Halı nedir, Halı ne demek
- Yere veya mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, genellikle yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı

"Halı" ile ilgili cümle örnekleri
- "Pencerelerden Türk kadınlarının dokuduğu halılar ve seccadeler sarkıyor." - F. R. Atay
Yerel Türkçe anlamı:
Başkası, yabancı, el
İplik: Bir top beyaz halı aldım.
Halı hakkında bilgiler
Halı; atkılarının atılmasından sonra (arka iplikleri) üzerine desene göre istenilen hav yüksekliğinde iplerin geçirilerek düğümlenmesi ile yapılmış olan ev içinde ve genellikle yer örtüsü olarak kullanılan eşyadır. Bazı evlerde de duvarda görülür.
Halının kökü Anadolu Selçuklu Devletinden gelmiştir.
Kilimle halı bir birinden farklıdır: Kilim ince bir halı tipidir. Dünyada bilinen ilk halılar Orta Asya'da Türkler tarafından dokunmuştur. Bu halıların günümüze kadar ulaşabilmiş en eski örneğinin MÖ 6-5. yüzyıllarda yapılmış olduğu ve halen Leningrad Müzesi'nde saklandığı bilinmektedir. Bu halı Pazırık Halısı olarak bilinmektedir.
Halı insanların rahat ve sıcak bir zemin arayışı sonucu ortaya çıkan ve ev dekorasyonunda önemli bir yer tutan bir malzemedir. Tarihi ise insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlar önce sıcak bir zemin yaratmak amacıyla hayvan postlarını kullanıyorlardı.
Halı ile ilgili Cümleler
- Halılar için favori rengin nedir?
- Halının büyüklüğü 120'ye 160 santimetredir.
- Ali halıyı eski bir raketle dövdü.
- Bu halı el yapımı.
- Ben halıyı temizlemek için bir şey arıyorum.
- Şimdiye kadar ilk defa bir halı tamir ettim.
- Halı yapmak için ihtiyacın olan gerekli şeyler var mı?
- Şimdiye kadar büyük bir halıyı ilk defa tek başıma katladım.
- Halı güzel.
- Halını o kişiye ver.
- Bu halı güzel.
- Halının üstünde ağda var.
- Halı fiyatı üç etken tarafından belirlenir.
- O bir halı dokuyor.
Halı anlamı, kısaca tanımı:
Duvar : Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Sonuç alınamayan yer. Engel.
Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi.
Halı altına süpürmek : Çözümlenemeyen sorunların görüşülmesini ertelemek, gözden uzak etmek.
Halıhane : Halı dokunan yer.
Halı saha : Futbol oynanmak üzere zemini halı vb. özel bir maddeyle kaplı ve etrafı tel örgüyle çevrili alan.
Duvar halısı : Duvara asmak üzere dokunmuş, üzerinde genellikle resim işlenmiş olan ince halı.
Isparta halısı : Isparta yöresinde el tezgâhlarında dokunan ve çok tutulan bir halı türü.
Taban halısı : Tabana serilen büyük halı. Bin liralık bütün kâğıt para.
Yol halısı : Yolluk.
Halıcı : Halı dokuyan veya satan kimse.
Halıcılık : Halıcının yaptığı iş. Halı dokuma sanatı veya sanayisi.
Mobilya : Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyaya verilen genel ad, möble.
Üstün : Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.
Serilmek : Bir yere uzanıp yatmak. Serme işi yapılmak.
Gerilmek : Gergin bir biçimde açılmak. Kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek. Kasılmak. Germe işi yapılmak, gergin duruma gelmek, belirli bir uzama ile çekilmek. İlişki ve davranış bozulacak duruma gelmek.
Tüylü : Tüyü olan. Uzun tüyleri olan kilim.
Nakışlı : Nakşı olan.
Kalın : Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Pes (ses). Enli ve gür (kaş). Yoğun, akıcılığı az olan. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Etli, dolgun. Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü.
Atkı : Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik. Büyük yaba. Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç.
Halı böceği : Kurtçuk evresini, halı, kilim, keçe, kürk ve yünlü giyecekler yiyerek geçiren, kınkanatlı evcil böcek.
Halı çubuğu : Basit halı dokuma tezgahlarında kullanılan ve halının erişinin arasına geçirilen, halının eni kadar uzunluğunda olan ağaç çubuk.
Halı dibi : Halı tezgahlarının bulunduğu yer: Halı dibinde kızlar başlarını örttüler.
Halı gösterisi : Halı üzerinde yapılan gösterilerin tümü.
Halı güvesi : Kurtçuk çağını halı ve yünlü kumaş kemirerek geçiren, ak başlı, kahverengi duyargalı küçük kelebek.
Halı hulu : İyiye yakın, orta.
Halı kuşu : Göğsü ve kanatları sarı renkli, küçük bir kuş.
Halı tokmağı : Dokuma tezgahında bulunan dişli bir araç.
Halı yer : Ekilmemiş, boş yerler (tarlada): Köyümüzde 10 bin dönüm halı yer var.
Halıberi : Biraz iyi, iyice: Ahmet'in hastalığı bugün halıberi.
Diğer dillerde Halı anlamı nedir?
İngilizce'de Halı ne demek? : [Hali] n. state, condition, situation, status, aspect, demeanor, demeanour [Brit.], estate, event, face, fettle, lay, plight, posture, repair, set, sight, stand
n. carpet, rug, floor covering
Fransızca'da Halı : tapis [le]
Almanca'da Halı : n. Teppich
Rusça'da Halı : n. ковер (M), половик (M)

Bu kısımda Halı nedir? Halı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Halı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Halı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.