Get there türkçesi Get there nedir

  • Başarılı olmak.
  • Belirli bir mevkiye ulaşmak.
  • Amacına ulaşmak.
  • Oraya gitmek.
  • Belirli bir yere ulaşmak.
  • Kıstırmak.
  • Başarmak.
  • Amaca ulaşmak.
  • Belirli bir düzeye erişmek.
  • Belirli bir yere gelmek.

Get there ile ilgili cümleler

English: Ali was able to get there in less than twenty minutes.
Turkish: Ali yirmi dakikadan daha az bir sürede oraya varmayı başardı.

English: Ali managed to get there in time.
Turkish: Ali zamanında oraya varmayı başardı.

English: Ali isn't the only one who thinks it would be a good idea to get there early.
Turkish: Ali oraya erken gitmenin iyi bir fikir olacağını düşünen tek kişi değil.

English: About how long will it take to get there by bus?
Turkish: Otobüsle oraya gitmek yaklaşık ne kadar sürer?

English: Ali didn't get there in time.
Turkish: Ali oraya zamanında varmadı.

Get there ingilizcede ne demek, Get there nerede nasıl kullanılır?

Get : Ettirmek. Erişmek. Etmek. Elde etmek. Kavramak. Hazırlamak. Açığını bulmak. Uğraşmak. Yakalamak. Hale gelmek.

There : Şura. Oraya. Birinin ismi yerine kullanılır. O konuda. Orayı. Ora. Oralarda. İşte. Şurada. ...var.

Get into hot water : Başını belaya sokmak. Başı derde girmek. Sıkıntıya girmek. Belaya bulaşmak.

Get a bad name : Adı karalanmak. Adı çıkmak.

 

Get a ball out of something : Eğlenmek (ile). Büyük zevk almak.

Get a bang out of : Zevk almak. Tadını çıkarmak. Keyif almak.

Get a bang on : Bedenine darbe yemek.

İngilizce Get there Türkçe anlamı, Get there eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Get there ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Go far : Başarıya ulaşmak. Çok iş görmek. Uzun mesafe katetmek. Doyurmak. Çok başarılı olmak. Uzaklaşmak. Karşılamak. Çok uzak yerlere yolculuk yapmak.

Accomplishes : Yapmak. Becermek. Almak (yol, zaman). Başarıyla tamamlamak. Başarı elde etmek. Bitirmek. Sonuçlandırmak. Yerine getirmek. Tamamlamak.

Bring to bay : Yerinden çıkarmak (vahşi hayvan). Köşeye sıkıştırmak.

Drive into a corner : (kişiyi) köşeye sıkıştırmak. Köşeye sıkıştırmak. Kaçabilmesi zor bir duruma getirmek.

Carry off : İletmek. Alıp götürmek. Öldürmek. Kazanmak. Kapmak. Ödül kazanmak. Kapıp kaçırmak. Kolayca yapmak. Kolayca ve başarılı bir biçimde yapmak.

Jam in : Takılmak. Küçücük yere sıkıştırmak. Tıkıştırmak. Sıkışıp kalmak. Sıkışmak. Sıkıştırmak.

Click : Tıkırdamak. Hoşlanmak. Tutulmak. Çıt etmek. Tıklamak. Jetonu düşmek (argo terim). Şansı olmak. Kapanıvermek.

Make out : Düzenlemek. Fark etmek. Farketmek. İlişki kurmak. Yazmak. Yazıp doldurmak. Ne olduğunu kestirmek. İdare etmek. Çıkarmak.

Brought off : Kurtarmak.

Achieved : Erişmek. Gerçekleştirmek. Meydana getirmek. Kazanmak. Elde etmek. Erişilen. Ulaşmak.

Get there synonyms : arrives, be crowned with success, corner, succeed, accomplish, nipped, shut, arrived, claw hold of, keep the tail in the water, make good, achieve, bear sail, pinches, jam, pinch, corners, nips, jams, arrive, cornering, carries, be successful, achieving, go places, make the grade, carry, bring off, bring home the bacon, prosper, nip, accomplishing, achieves.