Görükemli nedir, Görükemli ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gösterişli, yakışıklı, göz alıcı kimse.

Görkemli, gösterişli.

Görükemli tanımı, anlamı

Görük : At, eşek, beygir, katır ve benzerleri yük taşıyan ve binilen hayvan. Ayna. Tahtakurusu. Kastamonu ili, Daday ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi

Görü : Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama.

Gösterişli : Gösterişi olan. Görkemli.

Göz alıcı : Güzelliği ile ilgi çeken, alımlı, göze çarpan.

Yakışıklı : Güzel, gösterişli (erkek).

Gösteriş : Gösterme işi. Başkalarını aldatmak, şaşırtmak, korkutmak veya kendini beğendirmek için birinin yaptığı yapay davranış, çalım, alım çalım, kurum. Görkem. Göze çarpıcı nitelik, göz alıcılık.

Görkemli : Büyüklüğü, görünüşü ve güzelliğiyle görenleri etkileyen, gösterişli, debdebeli, haşmetli, ihtişamlı, muhteşem, şaşaalı, şatafatlı, tantanalı, anıtsal. İri yapılı, iyice serpilmiş.

Gösteri : İlgi, dikkat çekmek için bir topluluk önünde gösterilen beceri veya oyun. Bir şeyi tanıtmak amacıyla yapılmış olan sunum, demonstrasyon, demo. Birinin, bir topluluğun kendi duygusunu gösteren sözü veya davranışı, tezahürat. Sinema veya tiyatroda film, oyun gösterme işi. Genellikle şarkı, dans vb. eğlence türlerin yer aldığı eğlence, şov. Bir istek veya karşı görüşün, halkın ilgisini çekecek biçimde topluca ve açıkça yapılması, nümayiş.

 

Yakışık : Uygunluk, yaraşma. Yakışıklı delikanlı.

Görkem : Göz alıcı ve gösterişli olma durumu, gösteriş, debdebe, ihtişam, tantana, haşmet, şatafat, şaşaa. Büyüklük.

Göster : Gösteriş eyleminin yapılması için kılıçoyunu öğretmenince verilen komut.

Yakış : Yakma işi.

Alıcı : Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Görk : Güzellik, gösteriş.

Yakı : Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan eczalı parça.

Göz : Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.

Diğer dillerde Görsel işitsel yöntem anlamı nedir?

İngilizce'de Görsel işitsel yöntem ne demek ? : audio-visual methods