Fluorescence türkçesi Fluorescence nedir

  • Florışıma.
  • Uyarmanın bitiminden sonra ancak çok kısa bir süre(yaklaşık olarak 10(üzeri -8) saniyeden az) süren ışılışı.
  • Yakamoz.
  • Flüoresans.
  • Görünmez morötesi ışınının emilmesi sonucu görünür ışık yayma durumu.
  • Flüorışıllık.
  • Yalnızca ışınımlanma sürecinde ortaya çıkan ışıldama.
  • Floresan.
  • Floresanlık.
  • Kimi cisimlerin ışık ve röntgen ışınlarına maruz bırakıldıklarında kendiliklerinden muhtelif renkte ışıklar yayma özelliği.
  • Uyarılmış bir sistemden, temel haldeki bir sisteme geçiş sırasında yayılan ışık.
  • Fizik, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Akışıma.
  • Floresans.
  • Kimi özdeklerin ışık soğurumundan hemen sonra değişik renkte ışık ışıma özelliği.
  • Işınırlık.
  • Flüorışı.
  • Bir başka kaynaktan alınan ışınımlar etkisiyle kimi özdeklerin ısınım yayma özelliği.
  • Flüorışıma.
  • Işık almakta olan bir özdeğin, başka ya da aynı dalga boyunda ışınlar salması olayı.

Fluorescence ingilizcede ne demek, Fluorescence nerede nasıl kullanılır?

Fluorescence antibody assay : Floresan antikor deneyi. Floresan mikroskopta renkli ışık veren boyalarla işaretlenmiş antikorların kullanıldığı bir immünohistokimyasal deney, ifa, immünofloresan deneyi.

Fluorescence microscopy : Flüorışıma mikroskopisi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Floresan mikroskobu. Işığı geçirme ya da yansıtma yerine ışık yayma özelliğine sahip örneklerin mikroskop için hazırlanması. bu maksatla dokular akridin oranj, kongo kırmızısı, fluoresein gibi fluokrom boyalarla boyanır. Flüoresan mikroskopi. Floresan mikroskobisi. Işığı geçirme veya yansıtma yerine ışık yayma özelliğine sahip örneklerin akridin oranj, kongo kırmızısı ve fluoresein gibi fluokrom boyalarla boyanarak mikroskop için hazırlanması. Belli floresan maddelerin uygun dalga boyundaki ışık altında doku kesitlerinin görülebilirliğini sağlayan mikroskop. floresan maddelerin karanlık bir zemin üzerinde parlak ışıklar yaydığı ve insan gözünün görme sınırı altındaki dalga boylu ışınların kullanıldığı mikroskob türüdür. biyolojik örnekler önceden elde edilmiş özgül antikorlarla boyanarak istenilen yapı görüntülenir.

 

Quenching of fluorescence : Bir dış etkenle, özdeciklerin ışınırlığını azaltma ya da durdurma. Işınırlık sönümü. Işınırlık dindirmesi. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Flüorışıma dindirimi.

Autofluorescence : Otofloresans. Kendiliğinden flüorışıma. Özflüorışıma. Dokularda normal olarak bulunan maddelerin oluşturduğu floresan.

Immunofluorescence : Bağışıklık florışıllığı. Flüoresan boyayla işaretlenmiş antijen veya antikorun temasa getirildiği dokudaki antikor veya antijenle oluşturduğu antijen-antikor reaksiyonunun flüoresan mikroskopta izlenmesi esasına dayalı, spesifik antijeni belirleme yöntemi. İmmunofluoresan. İmmunofloresan. İmmünoflüoresan. Bağışıklık florışıması.

 

Immunofluorescence assay : İmmünofloresan deneyi. Floresan antikor deneyi.

Fluorescent lamp : İç çeperi ışınır özdekle sıvalı, içindeki çok alçak basınçlı cıva buğusunda elektriksel boşalma sonucu ortaya çıkan morötesi ışınları ışığa dönüştüren ışıtaç çeşidi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Flüoresan lamba. Floresan lambası. Işınır ışıtaç. Floresan lamba. Flüorışıl lamba.

Fluorescent light : İçi ışık veren flöresan bir madde ile kaplanmış cam tüp. Flöresan ışığı. Floresan lamba. Floresan. Floresan ışık. Floresan ışığı.

