Fuel oil türkçesi Fuel oil nedir

  • Yağyakit.
  • Mazot.
  • Fizik, kimya alanlarında kullanılır.
  • Fuloyıl.
  • Yeryağından ayrımsal damıtmayla elde edilen, yaklaşık 300-450 °c arasında kaynayan, kara renkli koyu bir akaryakıt türü.
  • Akaryakıt.
  • Fuel-oil.
  • Yakıt.
  • Ham petrolün damıtılması sonunda elde edilen ve yakıt olarak kullanılan bir ürün.
  • Taşyağın (petrolün) damıtılmasında çıkan, kaynama ve parlama noktaları yüksek hidrokarbonlar kesimi.
  • Yağyakıt.
  • Yakıtyağ.
  • Fuel oil.
  • Sıvı yakıt.

Fuel oil ingilizcede ne demek, Fuel oil nerede nasıl kullanılır?

Fuel : Isı elde etmekte kullanılan madde. Yakacak. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Yakıt vermek. Yandığı zaman ısı veren özdek. nötronların zincir tepkimesi kaynağı olan ışınetkin özdek. Benzin. Hava ya da oksijenle yanma sonucu ısı erkesi veren özdek. Yakıt almak. Isıl erke sağlamak için yakılarak kullanılan nesne. Yakıt.

Oil : Gaz. Yağ sürmek. Yağ çekmek. Kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Uzun zincirli organik asitlerin gliserinle oluşturdukları sıvı ya da katı ester. sürtünmeyi azaltma görevi yapan çeşitli özdeklere verilen ad. Pohpohlamak. Zeytinyağı. Sıvıyağ. Bağıl devinimli parçalar arasına konarak kaymayı kolaylaştıran, sürtünme ve aşınmayı azaltan kaygan sıvı. Petrol.

Fuel alarm : Yakıt seviyesi alarmı.

 

Fuel assembly : Reaktör kalbinden ısı elde etmeye yarayan yakıt unsurları demeti. Yakıt takımı. Yakıt demeti.

Fuel burn out : Yakıt içinde oluşan ısının tamamını çeken soğutucu donanımın yetersiz kalması sonucu, yakıt unsurunun önemli ölçüde hasar görmesi. Yanma.

Fuel cam : Yakıt kamı.

İngilizce Fuel oil Türkçe anlamı, Fuel oil eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fuel oil ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Liquid fuel : Gazyağı, mazot, benzin vb. sıvı yakacaklara verilen genel ad.

Gas oil : Gazyağı. Yeryağının damıtılmasıyla üretilen, yaklaşık 275-350°c de kaynayan akaryakıt türü. (dizel ve motorin olarak da bilinir.). Gaz. Gaz yağı.

Booze : Piyizlenmek. İçki. Kafayı çekmek. Sert içki. Alem. İçki içmek. Alem yapmak. İçki alemi. Cümbüş. Dem çekmek.

Fuellers : Yakıt sağlayan şey. Yakıt sağlayan kimse. Benzin doldurmak. Körüklemek. Yakıt vermek. Yükseltmek. Yakıt sağlamak. Yakıt tedarik eden kimse. Yakıt almak. Beslenmek (duygu).

Benzin : Sanayide kullanılan bir çözücü. Petrol.

Fueller : Beslenmek (duygu). Yakıt sağlayan şey. Körüklemek. Yakıt sağlamak. Yakıt tedarik eden kimse. Yakmak. Yanmasını sağlamak. Yakıt sağlayan kimse. Yakıt vermek. Yakıt almak.

Combustible : Yanar. Yanabilir. Kolay tutuşan madde. Yanıcı. Tutuşabilir. Parlayıcı. Kolay tutuşan. Tutuşucu. Tehlikeli ve zehirli maddeler.

Fuel : Yakıt almak. Yakacak. Yandığı zaman ısı veren özdek. nötronların zincir tepkimesi kaynağı olan ışınetkin özdek. Isıl erke sağlamak için yakılarak kullanılan nesne. Yakıt vermek. Hava ya da oksijenle yanma sonucu ısı erkesi veren özdek. Benzin. Isı elde etmekte kullanılan madde.

Gasolines : Benzin. Gazolin.

Combustibles : Yanıcı maddeler. Yanıcı madde.

Fuel oil synonyms : boozes, oil fuel, diesel, diesel fuel, diesels, cigaret, diesel oil, gasoline, cigarette, heavy fuel.