Freaked out türkçesi Freaked out nedir

  • Kontrolünü kaybetmiş.
  • Aşırı heyecanlanmak.
  • Uyuşturucu ile hayallere dalmak.
  • Uçmak.

Freaked out ile ilgili cümleler

English: I freaked out and started screaming.
Turkish: Korktum ve bağırmaya başladım.

English: Ali totally freaked out.
Turkish: Ali bütünüyle kontrolünü kaybetmiş.

English: Tom got freaked out by what happened.
Turkish: Olanlar yüzünden aşırı heyecanlandı.

English: Ali's a bit freaked out.
Turkish: Ali biraz çıldırdı.

English: Ali was a bit freaked out by it.
Turkish: Ali bunun yüzünden biraz çıldırdı.

Freaked out ingilizcede ne demek, Freaked out nerede nasıl kullanılır?

Freaked : Bir şeye tiryaki gibi tutkuyla bağlı olan. Tuhaf. Normal dışı. Afallamış. Şaşırmış. Acayip.

Out : Çıkarmak. Meydana çıkmak. Ortaya çıkmak. Yanmak. Dışarı çıkarmak. Nakavt etmek. Çıkış. Kovmak. Dışarı atmak. Bayılmak.

A good scout : Yardımsever kimse.

About : Yakınında. Konusunda. Hususunda. Doğrusunda. Üzere. Şuralarda. Sıralarda. Sularında. Değişli. Çevresinde.

Act out : Davranışlarla göstermek. Yaramazlık yapmak. Dışa vurmak. (rol) canlandırmak. Davranışlarıyla ortaya koymak. Haylazlık yapmak.

Alfalfa sprout : Kaba yonca.

İngilizce Freaked out Türkçe anlamı, Freaked out eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Freaked out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flit : Geçmek. Hızla geçmek. Geçip gitmek. Çırpınmak. Gitmek. Oradan oraya uçmak. Başka eve taşınmak. Uçuşmak. Taşınmak.

Fade : Zincirleme eylemi. Açılma - kararma. Zayıflatmak. Solmak. Bir çekimin yavaş yavaş karanlıktan aydınlığa çıkıp görüntülerin belirmesi ya da bunun tersine, görüntülerin yavaş yavaş kararıp yitmesi, bu iki durumun birbirini izlemesi. Zincirlemek. Karartmak. Gevşemek. Sıvışmak.

Freak out : Şalteri atmak. Dağıtmak. Çılgın atmak. Balatayı yakmak. Balatayı sıyırmak. Uyuşturucuyla hayal alemine dalma. Tepesi atmak.

Flighting : Kaçma. Basamak. Akış. Sürü. Böcek sürüsü. Uçuş. Kuş sürüsü. Yağmur (kurşun, ok vb). Uçakla seyahat.

Flight : Yağmur (kurşun, ok vb.). Kuş sürüsü. Kazağı. Böcek sürüsü. Uçuş. Geri çekilme. Kaçış. Uçakla seyahat. Atletizm, madencilik alanlarında kullanılır.

Blow : Esmek (rüzgar). Çiçeklenmek. Kaçırmak (fırsat). Çalmak. Düşmek. Solumak. Kahretmek. Çiçek açmak. Üflemek. Darbe.

Get the jitters : Çok heyecanlı olmak. Korku duymak. Sinirli olmak. Heyecandan ölmek. Çok heyecanlanmak.

Fades : Karartmak. Soldurmak. Güçten düşmek. Zayıflatmak. Açmak. Kaçmak. Sıvışmak. Zayıflamak. Rengi atmak. Solmak.

Be on the wing : Uçmakta olmak.

Freaked out synonyms : get a charge out of, flew, flighted, evaporates, have kittens, disappear, disappears, evaporate, evanishes, barrel, evanish.