Galleries türkçesi Galleries nedir

Galleries ile ilgili cümleler

English: They are often together, and go to the opera or visit art galleries.
Turkish: Onlar çoğu zaman birlikteler ve operaya gidiyorlar ya da sanat galerilerini ziyaret ediyorlar.

English: Selfie sticks are banned in many museums and galleries.
Turkish: Selfie çubukları, birçok müze ve galeride yasaklandı.

English: Italy has some of the best art galleries in the world.
Turkish: İtalya dünyanın en iyi sanat galerilerinden bazılarına sahip.

Galleries ingilizcede ne demek, Galleries nerede nasıl kullanılır?

Galleried : Revaklı. Üst balkonu olan (çoğu kez kilise veya tiyatro). Üst sahnesi olan. Galerili.

Galleria : Galeri. Kapalı alışveriş merkezi.

Galleria forest : Galeri orman.

Gallery : Kemeraltı. Bilgisayar, madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Eski yapı büyük sinema salonlarının en üstünde, bütün balkonlardan sonra yer alan balkon. Üst balkon. Ucuz balkon. Üst sahne. En üst çevresel balkon. Sanat galerisi. Lağım. «shakespeare sahnesi» denilen, elizabeth dönemi halk tiyatrolarının sahne üstüne rastlayan balkonlu alan; burası yerine göre balkon, sur üstü, tepe vb. yerler için kullanılırdı. 2-sahnenin üst bölümü.

 

Gallerying : En üst çevresel balkon. Tünel. Üst balkon. Lağım. Sanat galerisi. Galeri. Kemeraltı. Dehliz. Geçit. Sergi.

Fly gallery : Sahne içinde, yukarıda bulunan çalışma balkonu. Çalışma geçidi.

Press gallery : Basın locası.

Forest gallery : Genellikle dönencelerarası bozkırlarda akarsu koyaklarını izleyen orman şeridi. Koyak boyu ormanı.

Make gallery : Dehliz açmak. Galeri yapmak.

Peanut gallery : Tiyatrodaki en üst balkon. Tiyatroda en üst sıra. Tiyatro salonunun en ucuz bölümü. Fikirleri önemsenmeyen kişiler (grubu). Sinemada en arka sıra.

İngilizce Galleries Türkçe anlamı, Galleries eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Galleries ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Vestibules : Hol. Sahanlık. Antre. Geçit. Vestibül. Giriş holü. Giriş aralığı. Giriş. Vagonlar arası geçit.

Tubes : Katot lambası. Borular. Tüpler. İç lastik. Tüp. Televizyon. Boru. Metro.

Adits : Kaptaj. Kaptaj galerileri. Giriş.

Cloaca : Kloaka. Günah çukuru. Dışkılık. Kloak.

Salons : Kültür toplantısı. Dükkan. Misafir odası. Eskiden yazarlar ve düşünürler tarafından yapılan toplantı. Sergi salonu. Salon.

Pigeonry : Güvercin evi. Çatı dairesi. Güvercinlik.

Mines : Memba. Maadin. Torpil. Maden ocağı. Mayın. Maden.

Corridor : Geçit. Çiftlerde oyun içi sayılan ve tekler alanının iki yanında, tek ve çift oyun alanlarının yan çizgileri arasında kalan 1,37 m. enindeki alan bölmeleri. Koridor. Bir yapıya girmeyi sağlayan veya odaları birleştiren genellikle dar geçit. Geçenek. İki ülke arasındaki dar arazi. Artık alan. Geçmeye yarayan dar ve uzun aralık. Gezinti.

 

The tube : Tv. Tv tüp. Boru içine yerleştirmek. Tüp içine koymak. İnce etli boru. Tüp. Boru. Tulum. Televizyon. (argo) tüp.

Cloister : Ayırmak. Manastıra kapamak. Kapalı geçit. Tecrit etmek. Manastır. Manastıra kapatmak. Kapanmak. İnzivaya çekilmek. Kemerli yol.

Galleries synonyms : pyralidae, family pyralididae, bee moth, galleria mellonella, genus galleria, family pyralidae, pyralididae, galleria, culvert, atrium, atriums, cesspool, sap, archway, piazza, gallerying, feeding tube, subways, subway, adit, cloisters, portico, lobby, cloistering, cutting, cesspit, blast hole, heading, mine, loggia, atria, second balcony, sewer.