Groin türkçesi Groin nedir

  • Nedenlerin açıklaması.
  • İki kemerin birleştiği nokta.
  • İki kemerin birleştiği kenar.
  • Kıyı koruyucu şedde.
  • Set.
  • Dalgakıran.
  • Taş seti.
  • Nakit.
  • Mahmuz.
  • Kasık.
  • Kemer pervazı.

Groin ingilizcede ne demek, Groin nerede nasıl kullanılır?

Kicked him in the groin : Belden aşağısını vurdu. Taşaklarına vurdu. Erkek cinsel organına vurdu. Onu en çok acıdığı yerinden vurdu. Kasıklarından vurdu.

Groined : Kuşaklı. Çapraz. Pervazlı.

Groined vault : Çapraz tonoz. Haç tonoz. Çapraz kemer.

Groining : Kasık. Set. Taş seti. İki kemerin birleştiği nokta. Nedenlerin açıklaması. Nakit. Dalgakıran. Mahmuz. İki kemerin birleştiği kenar. Kıyı koruyucu şedde.

Groins : Nakit. Mahmuz. İki kemerin birleştiği nokta. Taş seti. İki kemerin birleştiği kenar. Set. Nedenlerin açıklaması. Kıyı koruyucu şedde. Kemer pervazı. Kasık.

Groaning : İnilti sesi. İnleyen. İnilti. İnleme.

Groan : Ihlamak. Sıkıntı. Figan. Sızlanmak. Figan etmek. Ah etmek. İnilti. İnildemek. Gıcırdamak. İnlemek.

Groaners : İnleyen kimse. Soğuk veya kötü veya bayat espri. Ah eden kimse. Figan eden kimse.

Negroids : Zenci. Zenciye benzer. Zencimsi.

Groaned : Figan etmek. Gıcırdamak. Ah etmek. Ihlamak. Sızlanma. Sıkıntı. Figan. Sızlanmak. İnlemek. İnildemek.

İngilizce Groin Türkçe anlamı, Groin eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Groin ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abutment : Ayak (köprünün kıyıya dayandığı yerdeki). Dayanak. Köprü ayağı. Mesnet. Dayanma. Bitişme yeri. Dayanak veya destek. Yan ayak. Kemer ayağı.

Make : Zorlamak. Çeşit. Düzeltmek. Verim. Yapı. Düdüklemek. Yapılış şekli. Yaratmak. Yapmak. Kapatmak (devreyi).

A set of : Bir takım. Bir grup.

Region : Nahiye. Memleket. Yöre. Bölge. Az çok sınırları belli olan toprak parçası. İklim. Mıntıka. Dar. Yakınlarda dört bir yan, bölge. Çevre.

Bund : Rıhtım. Toprak set. Sarmalama. Toprak set çekmek. Dernek. Bent.

Barrage : Nehir barajı. Bent. Soru yağmuruna tutmak. Engel. Baraj. Yaylım ateşi. Yağmur. Yoğun yaylım ateşi. Engelleme ateşi.

Bulkheads : Duvar. Bölme perdesi. Gemi bölmesi. Ön bölme sacı. Bölme. Ara duvarı. Perde. Su geçirmez bölme. Bölme duvarı.

Cutwater : Köprü orta ayak burnu. Kayık tığı. Kayak tığı. Geminin ön tarafındaki suyu kesen kısmı. Köprü ayağına takılan mahmuz veya başka yapı. Gemi pruvasının on kısmı. Köprü mahmuzu. Talimar. Geminin ön tarafı.

Bumper : Ağzına kadar dolu kadeh. Çarpışmada aracın olumsuz etkilenmesini önlemek için ön ve arka uç noktalarına bulunan yatay, metal parça. Alışılandan çok daha bol. Sıkılama makinesi. Çamurluk. Ağzına kadar dolu bardak. Tampon. Önleç. Bereketli şey.

Moles : Köstebektiler. Memeliler (mammalia) sınıfının, böcekçiller (ınsectivora) takımından, gözleri çok küçük ve bir deri ile örtülü, kulakları tüyler arasında gizli, ön ayakları kazmaya elverişli türleri olan bir familya. Ben (anatomi terimi). Sokur. Mendirek. Mol. Leke. Köstebek.

 

Groin synonyms : inguinal, bulwarked, jetties, cashes, breakwaters, bulkhead, money, dikes, crotches, barriers, build, barrages, crotch, dams, causeway, mole, spur, construct, spaded, bunds, loins, area, bulwark, rowels, groining, piers, bankrolls, dike, crutch, liquidities, bankrolling, in specie, pier.

Groin ingilizce tanımı, definition of Groin

Groin kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To murmur. To build with groins. To fashion into groins. The inguen. To snarl. The line between the lower part of the abdomen and the thigh, or the region of this line. To grunt to growl. The snout of a swine.