Vestibules türkçesi Vestibules nedir

Vestibules ingilizcede ne demek, Vestibules nerede nasıl kullanılır?

Vestibule school : Çırak okulu. Acemi işçileri yetiştirme okulu.

Vestibule : Vestibulum. Gırtlağa uzanan boşluk, burun boşluğu. kuşların kloakının arka odası. sölenterlerde ağzın etrafındaki küçük çöküntü. yapraklarda stomalara giden çöküntü. Antre. Hol.

Vestibular : Koridorla ilgili. Vestibuler. Koridora özgül. Giriş kısmına özgü. Giriş kısmıyla ilgili. Vestibüler.

Vestibular disease : Başın sallanması, tek tarafa doğru eğik tutulması, kendi etrafında dönme, yerde yuvarlanma kendiliğinden biçimlenen göz küresinin ani hareketleri gibi bulgularla ayırt edilen vestibular sistemdeki bir bozukluktan kaynaklanan hastalık. Vestibular hastalık.

Vestibular dysfunction : Vestibüler disfonksiyon. Beyinde, kulaktaki vestibülde veya her ikisinde birden oluşan patolojik değişimlere bağlı olarak başın etkilenen tarafa doğru eğilmesi ve düşmesi, vücut hareketlerinde düzensizlik ve şaşılıkla belirgin bozukluk, vestibüler disfonksiyon. en belirgin biçimde listeriyozis ve köpek gençlik hastalığında görülür. Vestibüler uyumsuzluk.

 

Feline vestibular syndrome : Kedilerde aniden başlayan başın eğik tutulması, şaşılık, ayağa kalkamama, duruş, denge ve yürüyüş bozukluklarıyla seyreden kesin sebebi bilinmeyen bir hastalık, vestibüler sendrom. Kedilerin vestibüler sendromu.

Vestibulum : Vestibülüm.

Geriatrics vestibular syndrome : Köpeklerin idiopatik vestibüler sendromu. Yaşlılık vestibüler sendromu.

Ganglion vestibulare : Gangliyon vestibulare. N. vestibularis'in üst ve alt kolları üzerinde bulunan sinir düğümleri.

Area vestibularis superior : Fundus meatus acustici interni'de kaudo-dorsal olarak bulunan ve n. vestibularis'in bir kolu olan n. ampullaris anterior ve lateralis’in geçmesine yarayan delik. Area vestibularis superiyor.

İngilizce Vestibules Türkçe anlamı, Vestibules eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Vestibules ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Admittances : Admitans. Empedans evrik değeri. Giriş ücreti. Giriş izni. Kabul. Giriş hakkı. Alım.

Canal : Suyolu. Yapay suyolu. Oyuk. Ark. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. Arna. Ocak oluğu. İçinden damar geçen yol. İçinden sinir geçen yol.

Doorways : Girişler. Kapı aralığı. Başlangıç.

Antechamber : Ön yanma odası. Giriş salonu. Antişambr. Önoda. Geçiş veren oda. Küçük oda.

Antes : Para sürmek. Para koymak. Bop. Ödemek. Ön. Önce. Para vermek. Pokerde başlangıçta ortaya konan para. Bop (poker).

Couloir : Suyolu. Sel yatağı. Derin geçit veya boğaz. Sel sularının açtığı vadi. Tarak makinesi. Sel sularından dere. Oluk.

Conduits : Oluk. Nakil boru hattı. Suyolu. Boru.

Reception room : Misafir kabul edilebilen oda veya salon (mutfak, banyo ve yatak odası dışındaki). Kabul salonu. Misafir odası. Kabul odası.

 

Antings : Bop (poker). Bop. Pokerde başlangıçta ortaya konan para. Ön. Ödemek. Para sürmek. Para koymak. Önce. Para vermek.

Catwalk : İki bina arasındaki köprü. Podyum. Geçit kalası. Kediyolu. İskele. Dar bir yaya yolu. İki binayı birbirine bağlayan köprü. Dar köprü.

Vestibules synonyms : antechambers, lobby, admissions, vestibule, anteroom, gallerying, cloister, entranceway, advents, corridor, bab, adit, lobbied, canallers, entrance, admission, entries, vista, stairhead, causeways, anterooms, galleries, entrees, alley, alleyway, building, channel, anting, adits, tunnel, doorway, entrances, landing.