Flexible labour market türkçesi Flexible labour market nedir

  • Esnek işgücü piyasası.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Esnek işlendirme olanaklarının sağlandığı, işe alım ve işten çıkarımın kolaylıkla yapılabildiği ve dolayısıyla işlendirme maliyetlerinin düşürülebildiği işgücü piyasası.

Flexible labour market ingilizcede ne demek, Flexible labour market nerede nasıl kullanılır?

Flexible : Değişken. Elastik. Esneyebilir. Sabit olmayan. Bükülgen. Esnek. Uysal. Esner. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Bükülme esnekliği gösteren.

Labour : İşçi. Doğum sancısı. Doğum. Çabalamak. Çaba harcamak. ä°şçi partisi üyesi. İşgücü. Boğuşmak. Ayrıntılara girmek. Doğurma.

Market : Pazarlamak. Alıcı ve satıcıların karşılaştığı her türlü ortam. Çarşı. Genel satak. Alışveriş yapmak. Pazar. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Borsa. Talep. Alıcılarla satıcıların belirli bir günde bir araya gelerek alış veriş ettikleri yer.

Labour market : İş piyasası. İş genel satağı. Emek piyasası. Emek sunum ve isteminin karşı karşıya gelmesiyle ücretlerin ve işlendirme koşullarının belirlendiği piyasa. Emek pazarı. Toplam emek sunusu ile emek isteminin karşılaştığı var sayılan ve sonuç olarak ücreti belirgin bir duruma getiren iş genel satağı. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

 

Dual labour market : İkili işgücü piyasası. İşgücü piyasasındaki içsel işgücü piyasası ve dışsal işgücü piyasası; birincil işgücü piyasası ve ikincil işgücü piyasası; kayıtlı işgücü piyasası ve kayıt dışı işgücü piyasası gibi ikiliklerin olduğu işgücü piyasası.

Primary labour market : Birincil emek piyasası. Nitelikli işgücünün yüksek ücretli işlerde (iyi işler) çalıştırıldığı, işgücünün kariyer beklentilerinin karşılandığı, sürekliliğin, iyi çalışma koşulları ve kuralların olduğu piyasa. krş. ikincil emek piyasası.

Formal labour market : Kayıtlı işgücü piyasası. Sürekli veya geçici işlerde çalışma mevzuatına uygun olarak sosyal güvenlik sistemi içinde işlendirilenler ile memurların yer aldığı piyasa.

Internal labour market : İçsel emek piyasası. Dışarıdaki emek piyasasıyla doğrudan bağlantısı olmayan firma içindeki emek sunum ve istemi. Ücretlerin belirlenmesi ve iş örgütlenmesinin bir dizi yönetsel kurallar ve yöntemler tarafından belirlendiği işgücü piyasası. İçsel işgücü piyasası.

Informal labour market : Sürekli veya geçici işlerde çalışma mevzuatına aykırı olarak sosyal güvenlik sistemi dışında işlendirilenlerin yer aldığı piyasa. Kayıt dışı işgücü piyasası.

Secondary labour market : İkincil emek piyasası. Ücretlerin düşük ve işlendirme koşullarının istikrarsız olduğu emek piyasası. krş. birincil emek piyasası.

İngilizce Flexible labour market Türkçe anlamı, Flexible labour market eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flexible labour market ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

Flexible labour market synonyms : abnormal budget expenditures, ability to pay principle, a change in demand, a pass through certificate, a type mutual funds, ability rent.