Haras türkçesi Haras nedir

Haras ile ilgili cümleler

English: Don't harass her.
Turkish: Onu taciz etme.

English: I don't want you to harass her.
Turkish: Onu taciz etmeni istemiyorum.

English: I'm being harassed.
Turkish: Ben taciz ediliyorum.

English: I'm being harassed by Ali.
Turkish: Ali tarafından taciz ediliyorum.

English: Burak harassed Tugba with continuous calls.
Turkish: Burak sürekli aramalarla Tuğba'yı rahatsız etti.

Haras ingilizcede ne demek, Haras nerede nasıl kullanılır?

Harass : Rahat vermemek. Canına okumak. Bizar etmek. Çok yormak. Rahatsız etmek. Usandırmak. Taciz etmek. Eziyet vermek. Bezdirmek. Sıkmak.

Harassed : Yorgun. Çok yormak. Rahatsız etmek. Canına okumak. Yılmış. Taciz etmek. Sıkmak. Bezdirmek.

Harasser : Sıkıntı veren biri veya bir şey. Taciz eden kimse. Tacizci. İşkenceci. Eziyet eden kimse. Baş belası.

Harassers : İşkenceci. Taciz eden kimse. Eziyet eden kimse. Tacizci. Baş belası. Sıkıntı veren biri veya bir şey.

Harasses : Canına okumak. Eziyet vermek. Tacizde bulunmak. Sıkmak. Taciz etmek. Bezdirmek. Çok yormak. Rahatsız etmek. Bizar etmek. Rahat vermemek.

Harassing tactics : Birine veya bir şeye işkence etmek için kullanılan yöntem. Taciz taktiği. Taciz etme taktikleri.

Harassment : Sıkma. Taciz etme. Tacizlik. Rahatsızlık. Sıkıntı. Usandırma. Sinirlendirme. Usanç. Taciz.

 

Sexual harassment : Cinsiyeti veya cinsel yöneliminden dolayı rahatsız olma. Cinsel şiddet. Cinsel taciz. Cinsel ayrımcılık.

Harassingly : Sürekli rahatsız edici bir biçimde. Eziyet edercesine. Usandırıcı bir biçimde. Taciz edici bir şekilde.

Sex harassment : Cinsel işkence. Sekse dayalı eziyet. Cinsel yapıda işkence.

İngilizce Haras Türkçe anlamı, Haras eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Haras ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rag : Fırça çekmek. Adi gazete. Kesik tempolu müzik. Mendil. Eski püskü giysi. Eşek şakası. Dağıtmak. Kırpık. Alay etmek. Fırça atmak.

Nark : Muhbir. Gıcık etmek. Sinirden kudurtmak. Küplere bindirmek. Sinirlerini ayağa kaldırmak. Çok öfkelendirmek. Jurnalcı. Narkotik ajanı. Birisini sıkmak. İhbar etmek.

Goad : Teşvik etmek. Üvendire ile dürtmek. Rahatsız etmek. Kışkırtmak. Teşvik. Galeyana getirmek. Dürtmek. İtmek. Kışkırtıcı şey. Nodullamak.

Aggress : Tecavüz etmek. Hücum etmek. Saldırmak. Taarruz etmek.

Studs : Azgın erkek. Saplama. Damızlıklar. Damızlık. Damızlık at. Tavan yüksekliği. Bağlantı parçası. İri başlı çivi. Krampon.

Chevy : Sıkmak. Av. Avlamak. Avlanmak. Sıkıntı vermek.

Frustrate : Engel olmak. Ket vurmak. Kösteklemek. Bozmak. Düş kırıklığına uğratmak. Yıldırmak. İşini bozmak. Önlemek. Set çekmek. Hüsrana uğratmak.

Vex : Kızdırmak. Canını sıkmak.

Needle : Sinirlendirmek. Doruk sivrisi. Tığ. Alay etmek. Alkol derecesini artırmak. Kimi genç dağlarda görülen, iğne gibi ince uçlarla son bulan dorukların her biri. İğnelemek. Laboratuvarda mikrobiyolojik ekim, preparat hazırlama ve izolasyon işlemlerinde kullanılan, uç tarafı iğne biçiminde platin telden oluşan metal çubuk. Dikiş iğnesi. Coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

Haras synonyms : chevvy, studfarm, devil, molest, torment, nettle, rile, provoke, chivvy, get to, haze, get at, stud, attack, bother, hassle, stock farm, chivy, gravel, harry, bedevil, irritate, annoy, chafe, dun, stud farm, plague, beset, crucify.