Freeing türkçesi Freeing nedir

Freeing ingilizcede ne demek, Freeing nerede nasıl kullanılır?

Free access : Ücretsiz erişim.

Free acid : Serbest asit.

Free admission : Ücretsiz giriş. Duhuliyesiz.

Free agency : Davranış özgürlüğü.

Free agent : İstediğini yapabilen kimse. Bonservisi elinde olan oyuncu. Bonservisi kendinde olan oyuncu. Kendi işlerinde yasal yetkiye sahip kimse. Herhangi bir takımla kontratının süresi sona ermiş oyuncu. Herhangi bir kulübe bağlı olmayan sporcu. Başına buyruk kimse. Faili muhtar.

Free and easy : Rahat. Babayani. Teklifsiz. Sert olmayan. Serbest. Kaygısız. Çok hoşgörülü. Hafifmeşrep (kadın). Mezhebi geniş. Merasimsiz.

Free along side ship : Malların geminin yanında teslim edilmesi ve teslimden sonra ortaya çıkacak her türlü hasar, kayıp ve giderlerin alıcının sorumluluğunda olduğu uluslararası f grubu teslim biçimlerinden biri ve buna dayalı fiyat. Fas.

Free and clear : Tamamen ödenmiş. İpotekli olmayan. Üzerinde herhangi bir borç olmayan. Hesabı kapatılmış. Üzerinde herhangi bir borç veya ipotek olmadan.

Free back : Libero.

Free association : Serbest çağrışım. Bilinçdışını hastanın düşüncelerinin değiştirilmemiş bir şekilde sözlü ifade etmekle gerçekleşen psikoanalitik inceleme yöntemi.

 

İngilizce Freeing Türkçe anlamı, Freeing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Freeing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bail out : Paraşütle atlamak. Kefaletle serbest bırakmak. Kefaletini ödeyip kurtarmak. Paraşütle atlamak (uçaktan). Giren suyu kova ile boşaltmak. Kefaletle serbest bıraktırmak. Kefaletle kurtarmak. Mali destek vererek kurtarmak. Tekneye giren suyu kova ile boşaltmak.

Extricate : Açığa çıkarmak. Açmak. Ayırmak. Zor bir durumdan çıkarmak. Çıkarmak. Açığa çıkarmak (kimya terimi). Ayrıştırmak.

Ravelings : Kaçık.

Parole : Şartlı tahliye etmek. Mahkumu şartlı olarak serbest bırakmak. Mahkumun şartlı tahliyesi. Şartlı tahliye. Namus sözü. Şeref sözü. Şartla salıverme. Söz. Kefaletle serbest bırakmak. Kefaletle serbest bırakma.

Bail : Kefaletle serbest bırakmak. Tekneye giren suyu boşaltmak için kullanılan kova. Kefaletle serbest bıraktırmak. Halka. Tekneye giren suyu kova ile boşaltmak. Çember. Maşrapa vb. Kefalet. Suyunu boşaltmak (kayık).

Excuses : İzin vermek. Mazur göstermek. Göz yummak. Kusuruna bakmamak. Bağışlamak. Hoşgörmek. Affetmek.

Dismisses : Bırakmak. Savmak. Görevden almak. Azletmek. Kovmak. İşten atmak. Affetmek. Göndermek. İşten kovmak. Kapı dışarı etmek.

Bailed : Tevdi edilmiş. Kefaletle serbest bırakmak. Kefaletle serbest bırakılmış. Teminat olarak verilmiş. Emanet etmek. Suyunu boşaltmak (kayık).

Affranchise : Azat etmek.

Disengage : Kurtulmak. Bağlantısını kesmek. Geri çekilmek (askeri terim). İlgisini kesmek. Çözmek. Avaraya almak. Boşa alma. İlişkisini kesmek.

 

Freeing synonyms : decontrols, unsnarling, untangling, clean up, exonerating, disentangle, exempt, dismiss, bails, deregulating, extrication, drain, brought off, discharge, acquits, evacuated, decontrolled, absolves, demobilise, close out, reveling, decontrolling, deallocate, exonerated, brought through, absolved, bring off, liberation, accomplishment, exempts, be exempt, raveling, probation.