Flivver türkçesi Flivver nedir

  • Külüstür uçak.
  • Külüstür araba.
  • Ford'un 1908 ile 1927 yılları arasında ürettiği t model otomobil.
  • Külüstür otomobil.
  • Fiyasko.
  • Başarısızlık.

Flivver ingilizcede ne demek, Flivver nerede nasıl kullanılır?

Flivvers : Külüstür uçak. Ford'un 1908 ile 1927 yılları arasında ürettiği t model otomobil. Külüstür araba. Fiyasko. Başarısızlık.

Flibbertigibbet : Dedikoducu kimse. Aptal. Kafasız. Sersem. Geveze. Hoppa ve geveze kimse. Hoppa tip. Kuş beyinli.

Flibbertigibbets : Kafasız. Dedikoducu kimse. Sersem. Kuş beyinli. Hoppa tip. Aptal. Geveze.

Flic : Sakçı.

Flick : Fiske. Hafif vuruş. Parmak şıklatmak. Film. Çırpınmak. Vurmak. Kamçı ve benzerini şaklatmak. Fiske atmak. Fiske vurmak. Seğirmek.

Flick knife : Sustalı bıçak. Sapındaki bir düğmeye basılmak suretiyle açılan yay mekanizmalı cep bıçağı. (ingiliz ingilizcesi) sustalı. Sustalı çakı.

Flicker : Titremek. Hızla ve sessizce önünden geçmek. Titrek ışıltı. Sönüp yanmak. Alazlanmak. Titreşmek. Titreşme. Titreme. Oynamak (ışık veya gölge).

Flickered : Çırpınmak. Titreyerek yanmak (ateş). Titremek. Titrek ışık veya alev. Oynamak. Alevlenmek. Titreşmek. Hızla ve sessizce önünden geçmek. Titreme. Oynamak (ışık veya gölge).

Flicker free : Göz kırpıştırmayan. Kırpışmasız.

 

Flicker photometer : Bir görsel ışıkölçer. bu ışıkölçerde ışık, ölçüştürülecek kaynakların bir birinden bir öbüründen, art arda değişerek aydınlatılan aynı ve tek bir alan parçasından yansıyarak göze gelir. kırpışmalı ışıkölçerde değişme hızı (frekansı), renklerin erime (birbiri içinde eriyip karışma) frekansından yüksek, ama parıltıların erime frekansından alçak olmak üzere, uygun bir biçimde seçilmelidir, bk. görüntü erime frekansı, eşitlik ışıkölçeri. Titremeli ışıkölçer. Kırpışmalı ışıkölçer.

İngilizce Flivver Türkçe anlamı, Flivver eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flivver ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jaloppy : Hurda araba.

Fizzled : Boşa çıkmak. Vızlamak. Fışırtı. Kötü sonuçlanmak. Fos çıkmak. Fışırdamak. Bozulmak. Suya düşmek.

Abortions : Çocuk düşürme. Düşük. Akamet. Alma (dölütü). Düşürme (çocuk). Bebek aldırma. Alma (çocuk). Kürtaj. Düşürtme (dölütü).

Arteria hepatica : A. coeliaca'nın bir kolu olarak karaciğer, mide, pankreasla onikiparmak bağırsağının başlangıç kısmının vaskularizasyonunu üstlenen atardamar, arterya hepatika. Karaciğer atardamarı. Arterya hepatika.

Bomb : Bomba. Atom bombası. Külçe halinde magmadan koparılıp püskürme ile fırlatılan ve havada döne döne yuvarlak, elipsi biçimini almış lav parçası. Bomba atmak. Bombardıman etmek. Volkanik bomba. Fiyasko ile sonuçlanmak.

Crate : Kasaya yerleştirmek. Kasalamak. Büyük sepet. Küfelemek. Kasa. Sandık. Kafesli sandık. Küfe. Sandıklamak.

Cardiovascular system : Kardiyo vasküler sistem. Açık dolaşım sistemi. Kalp ve dolaşım sistemi. Kardiyovasküler sistem. Kanın pompalanıp tüm vücutta dolaşımını sağlayan, kalp ve kan damarların oluşturduğu yapı. Kalp-damar sistemi.

 

Bile duct : Safra arnası. Öd kanalı. Öd yolu. Karaciğer hücreleri tarafından meydana getirilen safrayı onikiparmak bağırsağına taşıyan kanal, öd kanalı. Karaciğer hücreleri tarafından meydana getirilen safrayı onikiparmak bağırsağına taşıyan kanal. öd kanalı, koledok kanalı. Safrayı ciğerlerden veya safra kesesinden ince bağırsağa taşıyan kanal (anatomi terimi). Safra kanalı. Ödyolu.

Flitter : Çırpınmak. Dekorasyon için kullanılan metal parça. Uçup giden kimse veya şey. Kanat çırpma hareketi.

Flivver synonyms : venae interlobulares hepatis, hepatic vein, gastrointestinal system, biliary ductule, vena hepatica, move back and forth, hepatic lobe, systema alimentarium, kupffer's cell, internal organ, hepatic duct, hepatic artery, flivvers, fiascos, dud, quiver, clunkers, failures, abortiveness, circulatory system, banger, failing, fizzles, crates, clunker, collapse, boneshaker, crock, waver, debacles, abortional, fiascoes, fizzers.