Glisser türkçesi Glisser nedir

  • Balede yedi tür dans hareketinden biri.
  • Kayma.

Glisser ingilizcede ne demek, Glisser nerede nasıl kullanılır?

Glissade : Adım kaydırma. Kayma. Dansta yana kayma. Kaymak. Genellikle sıçrama ve atlamalardan önce beşinci duruşla başlar. bir ayak açık olarak kaydırılır ve geriye alınır; sonra öteki ayak kapalı olarak kaydırılır. dirsekler hafifçe bükük, yarı parmak ucu ile hafifçe yükselinir. (dağdan vb) aşağıya kayma.

Glissaded : Kayma. (dağdan vb) aşağıya kayma. Dansta yana kayma. Kaymak.

Glissades : (dağdan vb) aşağıya kayma. Dansta yana kayma. Kayma. Kaymak.

Glissading : Kaymak. Dansta yana kayma. (dağdan vb) aşağıya kayma. Kayma.

Glissandi : Kayma. Parmakların piyano tuşları veya harp telleri üzerinde kaydırılmasıyla yaratılan kayma etkisi (müzik terimi).

Glister : (eski kullanım) parlak bir şekilde ışıldamak veya ışık saçmak. Pırıltı. Işıldamak. Parıldamak. Parıltı.

Glisson cirrhosis : Glisson kapsülasında gelişen kronik fibröz yangının bir uzantısı olarak karaciğer fibrozisi. yerel olması nedeniyle gerçek bir siroz niteliğinde olmaz. Glisson sirozu.

Glisteringly : Parlak bir şekilde.

Glistened : Parlama. Kesik kesik parlamak. Pırıltı. Parlamak. Kıvılcım. Parıldamak. Işıldamak. Pırıldamak. Parıltı.

 

Glistering : Pırıltı. (eski kullanım) parlak bir şekilde ışıldamak veya ışık saçmak. Işıldamak. Parıldamak.

İngilizce Glisser Türkçe anlamı, Glisser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Glisser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Glister : Pırıltı. Işıldamak. Parıldamak. Parıltı. (eski kullanım) parlak bir şekilde ışıldamak veya ışık saçmak.

Drift : Yığılmak. Yığmak. Bir cismin kayarak gitmesi. Gayesiz yaşamak. Kayma devimi. Yatay galeri. Bir iş sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmelerle uğramak. Kendini koyvermek. Şaşırmak.

Glided : Havada süzülme. Kaydırmak. Kaymak (bir yerden vb). Motorsuz uçmak. Akmak. Kaymak. Süzülerek gitmek. Süzülmek. Sessizce ve kayıyormuş gibi gitmek.

Creepages : Kaçak yolu. Akış. Yayılma. Sızıntı. Dağılma.

Scintillation : İyonlaştırıcı parçacığın neden olduğu çok kısa süreli (birkaç mikrosaniye ya da daha az) ışıldama. Parıldama. Pırıldama. Parıldama, ışıldama. Çakım. Kırpışım. Işıldama. Nükteli konuşma. Kıvılcımlar saçma. Işiközlerinin enine dalgalar halinde titreyerek yayılması.

Intumesce : Genişlemek. Şişmek. Fokurdamak. Kabarmak.

Glides : Kaymak (bir yerden vb). Havada süzülme. Süzülmek. Sessizce ve kayıyormuş gibi gitmek. Akmak. Süzülerek gitmek. Planörle uçmak. Motorsuz uçmak. Kaymak.

Vesicate : Kabartmak. Kabarmak.

Swell up : Şişirmek. Artırmak. Şişmek. Yükseltmek.

Brightness : Bir ışık kaynağının (yıldızın) verdiği ışığın alıcı (göz, fotoğraf plağı, ışıkgöze) üzerinde yaptığı etki gökbilimde bu etki ışık yeğinliğinin logaritması ile ölçülür. (ay.. bk. kadir sınıfı). Canlılık. Revnak. S) tv. bir merceğin geçirebileceği en çok ışık niceliği. (bağıntılı açıklıkla aynıdır). Yalabık. Aydınlık. Parlaklık (ışık vb). Görkem. Neşe. Yapağıda parlaklık.

 

Glisser synonyms : tumesce, creep, glide, glisten, swell, dislocations, glissades, gliding, creepage, tumefy, dislocation, ghost image, creeps, glissading, sparkle, glissaded, glissade.

Glisser zıt anlamlı kelimeler, Glisser kelime anlamı

Dullness : Körlük. Durgunluk. Sıkıntı. Donukluk. Asamiyet. Can sıkıntıs. Sersemlik. Matlık. Ağırlık. Kesat.

Greater : Büyük. Daha büyük. Daha önemli olan. Boyut veya alan olarak daha geniş.