Hara nedir, Hara ne demek
Hara; kökeni farsça, fransızca dillerine dayanır.
- Atların yetiştirildiği ve bakımlarının yapıldığı, hayvanların rahatça hareket etmelerini sağlayan alanların bulunduğu tesis

- Hare.
"Hara" ile ilgili cümle örnekleri
- "Karacabey harası."
Yerel Türkçe anlamı:
Şura.
Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları.
Nereye?
Kıldan ya da ketenden yapılmış büyük çuval.
Kıldan yapılmış çuval.
Nere, neresi
Nereye?
Harar
Fransızca'da Hara ne demek?:
haras
Osmanlıca Hara ne demek? Hara Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
hara
Hara hakkında bilgiler
Hara, Rize'nin Fındıklı ilçesinde, Pishala Deresi vadisinde, denizden 7 km. uzaklıkta, vadi tabanından başlayarak vadinin her iki yamacında tepelere doğru yayılmış bir köydür.
Hara Köy'ünde ne geçmişte ne de bugün at yetiştiriciliği yapılmamıştır. Köyün, adını, Fındıklı ilçesindeki en büyük düzlüklere sahip olmasından ötürü aldığı düşünülmektedir.
Köyün içinden geçen Pishala Deresi, köy içerisinde en geniş yatağa sahiptir. Hatta dere içerisinde kalan Korsan Adası, ziyaret edilmesi gereken yeridir. Köy, su gücü ile çalışan ve hala çalışır durumdaki un değirmenleri, Pishala Deresi üzerinde kurulu çok sayıda asma köprüleri, dere kenarındaki düzlüklere yayılmış piknik yapmak ve balık tutmak için elverişli fındık bahçeleri ve meyve bahçeleri ile bilinir.
Hara ile ilgili Cümleler
- Atina harabelerini ziyaret etmek istiyorum.
- Tüm kasaba yangın tarafından harap edildi.
- Onlar hararetli bir tartışma yaptılar.
- Araban bütünüyle harap olmuş.
- Harap edildim.
- Köylülerin çevre üzerine yaptıkları tartışma oldukça hararetliydi.
- Harajuku'ya gitmelisin.
- Harama uçkur çözmek istemiyorum.
- Eski ev terk edildikten yıllar sonra harap bir hale gelmiş.
- Harap olacaksın.
- Harama uçkur çözer miyim?
- Harap kale şimdi restorasyon altında.
- Irak'ın Amerikan istilası ülkeyi harap, parçalanmış ve beş parasız bıraktı.
- Harabeler gerçekten muhteşem.
Hara anlamı, tanımı:
Harabat : Yıkıntılar, harabeler, viraneler. İçkili eğlence yeri, meyhane.
Harabati : