Focal türkçesi Focal nedir

  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Mihraki.
  • Odağa ait.
  • Odaksal.
  • Merkezi.
  • Bir odağa ilişkin, belli bir yerde oluşmuş, belli bir bölgede kalan, sınırları belli, fokal, lokal.
  • Odakla ilgili.
  • Odağa ait, odağa ilişkin, mihraki, odakla ilgili olan. belli bir yerde oluşmuş; belli bir bölgede kalan, sınırları belli olan. hastalık sürecinin asıl merkezini oluşturan yer.
  • Fokal epilepsi.
  • Merkez.
  • Odak.
  • Fokal.

Focal ile ilgili cümleler

English: Ali wears bi-focals.
Turkish: Ali bifokal camlı gözlük takar.

English: Who invented bifocals?
Turkish: Çift odaklı gözlüğü kim icat etti.

Focal ingilizcede ne demek, Focal nerede nasıl kullanılır?

Focal adjustment : Odaklama. Seçikleştirmek amacıyla görüntüyü odak noktasına düşürmek için alıcı merceğinde yapılan düzeltme.

Focal aperture : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Diyafram açıklığı. Bir ışık düzengecinin açılma derecesi, ayarlandığı açıklık. Işık düzengeci açıklığı.

Focal dermal necrosis : Odaksal dermal nekroz. Deri dokusunun sağlıklı parçalarla çevrili ölen bölgesi.

Focal distance : Odak uzunluğu. Odaksal mesafe. Merceğin merkezinden odak noktasına değin olan uzaklık. Odak uzaklığı. Odağın ilgili ana plana göre mesafesi. Odak noktası uzaklığı. Bir merceğin merkezinden odak noktasına olan uzaklık.

 

Focal infection : Fokal enfeksiyon. Odaksal bulaşma. İnsan ve hayvanların yutak, gırtlak, bademcik, boşluklar, diş çürükleri vb. yerlerinde mikroorganizmaların lokalize olması.

Canine focal spongiform encephalopathy : Köpeklerde fokal süngerimsi ensefalopati. İri çoban köpeklerinde hidrosefalus ve derin serebellar nükleuslar, posteriyör kollikulus ve lateral vestibular nükleuslarda çift taraflı bakışımlı süngerimsi vakuolleşme ve gliozisle belirgin, otozomal çekinik bir genle aktarılan kalıtsal bir hastalık.

Focal length : Odaksal boy. Bir merceğin merkezinden odak noktasına olan uzaklık. Merceğin merkezinden odak noktasına değin olan uzaklık. Odak mesafesi. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Odaklama uzunluğu. Merceğin optik özeği ile odak noktası arasındaki uzunluk. (bir alıcı merceğinin odak uzunluğu, bu mercek sonsuza odaklandığında, merceğin optik özeği ile boş filmin düzlemi arasındaki uzunluktur. bu uzunluk milimetre (mm) ile belirtilir ve merceklerin üzerine yazılır. mercekler genellikle kısa odaklı, uzun odaklı, olağan odaklı olarak üçe ayrılır). Odak uzunluğu. Odak uzaklığı. Bir merceğin ya da bir küresel aynanın asal odağı ile orta noktası arasındaki uzaklık.

Focal plane : Odak düzlemi. Koşut ışınların, bir mercekten geçerken kırıldıktan sonra oluşturdukları, merceğin odak noktasında yer alıp mercek eksenine dikey olan düzlem. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Focal point : Odak noktası. Merkez noktası. Odaklama noktası. Mihrak. Bir merceğin ya da yuvarsal aynanın asal ekseni üzerinde, çok uzakta bulunan bir kaynaktan bu eksene koşut olarak gelen ışınların, mercekten geçtikten ya da aynada yansıdıktan sonra, bu asal eksen üzerinde kırıldıkları ya da yansıdıkları nokta. Merkez çekidi. Küre içi biçiminde bir aynaya ya da dışbükey bir merceğe koşut olarak gelen ışınların yansıdıktan sonra toplandıkları nokta. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Odak. İlgi merkezi.

 

Focal liver necrosis : Fokal karaciğer nekrozu. Karaciğerde fokal nekroz. Mikroskobik olarak asinuslarda belirli bir yerleşim göstermeyen, küçük çapta odaklar halindeki karaciğer nekrozu, fokal karaciğer nekrozu. septisemiyle seyreden birçok bakteriyel enfeksiyonda, parazit göçlerinde ve safra tıkanmalarına bağlı olarak biçimlenir.

İngilizce Focal Türkçe anlamı, Focal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Focal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bosomed : Bağır. Kucak. Döş. Saklamak. Göğüslü. Göğüs. Kucaklamak. Orta. Gizlemek.

Abamectin : Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç. Abamektin.

Pivotal : Esas. Çok önemli. En önemli. Mihvere ait. Asıl. Mile ait. Eksensel. Eksen.

A dna : A dna. Dna çift sarmalının sağ el sarmal yapısı gösterdiği ve çift zincirin bir tam dönüşünde yapıya 11 bazın girdiği dna biçimi.

Funneled : Bacalı. Boru ile gönderilen. Kanalı olan. Bacası olan.

Abattoir : Salhane. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi. Kesimevi. Mezbaha.

A band : A bandı. Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant.

A clay : Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin. Beyaz kil.

Foci : Focus'un çoğulu. Odak noktası. Dikkati toplayan şey.

A c syndrom : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c sendromu.

Focal synonyms : centers, artery, abdominal palpation, focuses, a amplitude mod, center point, centrical, abdominal fat necrosis, local, bosoming, center, bosoms, bosom, centralised, abdominal distention, central office, arterial, abaxial, focal point, abdomen, a c deformity, a crochordon, focus, central, centralized, abdominal pain, centrum, centrically, funnelled, centrals, centric, administrative centre, abdominal ovariectomy.

Focal zıt anlamlı kelimeler, Focal kelime anlamı

Peripheral : İkincil. Çevrel. Çevreyle ilgili. Periferik. Çevre. Kenardaki. Çevreye ait. Canlıların içinde yaşadıkları ortam ve bu ortamlardaki çeşitli faktörlerin bütünü, ambiyens. herhangi bir yapının merkezinden uzakta olan, kenarda olan. Yanbirim. Önemsiz.

Focal ingilizce tanımı, definition of Focal

Focal kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a focal point. Belonging to,or concerning, a focus.