Harangued türkçesi Harangued nedir

  • Nutuk atmak.
  • Söylev vermek.
  • Konuşma yapmak.
  • Nutuk vermek.
  • Sıkıcı konuşma.
  • Dırdır.
  • Uzun ve tumturaklı konuşma.
  • Nutuk çekmek.
  • Tirat söylemek.
  • Uzun ve tumturaklı bir şekilde konuşmak.

Harangued ingilizcede ne demek, Harangued nerede nasıl kullanılır?

Harangue : Uzun ve tumturaklı konuşma. Uzun ve sıkıcı konuşma. Söylev vermek. Nutuk atmak. Dırdır. Nutuk. Nutuk çekmek. Tirat söylemek. Vaaz vermek. Nutuk vermek.

Haranguer : Ders veya konferans veren kişi. Sıkıcı söylev veren kişi. Tutkulu veya cafcaflı bir konuşma yapan kişi.

Haranguers : Ders veya konferans veren kişi. Tutkulu veya cafcaflı bir konuşma yapan kişi. Sıkıcı söylev veren kişi.

Harangues : Sıkıcı konuşma. Nutuk vermek. Uzun ve tumturaklı bir şekilde konuşmak. Tirat söylemek. Uzun ve tumturaklı konuşma. Nutuk atmak. Dırdır. Söylev vermek. Konuşma yapmak. Nutuk çekmek.

Haranguing : Nutuk atma. Söylev vermek. Konuşma yapmak. Nutuk çekmek.

Gharana : Klasik hint müziği veya dansı okulu. Hindistan'a ait klasik müzik.

The bukharan quarter : Kudüs'teki merkezi otobüs istasyonunun yakınında bulunan mahallenin adı. Bukharan mahallesi.

The saharana : Kürdistan yahudilerince kutlanan çok miktarda dans ve şölen içeren bayram.

Natan sharansky : Ukrayna asıllı israilli politikacı. Yisrael be'aliyah siyasi partisinin başkanı. Eski sion mahkumu. İsrail'in 15'inci parlamento kabinesinde başbakan yardımcısı ve bayındırlık ve iskan bakanı. (1948'de anatoly sharansky olarak doğan).

 

Maharani : Mihracenin karısı.

İngilizce Harangued Türkçe anlamı, Harangued eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Harangued ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Discourses : İşlemek. Söylem. Ayrıntılı bir şekilde konuşmak. Konuşmak. Üzerinde durmak. Nutuk. Söylev. Araştırma. Tez.

Confer : (onur veya ödül) vermek. Danışmak. Görüşmek. Vermek. Bahşetmek. Müzakere yapmak. Bir ünvanı tevcih etmek. Sunmak. Müzakere etmek.

Harangue : Uzun ve sıkıcı konuşma.

Sermonizes : Nasihat etmek. Vaaz vermek. Vaaz çekmek.

Sermonise : Davranışlar ve ahlak üzerine vaaz vermek (ayrıca sermonize). Vaaz çekmek. Nasihat etmek. Öğüt vermek. Vaaz vermek. Dini meseleler üzerine konferans vermek.

Sermonize : Vaaz vermek. Nasihat etmek. Vaaz çekmek.

Grumbling : Mırıldanma. Şikayet etme. Huysuz. Hoşnutsuz. Homurdanan. Dırıltı. Mızmız. Mırıldanan. Tedirgin.

Grumblings : Şikayetçi. Homurdanma. Mızırdanma. Huysuz. Dırıltı. Şikayet etme. Mırıldanma. Tedirgin. Mırıltı.

Jaw : Vırvır. Ağız. Çene çalmak. Can sıkıcı öğüt. Azarlamak. Uzun konuşmak. Omurgalılarda kemik ya da kıkırdak ile desteklenen, dişleri taşıyan ve ağzın açılıp kapanmasını sağlayan yapı. omurgasızlarda bu görevi taşıyan benzer yapı. Fırça atmak. Laflamak.

Harangued synonyms : orated, declamation, declaimed, grouch, bellyaches, ranting, disserts, peroration, address, rant, orating, declaim, declaiming, confers, moan, discourse, deliver a speech, give a speech, perorations, discoursed, declaims, quacks, nagging, bellyache, hold forth, orates, quack, harangues, dissertate, discoursing, perorate, grumbles, dissert.