Handbag türkçesi Handbag nedir

Handbag ile ilgili cümleler

English: The handbag you bought in China is cheap-looking.
Turkish: Çin'den aldığın el çantası ucuz görünüyor.

English: She had her handbag stolen.
Turkish: O el çantasını çaldırdı.

English: This handbag is mine.
Turkish: Bu el çantası benim.

English: That handbag is mine.
Turkish: O el çantası benim.

English: She was robbed of the handbag that she had bought last week.
Turkish: Onun geçen hafta satın aldığını çanta çalındı ​​.

Handbag ingilizcede ne demek, Handbag nerede nasıl kullanılır?

Handbags : El çantası. Çanta. Ufak tartışma.

Handball : Hentbol. Eltopu.

Handball court : Hentbol sahası.

Handball player : Hentbol oyuncusu.

Handballs : El topu. Hentbol. Eltopu.

Handbill : Bir tiyatronun oynadığı oyunları, rol dağılımını, yazarları ve başka bilgileri veren, bazen tiyatro üzerine çeşitli yazıları kapsayan gösteri dergisi. Prospektüs. İzlence dergisi. Dile getirdiği söz konusu ettiği nesnelerin özelliği, satış koşulları ve benzeri diğer bilgileri kapsamak üzere düzenlenen ve satışta sürümü sağlamak amacıyla parasız dağıtılan tanıtma belgesi. Tanıtmalık. El ilanı.

Handbell : El çanı. Zil.

Handbarrow : El ile itilen veya çekilen küçük araba. Tekerlekli el arabası. Teskere. El arabası. Dört kollu taşıma kabı.

 

Handbasin : Tas. El yıkama lavabosu. Lavabo. El yıkama leğeni.

Handbk : Belirli bir konu üzerine referans kitabı. El kitapçığı. Rehber. El kılavuzu.

İngilizce Handbag Türkçe anlamı, Handbag eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Handbag ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pursed : Büzmek (dudaklarını). Para çantası. Ağzını büzmek. Kese. Portföy. Keseye koymak. Para kesesi. Ödül. Dudak büzmek.

Pocketbooks : Cüzdan. Cep kitabı. Not defteri. Cep defteri.

Pursing : Ödül. Kese. Dudak büzmek. Ağzını büzmek. Büzmek (dudaklarını). Para kesesi. Para çantası. Keseye koymak. Portföy.

Etui : Okuma gözlüğü kabı. Kılıf. (fransızca) küçük kadın çantası veya para kesesi. Kutu. Küçük makyaj çantası.

Pocketbook : Sapsız bayan çantası. Cep defteri. Not defteri. Cüzdan. Kese. Cep kitabı.

Haversacks : Asker kumanyası. Sırt çantası. Arka çantası.

Clutch bag : Sapsız el çantası.

Clasp : El sıkışmak. Toka ile tutturmak. Kavrama. Bağlamak. Sımsıkı tutmak. Tutmak. Sıkıca tutmak. Kavramak. Kucaklamak. Toka.

Bag : Avlamak. Çalmak. Çantaya koymak. Poşet. Torbaya koymak. Torbalamak. Yakalamak. Germek. Şişirmek. Sarkmak.

Container : Kap (kutu veya şişe vb). Kap. Muhafaza kutusu. Bilgisayar, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kutu. Muhafaza. İçerisine sıvı azot konan ve taşınan, çift duvarlı, dar ağızlı, spermatozoon, ovum, canlı hücre ve dokuları saklamaya yarayan çelik kap. Tağar. Toplayıcı kap. Konteyner.

Handbag synonyms : holdalls, briefcase, valises, holdall, shoulder bag, briefcases, reticules, catchalls, satchel, catchall, evening bag, haversack, valise, reticule, clutch, handbags, purses, clutched, case, purse, cases.