Harassment türkçesi Harassment nedir

Harassment ile ilgili cümleler

English: This is harassment.
Turkish: Bu, rahatsızlık.

English: Sexual harassment has now become a social issue.
Turkish: Cinsel taciz artık şimdi sosyal bir soruna dönüştü.

English: It wasn't harassment.
Turkish: Taciz değildi.

English: Sexual harassment can be a serious problem in the workplace.
Turkish: Cinsel taciz iş yerinde ciddi bir sorun olabilir.

English: This seems like harassment.
Turkish: Bu, taciz gibi görünüyor.

Harassment ingilizcede ne demek, Harassment nerede nasıl kullanılır?

Sexual harassment at the workplace : İşyerinde açıkça gelişen istenmeyen cinsel gelişmeler (genellikle yetkili bir pozisyondaki kimse ile). İşyerinde cinsel ayrımcılık. İşyerinde meydana gelen cinsel taciz.

Act of harassment : Rahatsız etmek ve bozmak için tasarlanmış olan davranışta bulunmak. Taciz etme hareketi. Tahrik etme ve kızdırma hareketi.

Sex harassment : Cinsel işkence. Sekse dayalı eziyet. Cinsel yapıda işkence.

Sexual harassment : Cinsiyeti veya cinsel yöneliminden dolayı rahatsız olma. Cinsel ayrımcılık. Cinsel taciz. Cinsel şiddet.

Harassments : Rahatsızlık. Taciz. Sıkıntı. Tacizlik. Taciz etme. Sinirlendirme. Usanç. Usandırma. Sıkma.

 

Harassingly : Usandırıcı bir biçimde. Sürekli rahatsız edici bir biçimde. Taciz edici bir şekilde. Eziyet edercesine.

Harassing fire : Taciz ateşi.

Harassers : Baş belası. Eziyet eden kimse. Tacizci. İşkenceci. Taciz eden kimse. Sıkıntı veren biri veya bir şey.

Be harassed : Taciz edilmek. Tacize uğramak.

Harassed : Canına okumak. Yılmış. Çok yormak. Sıkmak. Rahatsız etmek. Yorgun. Bezdirmek. Taciz etmek.

İngilizce Harassment Türkçe anlamı, Harassment eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Harassment ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Baiting : Kızdırma. Konaklama. Mola. Rahatsız etme. Canını sıkma.

Pressings : Acil. Basma. Zımbalama. Israrlı. Presleme. Basınçlama. Plak. Ütü. Baskılayıcı. Sıkıştırma.

Oriel : Şahnişin. Çıkma. Cumba.

Exacerbations : Azdırma. Şiddetlendirme.

Disease : Sayrılık. İllet. Nedeni, vücutta oluşturduğu değişimleri ve iyileşme olanağı bilinen veya bilinmeyen, karakteristik belirtiler ve bulgular dizisiyle kendini gösteren vücudun herhangi bir bölümü, organ veya sisteminin normal yapısı ve işlevlerinin kesilmesi veya sapması, sayrılık, maraz, rahatsızlık, hlk. illet, kem, morbus, toga. Dert. Maraz. Lyme hastalığı. Hastalık. Çeşitli dış faktörlerin etkisi sonucu vücudun bir bölümü veya tamamında normal fonksiyonun bozulması durumu.

Agitation : Heyecan. Tahrik. Sallanma. Karıştırma. Sallama. Çalkantı. Çalkama. Üzüntü. Çalkalanma. Kışkırtma.

Ailments : Keyifsizlik. Hastalık. Rahatsızlıklar.

Vexing : Üzücü. Fırsatçılık. Rahatsız edici. Can sıkıcı. Eziyetli. Sinirlendirici. Kızdırıcı. Endişelendirici.

 

Disturbing : Rahatsız etme. Bozucu. Rahatsızlık veren. Huzur bozucu. Tedirgin edici. Rahatsız edici. İzaç. Karışıklık çıkaran. Karıştırıcı.

Chafe : Vurmak (ayakkabı). Kızdırmak. Yaralamak. Sürtünmek. Yıpratmak. Rahatsız etmek. Sürterek aşındırmak. Aşınmak. Ovarak aşındırmak. Ovuşturmak.

Harassment synonyms : badgering, bores, tease, bedevilment, anxiety, annoyance, witch hunt, ribbing, annoyances, constriction, boredoms, impositions, adversities, irritations, extrusions, agitations, discomfort, worrying, exacerbation, harassing, vexation, annoying, molestations, ennuis, solicitations, torment, solicitation, besetment, extruding, balk, diseases, discomposure, ennui.

Harassment ingilizce tanımı, definition of Harassment

Harassment kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of harassing, or state of being harassed. Anxiety. Annoyance. Worry.