Lecture türkçesi Lecture nedir
- Anlatma.
- Öğretmenin belli bir konuyu anlatıp açıklaması ilkesine dayanan, genellikle öğrencilerin soru sormalarına, tartışmalarına ve birlikte çalışmalarına olanak tanımayan bir ders verme biçimi.
- Konferans vermek.
- Fırça çekmek.
- Öğütler vermek.
- Ders.
- Azarlamak.
- -e nutuk çekmek.
- Ders anlatmak.
- Ders vermek (okul vb).
- Uzun öğüt.
- Uyarmak.
- Paylamak.
- Eğitim alanında kullanılır.
- Ders vermek.
Lecture ile ilgili cümleler
English: Ali had to cancel his lecture because he was sick.
Turkish: Ali hasta olduğu için dersini iptal etmek zorunda kaldı.
English: He gave me a lecture on drinking.
Turkish: Bana içki konusunda konferans verdi.
English: As a matter of fact, his lecture was boring.
Turkish: Doğruyu söylemek gerekirse, onun dersi sıkıcı.
English: Don't lecture me.
Turkish: Bana ders anlatma.
English: He began his lecture with a humorous anecdote.
Turkish: Espirili bir anekdot ile dersine başladı.
Lecture ingilizcede ne demek, Lecture nerede nasıl kullanılır?
Lecture hall : Amfi. Derslerin yapıldığı büyük oditoryum (genellikle yüksekokulda veya üniversitede). Amfiteatr.
Lecture method : Sınıf içi çalışmalarda öğretmenin daha çok etkin olmasını gerektiren, öğretim programında yer alan konuların anlatılıp açıklanmasını öğretmenden bekleyen ve yine öğretmenin uyandıracağı ilgi ile öğrencilerin duygu, düşünce ve görüşlerinde istenilen gelişmelerin sağlanmasını öngören geleneksel bir öğretim yöntemi. Anlatma yöntemi.
Lecture notes : Konuşma notları. Ders notları.
Lecture room : Konferans salonu. Okuma odası.
Lecture theater : Amfi.
Deliver a lecture : Konu anlatmak. Konferans vermek. Ders vermek. Ders anlatmak.
Gave a lecture : Azarladı. Aydınlatıcı konuşma yaptı. Konferans verdi. Ders anlattı.
Lecture theatre : Amfiteatr. Amfi.
Lecturer : Doçent. Konuşmacı. Lektör. Okutman. Eğitim görevlisi. Konferansçı. Öğretim üyesi. Ders veren. Eğitmen. Üniversitelerde dil dersi öğretimi ya da eski dillerde yazılmış metinlerin çözümlenmesi gibi bir işle görevli kimse.
Lantern slide lecture : Slaytlı konferans. Slayt gösterisi.
İngilizce Lecture Türkçe anlamı, Lecture eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Lecture ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abnormal child : Bedensel, zihinsel ya da toplumsal özellikler bakımından olağandışı ayrılıklar gösteren çocuk. Olağandışı çocuk.
Bawling out : Bağırıp çağırmak. Azarlama. Haşlamak. Paylama.
Taught : Göstermek. Okutmak. Öğrenmeye tabi tutulmuş. Öğretmenlik yapmak. Öğretmek. Öğretilen. Eğitmek.
School : Sürü halinde yüzmek (balık). Okul. Ekol. Eğitmek. Okula göndermek. Balık sürüsü. Tarz. Bilimyurdu. Okul çalışanları ve öğrencileri.
Alerts : Alarma geçirmek. Gözünü açmak.
Training : Tenis, futbol, bilgisayar, eğitim, masa tenisi, voleybol alanlarında kullanılır. Yetiştirim. Öğretme. Antrenman. Staj. Hazırlık çalışması. Bir hayvana şu ya da bu amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi. Eğitim. Staj süresi. Alıştırma.
Rebuking : Fırça atmak. Azar. Giydirmek. Döşenmek. Sitem etmek. Çıkışmak.
Instruct : Haber vermek. Bilgi vermek. Okutmak. Direktif vermek. Talimat vermek. Emir vermek. Görevlendirmek. Bilgilendirmek. Öğretmek. Emretmek.
Address : Nutuk çekmek. Nutuk. Kendini bir işe adamak. Konuşma yapmak. Hitap etmek. Göndermek. Söylev vermek. Ünvan. (sorunların) üzerine gitmek.
Jaw : Fırça atmak. Vırvır. Omurgalılarda kemik ya da kıkırdak ile desteklenen, dişleri taşıyan ve ağzın açılıp kapanmasını sağlayan yapı. omurgasızlarda bu görevi taşıyan benzer yapı. Dırdır. Azar. Gevezelik. Can sıkıcı öğüt. Laflamak. Sıkıcı konuşmak.
Lecture synonyms : public lecture, bawl out, call down, lectured, lambaste, admonished, recitals, accustoming, chidden, examples, rebuke, scolds, teachings, alert to, talk, give a good lesson, object lesson, preach, explicating, bastes, explaining, basted, scold, blister, lesson, academic preparation, deliver a lecture, academy of economic and commercial sciences, morals, blow up, dress down, trainings, narration.
Lecture zıt anlamlı kelimeler, Lecture kelime anlamı
Praise : Övgü. Methetmek. Şükretmek. Gururunu okşamak. Övme. Övgüyle söz etmek. Methiye. Şükran. Hamdetmek. Övmek.
Lecture ingilizce tanımı, definition of Lecture
Lecture kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the lecture of Holy Scripture. To read or deliver a lecture to. The act of reading. To deliver a lecture or lectures.

Bu kısımda Lecture kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Lecture ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Lecture anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Lecture ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.