Haçan nedir, Haçan ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ne vakit, ne zaman: Haçan sizin eve geldimse boş bulamadım.

Mademki: Haçan öküzleri bulamadın eve niçin gelmedin.

Ne çabuk: Haçan gidip geldin.

Ne çabuk.

Ne zaman, ne zaman ki.

Ne zaman.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: kaçan].

Haçan anlamı, kısaca tanımı

Haça : Meyve dallarının eğilmemesi için destek olarak konulan çatallı ağaç. Çatal. Kaça

Haçan ki : Ne zaman ki.

Haçanabir : Ne zamana kadar: Ben seni kapının önünde haçanabir bekliyeyim?. Sürekli, durmadan.

Haçanda : Ne çabuk.

Haçanpur : Mısır ve fasulye ile yapılan ekmek.

Ne haçan : Ne zaman, ne çabuk.

Mademki : Madem.

Bulama : Bulamak işi. Genellikle üzüm şırasının kaynatılması ile yapılmış olan koyu pekmez.

Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Çağ, mevsim. Dönem, devir. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Belirlenmiş olan an. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

 

Madem : "Değil mi ki, -diği için, -diğine göre" anlamlarında sebep göstermek için, başına getirildiği cümleyi daha sonraki cümleye bağlayan bir söz, mademki.

Vakit : Zaman. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Geçim, para bakımından elverişli durum. Çağ. Belirlenmiş olan zaman.

Niçin : Hangi amaçla, hangi sebeple, neden, niye.

Kaçan : İnek işkembesi. Herhangi. Tapu senedi. Mısır (yeşil yaprakları ile). Ne zaman, ne vakit?. Ne zaman, ne zaman ki, her ne zaman, vaktâki, nasıl, ne suretle, ne vakit.

Çabuk : Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü.

Gelme : Gelmek işi. Gelmiş olan. Bir ışının, kaynağından çıkarak bir ayna yüzüne veya saydam bir cismin yüzeyine erişmesi. Yetişme.

Vaki : Olan, olmuş.

Öküz : Çift sürmekte, kağnı çekmekte kullanılan, etinden yararlanılan, iğdiş edilmiş erkek sığır. Bön, görgüsüz, kaba, anlayışsız, yeteneksiz kimse. Cıvalı zar.

Made : Yemek yeme isteği. Mide. Arapça kökenli mâ-adâ: mâda; başka; fazla; gayri.

Gidi : Azarlama sözü. Ahlaksız, pezevenk.

Diğer dillerde Haç eğrisi anlamı nedir?

İngilizce'de Haç eğrisi ne demek ? : cruciform curve