Haça nedir, Haça ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Meyve dallarının eğilmemesi için destek olarak konulan çatallı ağaç.

Çatal.

Kaça.

Haça tanımı, anlamı

Haçağ : Ne vakit, ne zaman

Haçağacı : Araba makasının parçalarından biri.

Haçan : Ne vakit, ne zaman: Haçan sizin eve geldimse boş bulamadım. Mademki: Haçan öküzleri bulamadın eve niçin gelmedin. Ne çabuk: Haçan gidip geldin. Ne çabuk. Ne zaman, ne zaman ki. Ne zaman. [Bakınız: kaçan].

Haçan ki : Ne zaman ki.

Haçanabir : Ne zamana kadar: Ben seni kapının önünde haçanabir bekliyeyim?. Sürekli, durmadan.

Haçanda : Ne çabuk.

Haçanpur : Mısır ve fasulye ile yapılan ekmek.

Haçar : Cüce insan. Anahtar. [Bakınız: açar].

Haçat : Gerekli araç: Evlerinde bir haçat bulunmaz hep ondan bundan alırlar.

Haçator : Altmışaltı oyununda bir kâğıt, bey.

Ne haçan : Ne zaman, ne çabuk.

Çatallı : Çatalı olan. İki veya daha çok ihtimali olan. Pürüzlü (ses). Çatal durumunda olan.

Dallar : Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).

Destek : Bir şeyin yıkılmaması için konulan eğik veya düz dayak, payanda. Bir birlik için sağlanan yardım veya koruma. Üzerine bir şey oturtmaya, tutturmaya, koymaya yarar araç, bindi, hamil. Maddi ve manevi yardımcı, dayanak. Bir vektörü taşıyan sonsuz doğru. Kredi işlemlerinde her an sarf edilebilecek kredi. Yardım.

 

Eğilme : Eğilmek işi. Yerin manyetik alanında bulunan serbest mıknatıslı bir iğnenin doğrultusu ile yatay düzlem arasındaki açı. Bir doğrunun, bir başka doğruya veya düzleme göre eğik olması.

Deste : Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Aynı cinsten onluk bir küme.

Dalla : Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge.

Çatal : İki veya daha çok kola ayrılan değnek. Dirgen. Bir tür olta iğnesi. Ucu kollara ayrılmış. İki anlamlı, iki türlü anlaşılabilir. Dallı olan şeylerin her kolu. Yemek yerken kullanılan iki, üç veya dört uzun dişli çoğunlukla metal araç. İki taraflı. Yol, ağaç gibi kollara ayrılan şeylerin ayrılma yeri.

Meyve : Bitkilerde çiçeğin döllenmesinden sonra yumurtalığın gelişmesiyle oluşan tohumları taşıyan, genellikle yenebilen organ, yemiş. Ürün, sonuç, kâr.

Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).

Diğer dillerde Haç eğrisi anlamı nedir?

İngilizce'de Haç eğrisi ne demek ? : cruciform curve