Habits türkçesi Habits nedir

  • Alışkanlık.
  • Alışkanlıklar.
  • Adet.
  • Kafa yapısı.
  • Bağımlılık.
  • Yapı.
  • Yaşam biçimi.
  • Adetler.
  • Uzun süre içindeki yinelenmeler sonunda özdevimselleşen bilinçsiz ya da bilinçli davranışlar.
  • Kıyafet.
  • Huy.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Elbise.

Habits ile ilgili cümleler

English: Bad habits are easy to get into.
Turkish: Kötü alışkanlıklara girmek kolaydır.

English: Good eating habits are essential.
Turkish: İyi beslenme alışkanlıkları gereklidir.

English: Eating habits differ from country to country.
Turkish: Yeme alışkanlıkları ülkeden ülkeye değişir.

English: Cats show emotional habits parallel to those of their owners.
Turkish: Kediler sahiplerininkine paralel duygusal alışkanlıklar gösterir.

English: Bad habits die hard.
Turkish: Kötü alışkanlıklar zor biter.

Habits ingilizcede ne demek, Habits nerede nasıl kullanılır?

Acquired habits : Kazanılmış alışkanlıklar. Edinilen adetler. Edinilen alışkanlıklar. Benimsenmiş olan alışkanlıklar.

Acquired new habits : Öğrenilen yeni usuller. Kazanılan yeni alışkanlıklar.

Bad habits : Pozitif olmayan davranış biçimi. Kötü huy. İyi olmayan davranış şekli. Kötü alışkanlık. Kötü alışkanlıklar. Zararlı alışkanlıklar. Devam edilmesi arzu edilmeyen davranış.

 

Change of habits : Alışkanlıkların değiştirilmesi. Adetlerin değişimi.

Eating habits : Yeme alışkanlıkları. Düzenli yeme biçimleri.

Feeding habits : Beslenme alışkanlıkları.

Habit forming drugs : Bağımlılık yapan maddeler. Alışkanlık yapan ilaçlar. Tehlikeli ruh hali veya algılamayı değiştiren maddeler.

Habit forming : Alışkanlık yapan. Bağımlılık yaratan.

Habit of mind : Ruh hali. Kafa yapısı. Ruhsal durum.

Cohabits : Evlenmeden beraber yaşamak. Karı koca gibi yaşamak. Nikahsız yaşamak. Beraber yaşamak. Birlikte yaşamak.

İngilizce Habits Türkçe anlamı, Habits eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Habits ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Familiarities : Yakınlık. Yatkınlık. Aşinalık. Hususiyet. Samimiyet. İyi bilme. Teklifsizlik. Samimilik. Laubalilik. Bilme.

Bleedings : Beton sütü. Havasını alma. Kanatma. Suverme. Kanayarak. Kanama. Kanayan. Allah'ın cezası.

Dependance : Güvenme. İlişki. Bağlı olma. Dayanma. Tabiiyet. Asılma. Bağlılık. Güven. Başkasının sırtından yaşama.

Boundedness : Sınırlı olma. Sınırlılık.

Bldg : Building (bina). Bina. Mabet.

Convention : Sayma. Toplu karar. Uzlaşma. İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta ittifak ve iktisadi ilişkiler gibi konularda yasal sonuçlar doğurmak üzere yapılan sözleşme. Anlaşma. Uylaşım. Antlaşma. Töre. İki ya da daha çok devlet arasında yapılan bağlayıcı yazılı sözleşme. Toplantı.

Building : İnşaat. Apartman. Yapım. Bir yapının yapılması eylemi. Duvarlar ya da sütunlar üstüne oturtulmuş bir çatısı bulunan, insanların, hayvanların ve malların barınması ya da başka gereksinmeleri karşılamaları amacıyla yapılmış; bir yapıtasarcılık ürünü. Dikili. Dikinti. İnşa etme. Yapma.

 

Arrayal : Dizme. Sergi. Giyim. Giydirme. Tertip etme. Oluşum. Gösterme.

Abilities : İktidar. Beceri. Güç. Yeterlik. Yetenekler. Kabiliyet. Yetenek. Geniş anlamında, bireyin, davranışlarını düzenleyen, etkinliklerini koşullandıran ve dirimbilimsel-toplumsal olarak belirlenen özellikleri. dar anlamında, bireyi belli bir uğraşsal etkinliğe uygun kılan bir dizi ruhsal özellikleri.

Modus vivendi : Tecimsel uygulamalarla gümrük işlemleri üzerinde iki ülkece geçici olarak yapılan anlaşma. Geçici anlaşma. Yaşam stili. Geçici görüş birliği. Yaşayış tarzı. Yaşam tarzı. Geçici antlaşma.

Habits synonyms : habituation, habituality, costumes, ritual, ways, idiosyncrasies, costume, customary usage, dependency, conventions, agnation, habiting, bib and tucker, groove, garb, architectures, wont, familiarity, usage, cleanliness, humour, familiarizations, accustomedness, apparel, habit of mind, costuming, use, duds, attire, age grade, bondages, agression, lifestyle.

Habits zıt anlamlı kelimeler, Habits kelime anlamı

Undress : Gündelik elbise. Giysilerini çıkarmak. Elbiselerini çıkarmak. Soyunmak. Dökülüp saçılmak. Ev elbisesi. Üniforma. Soymak. Sargısını açmak.

Nondevelopment : Gelişmeme. Kalkınmama.