Fusus türkçesi Fusus nedir

  • Fusus.
  • İğ.
  • Füsus.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Fusus ingilizcede ne demek, Fusus nerede nasıl kullanılır?

Fus : Kedilerin ürolojik sendromu. Fus.

Fusain : Füzen. Telli kömür. Fuzitten bileşik telli kömür tipi. Ressam kömürü. Kömür maseralı. Fusain. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır.

Fusalis : Fusalis. İğneyle ilgili olan.

Fusariotoxicosis : Fusariotoksikozis. Fusarium türü mantarlar veya onun toksinleriyle bulaşık yemlerin tüketiminden kaynaklanan iştahsızlık, ishal ve sinirsel belirtilerle belirgin zehirlenme.

Fusarium : Gıdalarda pembe, mor veya sarı renkli pamuksu koloniler oluşturarak bozulmalara neden olan küf cinsi. Fusarium.

Fuscus : Fuskus. Kahverengi.

Fuse holder : Sigorta tutucu. Sigorta maşası. Sigorta yuvası. Sigorta tutucusu.

Fuse box : Elektrik çevrimi korunçlarının toplu olarak içinde bulunduğu kutu. Otomat kutusu. Sigorta kutusu. Korunç kutusu. Dağıtım kutusu. Ana kabloyla gelen elektrik akımının tiyatro yapısının çeşitli yerlerine dağıtıldığı korunçlarla güvenceye alınmış dolap ya da kutu.

Fuse alarm : Sigorta alarmı.

Fuse clip : Sigorta kelepçesi.

İngilizce Fusus Türkçe anlamı, Fusus eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Fusus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Mother : Valide. Analık yapmak. Annelik yapmak. Annelik etmek. Zemin. Anne. Analık. Anne gibi bakmak. Doğurmak. Köken.

Spinners : Topaç. İp eğirici. Örümceğin ip üreten organı. Çevirici. Abak. Eğiren kimse. Zoka. Eğirme makinesi. Olta ucuna takılan kaşık.

A clay : Beyaz kil. Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin.

Dither : Eli ayağına dolanmak. Eli ayağı titremek. Kararsızlık ve heyecana kapılmak. Titremek. Telaş. Tereddüd etmek. Kararsızlık. Tereddüt etmek. Duraksamak.

Spinner : Çevirici. Olta ucuna takılan kaşık. Topaç. İpekböceğinin ip üreten organı. Dönen balık yemi. Örümceğin ip üreten organı. Savurma döküm makinesi. Eğirme makinesi. İp eğirici.

Abaxial : Eksenden uzak. Eksenden uzak, eksen dışı. Eksendışı. Abaksiyal. Aks kemiği dışında. Eksen dışı. Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi).

A band : Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant. A bandı.

Abdominal distention : Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik. Karın gerginliği. Abdominal gerginlik.

Spindles : İş. Mil. Kromozomların bağlandığı lifler (hücre bölünmesi). Asitmetre. Dingil. Yoğunluk ölçer. Bir iplik uzunluk ölçüsü. Eksen. İğağacı.

Flap : Çırpmak (kuş kanatlarını). Sallanmak. Kanat çırpmak (kuş). Zırvalamak. Telaşlanmak. Sallamak. Çırpmak. Savurmak. Rüzgarda dalgalanmak. Saçmalamak.

Fusus synonyms : give care, a c syndrom, a dna, a c deformity, pother, abdominal pain, scruple, worry, overprotect, a crochordon, spindle, fret, abattoir, abamectin, abdominal ovariectomy, a amplitude mod, abdominal fat necrosis, abdomen, abdominal palpation, niggle, care.