Odak nedir, Odak ne demek
Odak; bir fizik terimidir.
- Bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer, mihrak, fokus

- Herhangi bir düşüncede, nitelikte olan kimselerin kaynağı veya bir şeyin toplandığı, yoğunlaştığı yer, mihrak.
"Odak" ile ilgili cümle
- "Herkesin ilgisini çeken bir odak olmaktan mutluluk duyardı." - M. Uyguner
Yerel Türkçe anlamı:
Hizmetçi.
Kışı geçirmek için yapılmış olan çoban kulübesi.
Bir fizik terimi olarak tanımı:
Yakınsayan ışınların kesişme noktası (gerçek odak), ya da ıraksayan ışınların kaynaklanır göründüğü nokta (sanal odak).
Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:
Mercek ve aynalarda koşut ışık demetinin toplandığı nokta.
Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:
Küre içi biçiminde bir aynaya ya da dışbükey bir merceğe koşut olarak gelen ışınların yansıdıktan sonra toplandıkları nokta.
Kimya'daki anlamı:
Merceklerde ve aynalarda, kırılan veya yansıyan ışınların toplandığı nokta.
Matematik terimi olarak kelime anlamı:
Bir konik üzerindeki noktaların kendisine ve doğrultmana olan uzaklıkları oranı e dışözekliğine eşit olan durgan nokta. Anlamdaş. odak noktası.
Konik eğrisi tanımındaki F noktası.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Bir merceğin ya da yuvarsal aynanın asal ekseni üzerinde, çok uzakta bulunan bir kaynaktan bu eksene koşut olarak gelen ışınların, mercekten geçtikten ya da aynada yansıdıktan sonra, bu asal eksen üzerinde kırıldıkları ya da yansıdıkları nokta.
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Tek tabaka hücre kültürlerinde veya embriyolu yumurtanın koryoallantoik zarında bir virüs tarafından oluşturulan hücre yığını veya salkımı, fokus.
Bilimsel terim anlamı:
optik: İçbükey ya da dışbükey bir ayna, mercek ve benzeri koşut olarak gelen ışınların yansıyarak, kırılarak toplandıkları nokta.
İngilizce'de Odak ne demek? Odak ingilizcesi nedir?:
focus, focal point, focus (pl. foci)
Osmanlıca Odak ne demek? Odak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
mihrak
Odak anlamı, tanımı:
Odak noktası : Bir merceğe paralel olarak gelen ışınların, mercekten geçip kırıldıktan sonra merceğin öte yanında birleştiği nokta. En önemli konu, can alıcı nokta.
Odaklama : Odaklamak işi, fokuslama.
Odaklamak : İyi görüntü elde etmek, görüntüyü tam odak noktasına düşürmek için alıcı merceğini düzenlemek, fokuslamak.
Odaklanma : Odaklanmak işi, fokuslanma.
Odaklanmak : Odaklama işine konu olmak, fokuslanmak. Belli bir noktada, yerde veya olguda toplanmak, odaklaşmak.
Odaklaşma : Odaklaşmak durumu.
Odaklaşmak : Odaklanmak. Bir ışık demeti veya elektron akışı bir noktada toplanmak. Odak durumuna gelmek.
Odaklaştırma : Odaklaştırmak işi.
Odaklaştırmak : Odak durumuna getirmek. Bir ışık demetini veya elektron akışını bir noktaya toplamak.
Odaklayıcı : Alıcısının çalıştırılması sırasında odaklamayı gerçekleştiren alıcı yönetmeni yardımcısı.
Işık : Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç.
Topla : Üç parmaklı dirgen.
Mihrak : Odak.
Düşünce : Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı.
Nitelik : Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Yoğun : Etkisi güçlü olan, ağır (koku vb.). Dolu, sıkı, sıkışık, çok, konsantre. Kaba, kalın, iri (elek, iğne). Koyu, kalın. Şişman, iri, tombul. Artmış, çoğalmış bir durumda olan. Hacmine oranla ağırlığı çok olan, kesif.
Nokta : Sınır, derece, radde. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Nöbetçi bulunan yer. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Yer. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Orta nokta.
Odak beneği : Bir X-ışını borusunun dövümlüğünde alt-üşek ışınlarının yoğunlaştığı ve X-ışınlarının oluştuğu dar bölge.
Odak bölünmesi : Alıcıdan oldukça uzakta bulunan iki konu arasında, aşağı yukarı eşit uzaklıkta bir noktaya yapılan, dolayısıyla iki konunun da alan derinliğine girerek eşit seçiklikte olmasını sağlayan odaklama.
Odak değiştirmek : Devinen bir konu, alıcıyla izlenirken, bu konu üzerine sürekli odaklama yapmak.
Odak derinliği : Alıcı merceğinin bir konuya odaklandığında, görüntünün en seçik olduğu noktadan belirli bir uzaklıkta yer alan ve gözün, seçiklik azalmasını ayırt edemediği derinlik.
Odak dışı : Bir görüntüde asıl konunun ya da başka cisimlerin seçik olmaması durumu.
Odak düzlemi : Koşut ışınların, bir mercekten geçerken kırıldıktan sonra oluşturdukları, merceğin odak noktasında yer alıp mercek eksenine dikey olan düzlem.
Odak grup görüşmesi : Küçük tüketici gruplarını biraraya getirerek, mal veya malın tanıtımı gibi konularda ayrıntılı görüşmeler yoluyla bilgi sağlamaya yönelik bir yöntem.
Odak kaydırma : Alıcının merceğine göre, birbirinden derinlik yönünden uzakta bulunan iki konudan biri üzerine dikkati toplamak amacıyla odaklamayı bunun üzerine yaparak öbür konuyu odak dışı bırakma.
Odak uzaklığı : Bir merceğin ya da bir küresel aynanın asal odağı ile orta noktası arasındaki uzaklık. Merceğin merkezinden odak noktasına değin olan uzaklık. Bir elipsin ya da hiperbolün iki odağı arasındaki uzaklık. (fizik)
Odak uzunluğu : Merceğin optik özeği ile odak noktası arasındaki uzunluk. (Bir alıcı merceğinin odak uzunluğu, bu mercek sonsuza odaklandığında, merceğin optik özeği ile boş filmin düzlemi arasındaki uzunluktur. Bu uzunluk milimetre (mm) ile belirtilir ve merceklerin üzerine yazılır. Mercekler genellikle kısa odaklı, uzun odaklı, olağan odaklı olarak üçe ayrılır).
Odak ile ilgili Cümleler
- Odaklanmalıyım.
- Arkana bakma. Geleceğe odaklan.
- Bugün evsiz insanların sorununa odaklanacağız.
- Odaklanmanı ve beni dinlemeni istiyorum.
- Odaklanmaya çalış.
- Ali neyin yapılması gerektiği konusuna odaklanmakta sorun yaşadı.
- Odaklanmış kalman gerekiyor.
- Odaklanmış kalalım.
- Çalışmalarına odaklanması gerekiyordu.
- Odaklanmış kalmak zorundayız.
- Ali şuana odaklanmış gibi görünmüyor.
- Ali odaklanmıştı.
- Odaklanmalıyız.
- Herkes odaklanmış.
Diğer dillerde Odak anlamı nedir?
İngilizce'de Odak ne demek? : adj. focal, pivotal
n. focus, center, centre [Brit.]
Fransızca'da Odak : foyer [le]
Almanca'da Odak : n. Brennpunkt
Rusça'da Odak : n. средоточие (N), центр (M), фокус (M)

Bu kısımda Odak nedir? Odak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Odak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Odak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.