Görük nedir, Görük ne demek

Görük; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

At, eşek, beygir, katır ve benzerleri yük taşıyan ve binilen hayvan.

Ayna.

Tahtakurusu.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Kastamonu ili, Daday ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Görük anlamı, tanımı

Görü : Görme yetisi. Bir yerin çevreyi görme özelliği, nezaret. Dolaysız kavrama, birden kavrama

Görükçü : Sözlü, nişanlı. Aralarında yolsuz ilgiler bulunan kadın ve erkekten her biri, oynaş.

Görükemli : Gösterişli, yakışıklı, göz alıcı kimse. Görkemli, gösterişli.

Görükle : Bursa ili, Görükle bucağına bağlı bir yer.

Görükmek : Görünmek, gözükmek. Görünmek.

Yolda görükmez : Kısacık boylu.

Tahtakurusu : Yarım kanatlılardan, uzunluğu 3-5 milimetre, vücudu oval ve yassı, kanatları körelmiş, oturulan, yatılan yerlerde üreyen, kan emerek beslenen, pis kokulu böcek, tahta biti (Cimex lectularius).

Kastamonu : Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Taşıyan : Çek, ödek ve benzeri tecim belgitlerinden kendisine verilmiş ve aktarılmış bulunanların iyesi olan kişi.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

 

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Nahiye : Bucak. Bölge.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Beygir : At. Atlama beygiri. Sadece yük taşımakta veya araba çekmekte kullanılan at.

Katır : Atgillerden, kısrak ile erkek eşeğin çiftleşmesinden doğan melez hayvan. Kaba, bayağı, görgüsüz (kimse).

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

 

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Diğer dillerde Görsel işitsel yöntem anlamı nedir?

İngilizce'de Görsel işitsel yöntem ne demek ? : audio-visual methods