlak.

Bad mark : Zayıf. Kötü not.

Flawy synonyms : gonzo, flakey, bad, gimpiest, imperfection, imperfectness, bug, crippled, blister, defective, fault, corrupted, disillusioned, bumpiest, eccentric, gimpy, hole, faultiest, bumpier, afflicted, glitch, freakish, malformed, cock a hoop, outre, bummest, amiss, fragment, on the fritz, failed, bumpy, fracture, fragmenting.

 

Flawy zıt anlamlı kelimeler, Flawy kelime anlamı

Perfection : Bitirme. Mükemmelleştirme. Kusursuzluk. Mükemmeliyet. Eşsiz örnek. Kemal. Kusursuz kişi ya da şey. Mükemmellik. Bir ölçme aracı ya da bir ölçme sürecinin ölçüm yanılgılarını en aza indirgeme yeteneği. Yetkinlik.

Conventional : Bilgisayar, sosyoloji alanlarında kullanılır. Saymaca. Basmakalıp. İtibari. Toplumun ya da toplumsal kümenin gelenek ve göreneklerine uyan. toplumdaki ya da kümedeki yaygın tutum ve davranış ölçülerine eleştirisiz bir uyarlığı anlatan (tutum ve davranış), bk. uymacılık. gerçekte öyle olmamasına karşın öyle sayılan. Törel. Konvansiyonel. Atomik olmayan. Konvensiyonel. Beylik.

Flawy ingilizce tanımı, definition of Flawy

Flawy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Defective. Broken. Faulty. Full of flaws or cracks.