Genuses türkçesi Genuses nedir

Genuses ingilizcede ne demek, Genuses nerede nasıl kullanılır?

Arteria genus descendens : Diz eklemi atardamarı. Arterya genus dessendens.

Arteria genus suprema : Kanatlılarda a. femoralis'ten çıkarak diz eklemine giden bir atardamar. Arterya genus suprema.

Arthropod genus : Eklembacaklılar cinsi.

Monotypic genus : Monospesifik. Monotipik cins.

Venae genus : Vena genus. V. poplitea'dan diz eklemine giden toplardamarlar.

Genuflect : Diz çökmek. Diz çökmek (ibadette).

Genual : Dize benzeyen. Dizle ilgili.

Genus : Türleri ayırt etmede kullanılan bilimsel ifade. Nevi. Canlıların sınıflandırılmasında familya ile tür arasında, yapısal ve soy oluş bakımından birbirleriyle ilgili türler grubu. Genus. Türlerin bir araya gelmesiyle oluşan taksonomik bir grup, soy, genus. Cins, cinsiyet. Familya. Canlıların sınıflandırılmasında kullanılan bir terim olup, türleri içine alan taksonomik bir grup. örnek: insan (homo), köpek (canis), meşe (quercus). eşey. genus. Sınıf. Cins.

Genu : Diz. Genu. Diz (anatomi terimi).

Genu costae : Kaburga dizi. Genu kosta. Kaburga kemiğinin alt ucuyla cartilago costalis'in dorsal ucunun birleşmesiyle oluşan diz biçimindeki eğim, genu kosta.

İngilizce Genuses Türkçe anlamı, Genuses eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Genuses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Categories : Bölüm. Kategori. Zümre. Grup. Kategoriler.

Kindler : Tip. Kibar. Kısım. Bir soyadı. Çeşit. Takım. Nevi. Nazik.

Blooded : Kanlı. Safkan.

Kind : İnce. Müşfik. Takım. Tip. Kısım. İyiliksever. İyi. Yürekten.

Branches : Şube. Soy ağacındaki yer. Göbek. Branş. Dal. Çay. Dere. Füru. Kol (bitki).

Taxon : Cins kategorisi. Cins grubu. Takson. Belli bir kategori içine sokulabilecek ve ad bakımından ayrı olmaya hak kazanmaya yetecek kadar farklı olan taksonomik kategori.

Classrooms : Dersane. Sınıflar. Derslik.

Estates : Mülk. Hal. Emlak. Mülk . Zümre meclisleri. Ayni haklar. Malikane. Varlık. Arazi.

Species : Şekil. Birbirlerine benzeyen, sadece kendi aralarında verimli gen alış verişi yapabilen (üreyebilen) bireylerin oluşturduğu populasyon. taksonomik bir birim olan türün biri cins adı diğeri tür adı olmak üzere iki adı vardır. örnek: homo sapiens (insan). bu isimler daima italik yazıyla yazılır. birinci isim cins adıdır ve büyük harfle başlar, ikinci isim o cinse giren türü bildirir ve küçük harfle başlar. biyolojik tür, spesyes. Aşai rabbani ayinindeki ekmek ve şarap. Spesiyes. Nevi. Birbirlerine benzeyen, yalnızca kendi aralarında verimli gen alışverişi yapabilen bireylerin oluşturduğu canlı grubu, spesiyes. Türler. Kalıtsal yapıya bağlı olarak ortak karakterlere sahip olan ve kendi aralarında birleştirildiklerinde döl verme yeteneğinde yavrular elde edilen bireylerin oluşturduğu hayvan grupları. Türlü.

Subgroup : Alt öbek. Alt grup. Altbölük. Altöbek. Altküme. Altgrup. Bir kümeyi oluşturan bireylerin aralarındaki kısa çevrimli ilişkilerin yarattığı alt bağlaşmaların her biri. Alt türküm. Alt takım.

 

Genuses synonyms : protoctist genus, ctenophore genus, fungus genus, fern genus, amphibian genus, sponge genus, moss genus, fish genus, liliopsid genus, bird genus, worm genus, form genus, monocot genus, type genus, taxonomic category, gymnosperm genus, echinoderm genus, bacteria genus, magnoliopsid genus, mollusk genus, chordate genus, dicot genus, reptile genus, mammal genus, coelenterate genus, plant genus, casts, kindlers, castes, beginning, denominations, classroom, generation.

Genuses zıt anlamlı kelimeler, Genuses kelime anlamı

Ending : Oyun konusunun tamamlanıp sonuca ulaştırıldığı sahne. Sonek. Baş. Son. Ecel. Ölüm. Gramer, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Ad ve fiil kök veya gövdeleri üzerine gelerek durum, sayı, zaman, kişi gibi gramer ilişkileri kuran ekler. ad çekimi, iyelik, teklik çokluk, fiil çekimi, fiil çekimindeki zaman ve şahıs ekleri işletme ekleridir: bu insan-lar-ı bir uykusuzluk gece-si-n-de sadece bir gölge gibi gör-müş-t-üm. şimdi bu gölge-ler beni yavaş yavaş, daha öte-ler-e ve derin-ler-e çağır-ıyor. baş-lar-ı-n-ın etraf-ı-n-da-ki aydınlık değiş-i-yor, muamma-lar-ı-n-ı çözme-y-e çalıştıkça bir yığın çetrefil meseleyle karşılaş-ıyor-um. (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 89) vb. Çekim eki. Nihayet.