Gone türkçesi Gone nedir

  • Geçmiş.
  • Kaybolmuş.
  • Sevdalanmış.
  • Aşık.
  • Yok olmuş.
  • Heyecanlı.
  • Gitmiş.
  • Ölmüş.
  • Bozuk.
  • İlerlemiş.
  • Hamile.
  • Bozulmuş.
  • Ümitsiz.
  • Kendinden geçmiş.
  • Mahvolmuş.
  • Kayıp.
  • Geçkin.

Gone ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary have gone swimming together a number of times.
Turkish: Ali ve Mary birkaç kez birlikte yüzmeye gittiler.

English: Ali and Mary have gone to Australia.
Turkish: Ali ve Mary Avustralya'ya gitti.

English: Ali asked Mary where she had gone to junior high school.
Turkish: Ali Mary'ye ortaokula nereye gittiğini sordu.

English: Ali and Mary have gone out for lunch.
Turkish: Ali ve Mary öğle yemeği için dışarı çıktılar.

English: Ali and Mary have gone their separate ways.
Turkish: Ali ve Mary ayrı yollarına gittiler.

Gone ingilizcede ne demek, Gone nerede nasıl kullanılır?

Gone away : Defolup gitmek. Defolmak. Gitmek.

Gone off : Çürümek. Ses çıkarmak. Kesilmek. Ekşimek. İzin almadan gitmek. Çıkmak. Başlamak. Sönmek (ışıklar veya kalorifer). Çoğalmak. Kahkahayı basmak.

Gone up : Açılmak (perde). Yukarı gitmek. Yükselmek (fiyat). Yokuş çıkmak. Yokuş yukarı çıkmak. Yükseğine gitmek (okul). Havaya uçmak. Yukarıya gitmek. Artmak. Patlamak.

Connection has gone down : Bağlantı koptu.

All gone : Hiç kalmamış. Tümü veya hepsi bitmiş.

 

Antigone : Antigon. Odipus'un. Babasına itaatsizlik eden ve idama mahkum edilen kızı (yunan mitolojisi).

Goneness : Zayıflık. Güçsüzlük. Kuvvetsizlik. Açlık nedeniyle zayıflık. Baygınlık. Bitkin olma durumu. Bitkinlik.

Far gone : Bir ayağı çukurda. Onarıma gereksinim duyan. Kötü durumda. Ölmek üzere. İleri bir aşamada. Kullanılmaz halde. Sona yaklaşan. Sonuna merdiven dayamış. Çok eskimiş. Ölümün eşiğinde.

Get you gone : Git işine.

Goner : Gidici kimse. Ölmek üzere kimse. Gidici. Hapı yutmuş. Yolcu.

İngilizce Gone Türkçe anlamı, Gone eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gone ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Elderly : Oldukça yaşlı. Yaşını başını almış. İleri yaşlı. Yaşça büyük. İhtiyar. Yaşlı. Ununu elemiş eleğini duvara asmış. Yaşlıca.

Drunker : Mest olmuş. Kafayı bulmuş. Sarhoş. Mest. Daha sarhoş.

Dead : Işığı hızla söndürme eylemi. Cansız. Çıkmaz. Çok. Sönük. Işığı hızla azaltarak söndürme. Işığı öldürmek. Acımasız. Uyuşuk.

Adorer : Tapan kimse.

Adrenalized : Tahrik edilmiş (ayrıca adrenalised). Enerji dolu. Coşkulu. Uyandırılmış. Uyarılmış.

Deprivations : Azletme. Mahrum etme. Mahrum bırakma. Mahrumiyet. İhtiyaç. Yoksunluk.

Atwitter : Şen şakrak. Neşeli. Cıvıl cıvıl.

Despondent : Meyus. Umutsuz. Umutsuzluğa kapılmış. Morali bozuk. Ümitsizliğe kapılmış.

Passe : Geçit. Yaşlanmış. Bk. boyun. Modası geçmiş. Eski. Solmuş.

Departing : Ayrılma. Gitme. Ayrılan.

Gone synonyms : progressive, abashed, big with child, foretimes, dreariest, in pod, casualties, clapped out, destroyed, contaminated, kaput, perished, burked, altered, foregone, blasted, all up, enceinte, loss, parturient, decd, shattered, improved, said kaddish after, bumpy, heavier, asleep, banged up, frantic, breathtaking, bananas, faded, aglow.

 

Gone zıt anlamlı kelimeler, Gone kelime anlamı

Preserved : Korumak. Konserve yapmak. Korunmuş. Korunan. Muhafaza etmek. Masun.

Alive : Elektrik yüklü. Sağ. Haberdar. Diri. Yaşam dolu. Faal. Hayat dolu. Diri diri. Hareketli. Farkında.