Glaive türkçesi Glaive nedir

Glaive ingilizcede ne demek, Glaive nerede nasıl kullanılır?

Glaives : Kılıç.

Glair : Yumurta beyazı. Yapıştırıcı sürmek. Çiriş. Yapışkan madde. Yumurta akı.

Glaire : Yumurta beyazı. Yumurta akı. Çiriş.

Glairousky : Yumurta akı kaplaması olan. Yumurta akı ile kaplanmış olan. Yumurta akı gibi olan. Yumurta akına benzeyen.

Glairy : Yumurta akı ile kaplanmış olan. Yumurta akına benzer. Yumurta akına benzeyen. Yumurta akı kaplaması olan. Yumurta akı gibi olan.

Glabella : Glabella. İki kaşın arasındaki kılsız bölge. Kaş-arası. Kaşlar arsında bulunan düz kemik (anatomi terimi).

Cor anglais : Alto obua. Korangle.

Glaces : Şekerle kaplı. Düz. Şekerlenmiş. Glase. Parlak.

Glaceing : Şekerlenmiş. Düz. Şekerle kaplı. Parlak. Glase.

Franglais : İngilizce sözcükler içeren fransızca.

İngilizce Glaive Türkçe anlamı, Glaive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glaive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Camp : Savaş sırasında ordunun merkezi olarak kullanılan yer. Homo. Düşerge. Konaklamak. Adenozin monofosfatta şekerin 5ı karbonuna bağlı fosforik asidin adenilat siklaz aracılığıyla ribozun 3ı karbonuna bağlanmasıyla meydana gelen, hormon vb. maddelerin fonksiyonlarına aracılık eden bir nükleotit, siklik amp, camp, halkasal adenozin monofosfat. ikinci haberci olarak çeşitli metabolik yolların düzenleyicisi olan önemli bir molekül. İbne. Düşerge yapmak. Ortak bir çıkar veya hedef paylaşan küçük grup. Ordugah. Konmak.

 

Sabres : Kılıçla kesmek. Kılıçla vurmak. Kılıçtan geçirmek. Eskrim kılıcı. Süvari kılıcı.

Room : Fırsat. Yer. Bir yapının, özellikle bir evin, oturmak, çalışmak, yatmak gibi eylemlere yarayan gözelerinden her biri. Mahal. Olanak. Meydan. Boş yer. Ç.daire. Oturmak. Apartman.

Claymore : İki ağızlı büyük kılıç. Çift tuzaklı mayın.

Blades : Koyunların yapağısının bir makas vasıtasıyla elle kırkılması. Yaprak. Sulu tip (argo terim). Bıçak ağzı. Uzun yaprak. Laubali tip. Kılıç kullanmakta usta kimse. Elle kırkım.

Reside : -e dayanmak. Oturmak. Bulunmak. Ait olmak. Bağlı olmak. Etmek. İkamet etmek. Oturmak (ikamet vb). -de ikamet etmek.

Be : Durmak. -dı. -dir. Var olmak. -di. Olmak. Kalmak. Bulunmak. Berylliumb (berilyum). Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element.

Bivouac : Açık ordugah kurmak. Konak. Geceyi çadırsız geçirmek. Çadırsız geçirmek. Çadırda kalmak. Kamp kurmak. Açık ordugah. Çadırsız asker düşergesi. Çadırsız asker kampı. Geceyi açık havada.

Look : Görmek. Ümit etmek. Görünmek (güzel veya hasta vb). Görünmek. Görünüş. Bakmak. Aramak. Ummak. Bakış. İyileşmek.

Falchion : Orak biçimli ağır kılıç.

Glaive synonyms : lodge in, live together, saber, camp out, shack, domicile, sabers, claymores, glave, inhabit, people, board, dwell, cutlasses, cohabit, sabre, tenant, blade, domiciliate, occupy, shack up, tent, populate, lodge, neighbor, sword, peek, nest, cutlass, glint, neighbour, encamp, cold steel.

 

Glaive zıt anlamlı kelimeler, Glaive kelime anlamı

Dead : Işığı hızla azaltarak söndürme. Işığı hızla söndürme eylemi. Ölü (renk). Gerilimsiz. Ölü zaman. Işığı öldürme. Cansız. Çok. Unutulmuş.

Inanimate : İnanimat. Sönük. Dirimsiz. Ruhsuz. Ölü. Cansız. Sıkıcı. Donuk.

Deny : Tanımamak. Mahrum etmek. Kaçınmak. Danmak. Yoksun bırakmak. Yadsımak. Nasip etmemek. Yoksamak. Yalanlamak. Esirgemek.

Glaive antonyms : take, withdraw, borrow.

Glaive ingilizce tanımı, definition of Glaive

Glaive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A weapon formerly used, consisting of a large blade fixed on the end of a pole, whose edge was on the outside curve. Also, a light lance with a long sharp- pointed head.