Bail türkçesi Bail nedir

  • Kefalet.
  • Kefalet ücreti.
  • Kurtarmak.
  • Kefaletle serbest bırakmak.
  • Çember.
  • Halka.
  • Emanet etmek.
  • Kefaletle serbest bıraktırmak.
  • Maşrapa vb.
  • Suyunu boşaltmak (kayık).
  • Tekneye giren suyu kova ile boşaltmak.
  • Tekneye giren suyu boşaltmak için kullanılan kova.
  • Kefalet vergini.

Bail ile ilgili cümleler

English: Ali has never bailed.
Turkish: Ali hiç kefaletle tahliye olmadı.

English: Ali jumped bail.
Turkish: Ali kefaletle bırakılmışken kaçtı.

English: Ali bailed on us just when we needed him most.
Turkish: Ali tam ona en çok ihtiyacımız olduğu anda bizi ekti.

English: Ali bailed Mary out of jail.
Turkish: Ali Mary'yi kefaletle hapishaneden çıkardı.

English: Ali is arranging bail.
Turkish: Ali kefalet düzenliyor.

Bail ingilizcede ne demek, Bail nerede nasıl kullanılır?

Bail bond : Serbest bırakılma senedi. Tahliye senedi. Tahliye ve serbest kalmak için verilen senet. Kefaletname. Bir kimseyi duruşma zamanı gelene kadar tutukevinden çıkarmak için yapılan teminat ödemesi. Kefalet senedi. Teminat olarak verilen para. Teminat olarak verilen tahvil. Kefalet bedeli.

Bail fee : Kefalet parası.

Bail head : Bağlama düzeni. Muayene durağı. Hayvanların boyunlarını kilitlemede kullanılabilen, kilitlendiğinde gözlem veya veteriner hekimin muayenesi için hayvanı sabitleyen, ayarlanabilir tahta veya metal yapı. Hayvanların boyunlarını kilitlemek amacıyla yapılan, kilitlendiğinde hayvanların hareketlerini sınırlandırarak gözlem veya veteriner hekim müdahalesine imkan tanıyan, metalden veya ağaçtan yapı.

 

Bail out : Maşrapa vb ile boşaltmak. Kefaletle kurtarmak. Mali destek vererek kurtarmak. Paraşütle atlamak (uçaktan). Kefaletini ödeyip kurtarmak. Kefaletle serbest bırakmak. Kurtulmak. Paraşütle atlamak. Tekneye giren suyu kova ile boşaltmak. Paçayı kurtarmak.

Bail out a company : Sermayeyi artırarak iflastan kurtarmak.

Bail out water : Kayığın suyunu boşaltmak.

Bail up : Bir hayvanı yakalama, ele geçirme veya tutma. Zapturapt.

Being out on bail : Kefalet ödeyip çıkmak. Kefaletle kurtulmak.

Go bail for : Sanığın kefaletini yatırmak. Kefil olmak. Kefaletini yatırmak.

Be out on bail : Kefalet ödeyip çıkmak. Kefaletle kurtulmak.

İngilizce Bail Türkçe anlamı, Bail eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bail ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Confided : İçini dökmek. Açmak. Sır açmak. Sırrını açmak. Teslim etmek. Güvenmek. Sır vermek. İtimat etmek. Güvenip sırrını açmak.

Bail out : Mali destek vererek kurtarmak. Paraşütle atlamak (uçaktan). Paraşütle atlamak. Kefaletle kurtarmak. Giren suyu kova ile boşaltmak. Kurtulmak. Maşrapa vb ile boşaltmak.

Paroled : Şartlı tahliye. Mahkumun şartlı tahliyesi. Kefaletle serbest bırakma. Şeref sözü. Şartla salıverme. Mahkumu şartlı olarak serbest bırakmak. Şartlı tahliye etmek.

Confides : Sırrını açmak. Açmak. Sır açmak. İçini dökmek. Sır vermek. Teslim etmek. Güvenip sırrını açmak. İtimat etmek. Güvenmek.

 

Allow bail : Kefalete izin vermek.

Commend : Saygılar sunmak. Takdir etmek. Ismarlamak. Tevdi etmek. Saygılarını sunmak. Övmek. Salık vermek. Tavsiye etmek. Methetmek.

Absolve : Aklamak. Tenzih etmek. Temize çıkarmak. Beraat ettirmek. Allah adına günahı affetmek. Bağışlamak. Arılamak. Suçunu bağışlamak. Affetmek.

Confide : Teslim etmek. Güvenmek. Sır vermek. Sır açmak. Güvenip sırrını açmak. Açmak. Sırrını açmak. İçini dökmek. İtimat etmek.

Circumference : Dönge. Bir kapalı eğri çevresindeki mesafe. Daire çevre uzunluğu. Çevre. Daire çevresi. Dairenin çevresi. Dairenin etrafını dolaşan çizgi.

Donut : Gözleme. Halka şeklinde. Lokma benzeri bir tür tatlı. Halka şeklinde gözleme. Genellikle kızartılan küçük tatlı bir poğaça türü (doughnut olarak da yazılır). Lokma. Donat. Tatlı çörek. Yağda kızarmış şekerli çörek.

Bail synonyms : rim, circumferences, commit, acceptance for honour, indemnification, commends, basket ring, circuit, consign, hank, admit to bail, consigning, bangle, cleared, baling, recognisance, connecting link, bangles, commits, bring through, bring off, clean up, commended, circuits, collets, guarantying, indemnity, girth, come to the aid of, paroling, absolved, annuluses, indemnifications.

Bail zıt anlamlı kelimeler, Bail kelime anlamı

Fill : Dolmak. Doyumluk. Kaplamak. Kabarmak. Dolusu. Şişirmek. Doymak. Doyma. Dolduracak miktar.

Confine : Toplamak. Kapatmak. Hasretmek. Kısıtlamak. Kapamak. Tahdit etmek. Tutmak. Sınırlandırmak. Sınırlamak. Loğusa olmak.

Bail ingilizce tanımı, definition of Bail

Bail kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Usually with out. To lade. A bucket or scoop used in bailing water out of a boat. To dip and throw. The arched handle of a kettle, pail, or similar vessel, usually movable. To deliver. Keeping. A line of palisades serving as an exterior defense. Custody. To release. As, to bail water out of a boat.