Fluorescent screen : Flüorışıl ekran. Işınır görüntülük. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir eksiuç ışıtacının ya da almaç ışıtacının, iç çeperi ışınır özdekle sıvalı, elektron topunun gönderdiği elektron demeti çarpınca, görüntülüğün önünde ışıklı görüntü oluşturan düz bölümü. Floresan ekran.

Fluorescent tube : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işınır ışıtaç. Floresan tüp. İç çeperi ışınır özdekle sıvalı, içindeki çok alçak basınçlı cıva buğusunda elektriksel boşalma sonucu ortaya çıkan morötesi ışınları ışığa dönüştüren ışıtaç çeşidi. Yüksek gerilimli flüorışıl ışıtaç. Floresan lamba. Flüorışıl boru. Floresan ampulü.

İngilizce Fluorescence Türkçe anlamı, Fluorescence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fluorescence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fluorescent light : Floresan ışık. Floresan ışığı. Floresan lamba. İçi ışık veren flöresan bir madde ile kaplanmış cam tüp. Flöresan ışığı.

Radiance : Neşe. Işık yayma özelliğinde parlaklık. Aydınlak. Işıma. Sevinç. Radyans. Parlaklık. Işınım. Nur. Radyasyon.

Visible light : Görülen ışık. Dalga boyu 380-780 mm. arasında olan insan gözünün gördüğü ışık. Görünebilir ışık. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İzgenin gözle görülebilir bölümünde (1012 khz) yer alan dalgalar, ışık dalgaları. İnsan gözünün algılayabileceği ışık alanı (fizik). Görünür ışık.

Radiances : Parlaklık. Işınım. Nur. Aydınlık. Parlaklık (yaymak). Radyans. Işık yayma özelliğinde parlaklık. Görkem. Radyasyon.

Fluorescent : Floroışıl. Flüorışıl. Flüorışıl ekran. Floresant. Işık almakta olan bir özdeğin, başka ya da aynı dalga boyunda ışınlar salabilirliği. Fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Işınır. Yüklü parçacıklarla ya da ışılcıklarla dövülünce ışıma özelliği gösteren (özdök). Florışıyan.

Phosphorescence : Önceden ısı, ışık ya da elektrik boşalımının etkisinde bırakılmış bir özdeğin sonradan sürekli ışık yayması. ak fosforun yavaş oksitlenmesinde gözlenen soluk yeşilimsi ışıma. Fosfor gibi ışıldama. Kimi özdeklerin görünür ya da morüstü ışığa tutulduktan sonra bir süre yeşilimsi renkte ışıldaması. Fosforışı. Fosforesans. Fosforlarıma. Fizik, kimya, nükleer enerji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı. biyolojik ışık üretme özelliğine sahip organizmaların akıntı ve rüzgarlarla sürüklendiklerinde veya bir şeye dokunduklarında oluşan ışığın yansıması olayı. Karanlıkta ışıma.

Visible radiation : Akımmıknatıssal izge içinde kırmızıdan mora değin giden ışınım kuşağı. Görünebilir radyasyon. Görünür radyasyon. Gözle görünür radyasyon. Görünür ışınım.

Sea fire : Fosfor gibi ışıldayan deniz canlıları tarafından üretilen ışık.

Noctiluca : Bir hücrelilerin (protozoa), kamçılılar (flagellata) sınıfından, küre biçiminde, çok iri ve karışık yapılı, denizlerde yaşayan ve yakamoz meydana getiren bir cins. noctiluca miliaris türü iyi bilinir. Noktiluka. Karanlıkta parlayan tek hücreli deniz canlısı.

Light : Eşik. Bir görünçlüğün aydınlatılması için yönetmenin ışıkçılara verdiği komut. Işık tutmak. Işık. Işık vermek. Nur. Konmak. Bir salonun ya da sahnenin aydınlatılması için yöneticinin ya da sorumlunun verdiği buyruk. Aydınlık. Işıldamak.

Fluorescence synonyms : autofluorescence.

Fluorescence ingilizce tanımı, definition of Fluorescence

Fluorescence kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A property possessed by fluor spar, uranium glass, sulphide of calcium, and many other substances, of glowing without appreciable rise of temperature when exposed to light or to ultra-violet rays, cathode rays, X rays, etc. That property which some transparent bodies have of producing at their surface, or within their substance, light different in color from the mass of the material, as when green crystals of fluor spar afford blue reflections. It is due not to the difference in the color of a distinct surface layer, but to the power which the substance has of modifying the light incident upon it. The light emitted by fluorescent substances is in general of lower refrangibility than the incident light.