Give a lesson türkçesi Give a lesson nedir

  • Ders vermek.
  • Konu anlatmak.
  • Ders anlatmak.

Give a lesson ingilizcede ne demek, Give a lesson nerede nasıl kullanılır?

Give : Hediye etmek. Ödemek. Bulaştırmak. Uçlanmak. Bahşetmek. Düzenlemek. Bel vermek. Eğilmek. Dogruluğunu kabullenmek. Armağan etmek.

A : Pek iyi. İngiliz alfabesinin birinci harfi. La (müzik terimi). Herhangi bir. Miktar belirtir. Amperin simgesi. Argonun simgesi. Belirli bir tür veya nitelikteki. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Bir.

Lesson : Ders. İbret. Paylama. Çimke. Azar. Hisse.

Give a bad name : Ad takmak. Adını karalamak. Adını kötüye çıkarmak.

Give a beating : Dayak atmak. Dövmek. Sopa çekmek. Yenmek. Ayağının altına almak.

Give a cold shoulder to : -e karşı kayıtsızca davranmak. Soğuk davranmak. Sert davranmak.

Give a body to : Şekil vermek.

Give a bias to : Peşin hüküm vermek.

Give a command : Emir vermek.

Give a chance : Şans tanımak. Fırsat sunmak. Fırsat tanımak. Şans vermek.

İngilizce Give a lesson Türkçe anlamı, Give a lesson eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Give a lesson ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lecture : Ders vermek (okul vb). Paylamak. Öğütler vermek. Anlatma. Azarlamak. Öğretmenin belli bir konuyu anlatıp açıklaması ilkesine dayanan, genellikle öğrencilerin soru sormalarına, tartışmalarına ve birlikte çalışmalarına olanak tanımayan bir ders verme biçimi. Fırça çekmek. Konferans vermek. Uzun öğüt.

 

School : Okul. Balık sürüsü. Okutmak. Birdem. Eğitim, tiyatro alanlarında kullanılır. Okula göndermek. Sürü halinde yüzmek (balık). Mektep. Okul çalışanları ve öğrencileri. Bilimyurdu.

Give a lecture : Konferans vermek.

Scolds : Çıkış yapmak. Terslemek. Paylamak. Azarlamak. Darılmak. Zılgıt vermek. Çıkışmak. Haşlamak.

Rebuking : Giydirmek. Paylamak. Fırça atmak. Döşenmek. Çıkışmak. Fırça çekmek. Sitem etmek. Azarlamak. Azar.

Lectures : Uyarmak. Azarlamak. Konferans vermek. Konferanslar. Öğütler vermek.

Deliver a lecture : Konferans vermek.

Rebukes : Fırça atmak. Azar. Azarlamak. Fırça çekmek. Döşenmek. Sitem etmek. Giydirmek. Çıkışmak. Paylamak.

Scold : Azarlamak. Terslemek. Çıkış yapmak. Çıkışmak. Haşlamak. Darılmak. Zılgıt vermek. Paylamak. Tanlamak.

Give a lesson synonyms : give a good lesson, prelect, lectured, lecturing, rebuke, taught, teach.