Floating within a sliding band türkçesi Floating within a sliding band nedir

  • Kaygan aralıkta dalgalanma.
  • Yüksek enflasyonlu ekonomilerde döviz kuru bandının ortalama değerinin belirlenerek sabitlendiği ve bu ortalama değerin gerekli durumlarda yeniden ayarlandığı bir tür gözetimli dalgalanma.
  • İktisat alanında kullanılır.

Floating within a sliding band ingilizcede ne demek, Floating within a sliding band nerede nasıl kullanılır?

Floating : Yüzme. Dalgalanan. Yerleşik olmayan. Hareketli. Döner (sermaye). Yüzey düzleme. Değişen. Gezici. Kayan.

Within : Bünyesinde. İçinden. İçin için. İçeriye. İçeride. İçinde. İçeri. İç kısım. İçerisinde. İç.

A : En yüksek not. Argonun simgesi. Miktar belirtir. (herhangi) bir. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Atom ağırlığı. Amperin simgesi. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Herhangi bir. La (müzik terimi).

Sliding : Kaydırma. Hareketli. Değişken. Kayan. Sürme. Kayıcı. Kızaklı. Sürmeli. Sürgülü.

Band : Moleküllerin dönme erke düzeyleri arasındaki geçişlerin oluşturduğu görünge çizgilerinin bütünü. Ses frekansı aralığı. Şerit yapmak. Bir izgenin iki sıklık değeri arasında kalan ışınım bölgesi. Kuşak. Mızıka. Grup. Kolan. Toplamak. Şerit.

Floating within a band : Döviz kurlarının para yetkesince belirlenen bir aralık içinde serbestçe dalgalanmasına izin verildiği kur bandı sistemi. Aralık içinde dalgalanma.

 

Floating within a wider band : Döviz kurlarının piyasa koşullarına göre potansiyel olarak kaydedebilecekleri ya da kazanabilecekleri değer sınırları içinde para yetkesince belirlenen aralık içinde dalgalandığı ve bu sınırların zaman içinde genişletildiği kur bandı sistemi. Genişletilmiş aralıkta dalgalanma.

Floating within a narrow band : Döviz kurlarının para yetkesince belirlenen oranın yüzde bir altında veya üstünde dalgalanmasına izin verildiği kur bandı sistemi. Dar aralıkta dalgalanma.

İngilizce Floating within a sliding band Türkçe anlamı, Floating within a sliding band eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Floating within a sliding band ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

 

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Ability to pay approach : Güç yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir. Olağanüstü bütçe geliri.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Floating within a sliding band synonyms : a change in individual demand, a type mutual funds, abolition of forced labour convention, ability rent, abnormal budget, a shift in individual demand.