Foc türkçesi Foc nedir

Foc ile ilgili cümleler

English: Ali had trouble focusing on what needed to be done.
Turkish: Ali neyin yapılması gerektiği konusuna odaklanmakta sorun yaşadı.

English: Ali doesn't seem very focussed at the moment.
Turkish: Ali şuana odaklanmış gibi görünmüyor.

English: Ali is focused.
Turkish: Ali odaklanmış.

English: Ali and Mary both wanted to focus more on their careers.
Turkish: Ali ve Mary her ikisi de kariyerlerine daha fazla odaklanmak istediler.

English: Ali focused on his work.
Turkish: Ali işine odaklandı.

Foc ingilizcede ne demek, Foc nerede nasıl kullanılır?

Focaccia : Bir tür italyan pidesi. Zeytinyağı ile yapılan ve otlarla çeşnilendirilen düz italyan ekmeği.

Focal : Fokal. Odağa ait. Bir odağa ilişkin, belli bir yerde oluşmuş, belli bir bölgede kalan, sınırları belli, fokal, lokal. Merkezi. Mihraki. Odakla ilgili. Merkez. Odağa ait, odağa ilişkin, mihraki, odakla ilgili olan. belli bir yerde oluşmuş; belli bir bölgede kalan, sınırları belli olan. hastalık sürecinin asıl merkezini oluşturan yer. Odaksal. Fokal epilepsi.

Focal adjustment : Odaklama. Seçikleştirmek amacıyla görüntüyü odak noktasına düşürmek için alıcı merceğinde yapılan düzeltme.

 

Focal aperture : Bir ışık düzengecinin açılma derecesi, ayarlandığı açıklık. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Diyafram açıklığı. Işık düzengeci açıklığı.

Focal dermal necrosis : Odaksal dermal nekroz. Deri dokusunun sağlıklı parçalarla çevrili ölen bölgesi.

Focal plane : Koşut ışınların, bir mercekten geçerken kırıldıktan sonra oluşturdukları, merceğin odak noktasında yer alıp mercek eksenine dikey olan düzlem. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Odak düzlemi.

Focal distance : Bir merceğin merkezinden odak noktasına olan uzaklık. Odak uzunluğu. Odağın ilgili ana plana göre mesafesi. Odak uzaklığı. Odaksal mesafe. Odak noktası uzaklığı. Merceğin merkezinden odak noktasına değin olan uzaklık.

Focal ratio : Odak oranı.

Focal points : Odak noktası. Merkez noktası. Mihrak. İlgi merkezi. Odaklama noktası.

Focal pancreatitis : Pankreasta küçük asinus hücre kümelerinin nekrozu sonucu gelişen doku reaksiyonu. esas olarak köpeklerin parvovirüs, gençlik hastalığı virüsü, adenovirüsler ve şap hastalığı virüsü gibi epiteliotropik virüslerle oluşan sistemik enfeksiyonlarda görülür. Fokal pankreas yangısı.

İngilizce Foc Türkçe anlamı, Foc eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Foc ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Emancipated : Eşitlik taraftarı. Özgürlüğüne kavuşmuş. Serbest bırakılmış. Azat edilmiş.

Exempts : Muaf tutmak. Bağışıklık. İstisna etmek. Çürüğe çıkarmak. Ayrılık. Hariç. Muaf. Dışında bırakmak.

Barren : Anlamsız. Yavan. Kıraç. Budala (argo terim). Bereketsiz. Kısır. Çorak. Budala. Verimsiz. Meyvesiz.

 

Fancy free : Sevgilisi olmayan. İstediğiyle gönül eğlendiren. Bekar. Boşta. Bağımsız. Aşığı olmayan. Aşktan azade. Kafasına göre takılan.

Broads : Geniş. Kaba. Esas. Kartlar. Göze çarpan. Engin. Hoşgörülü. Liberal. (argo) kadınlar.

Freer : Ücretsiz. Vergiden muaf. Bağımsız. Samimi. Muaf. Kısıtlanmamış. Masrafsız. Bedava.

Opposer : Karşıt olan kimse. Düşman. Muhalefet eden kimse. Muhalefet eden. Rakip.

At large : Genelde. Genel olarak. Genellikle. Bütünüyle. Ortada dolaşan. Ayrıntılı olarak. Bütün ayrıntılarıyla. Kanundan kaçan. Başıboş.

Captious : İnce eleyip sık dokuyan. Zor beğenir. Yanıltıcı. Müşkülpesent. Tenkitçi. Kılı kırk yaran. Kusur bulan. Asılsız. Titiz.

Ice fog : Buzlu sis. Buz sisi.

Foc synonyms : foeman, pogonip, antagonist, mist, disengaged, bare, independent, opponent, aerosol, degage, freest, airier, blank, besieger, blanker, pea souper, abortive, autonomic, bootless, exempt, easiest, blankest, airiest, desolate, easy, latitudinarian, at liberty, devoid of, chimerical, resister, devoid, fetterless, latitudinarians.

Foc zıt anlamlı kelimeler, Foc kelime anlamı

Agonist : Ödül için yarışan yarışmacı (eski yunanistan'da olduğu gibi). Hareketi ilişkili başka bir kas tarafından dengelenen kas (anatomi terimi). Agonist. Aynı yönde etki yapan.

Friend : Tanıdık. Bir sosyal paylaşım sitesinde birini arkadaş olarak eklemek. Dost. Arkadaş. Yardımcı. Can. Yoldaş. Yaren. Destek. Ahbap.