Flokati türkçesi Flokati nedir

  • El dokuması kalın yün yunan halısı.
  • Elle dokunmuş kabarık yünlü yunan halısı.

Flokati ingilizcede ne demek, Flokati nerede nasıl kullanılır?

Meflokin : Dirençli p. falciparum suşlarına karşı etkili kinolin-metanol türevi bir sıtma ilacı. Meflokin.

Flo : Kadın ismi (florence isminin kısaltması).

Float : Uçmak. Olta, ağ vb. avlanma aracının suda yüzmesini veya orta su kesiminde belli bir derinlikte kalmasını veya yüzmesini sağlamak doğal ve yapay mantar, içi hava dolu plastik, polyester, fiberglas malzeme, ağaç, sertleştirilmiş lastik ve strafor vb malzemelerden yapılandırılmış ve farklı biçimlerde olabile yapılar. Süzülmek. Kurmak (şirket). Batmamak. Dalgalanmak. Batmadan yüzmek. Piyasaya çıkarmak. Yüzdürücü.

Float a loan : Kredi ayarlamak. Kredi bulmak.

Float an idea : Ortaya bir fikir atmak. Bir fikir önermek.

Float cell : Flotasyon hücresi. Yüzdürme gözcüğü.

Float charge : Tampon şarj.

Float bridge : Sallı köprü.

Float lever : Yüzertop kolu. Yüzertopu kapama düzenine birleştiren kol.

Float line : Su içerisinde mantar veya diğer yüzdürücüler yardımıyla ağın yüzmesini ve açılmasını sağlayan kısım. Mantar yaka.

İngilizce Flokati Türkçe anlamı, Flokati eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Flokati ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Swim : Yüzerek geçmek (akarsu veya göl vb'ni). Kulaç atmak. Dönmek. Dolmak. Bir şey içinde yüzmek. Islatmak. Yüzdürmek. Taşmak. Boğulmak. Yüzme.

Stream : Sürmek. Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu. Çay. Bilgisayar, uzay alanlarında kullanılır. Bir topluluğun (yıldız ya da cisimler) belli bir doğrultudaki devinmesi. Uçuşmak. Akın halinde gitmek. Sel gibi akmak. Dalgalanmak (saç veya bayrak). Akıp gitmek.

Move : Kımıldamak. Teklif etmek. Hareket ettirmek. Yer değiştirmek. Oynamak. Hareket etmek. Tahrik etmek. Oynatmak. Veriyi ana bellekte bir yerden başka bir yere aktarma. Duygulandırmak.

Waft : Taşımak. El işareti. Sürüklemek (rüzgar veya dalga). Hafif koku. Sürüklenmek (rüzgarla veya dalgayla). Taşımak (hava veya su). Taşımak (hava, su vb.). Sürüklemek. Uçuş. Götürmek.

Go : Tükenmek. Yok olmak. Hareket etmek. Koyulmak. Bahse girmek. Girmek. Götürmek. Geçmek. Başlamak. İlerlemek.

Buoy : Duba veya şamandıra. Yüzmek. Desteklemek. Yükselmek. Şamandıra. Su üzerinde tutmak. Güçlendirmek. Yüzdürmek. Cankurtaran simidi. Can yeleği.

Tide : Cereyan. Akış. Akın. Met. Gelgit. Eğilim. Ay ve güneşin yeryuvarı üzerindeki çekim güçleri nedeniyle deniz yüzünde, özellikle anadenizlerde görülen düzey değişmeleri. Akıntı. Medcezir.

Travel : Yol almak. Yolculuk. Gitmek. Seyahat etmek. Kaçmak. Gezmek. Tüymek. Gezi. Seyahat. Yolculuk yapmak.

Drift : Kayma. Birikmek. Plazma fiziğinde, bir parçacığın dönme merkezinin, tutulan magnetik alanına dik yöndeki hareketi. Sapma. Tıkanmak. Kayma devimi. Sürüklenmek. Yığılmak. Yatay galeri. Sürüklemek.

Be adrift : Akıntıyla sürüklenmek.

Flokati synonyms : locomote, blow.

Flokati zıt anlamlı kelimeler, Flokati kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Sink : Batırmak. Fenalaşmak. Düşürmek. Alıcı. Suya batmak. Feragat etmek. Batmak. Yatırmak (sermaye). Saplanmak. Kötüleşmek.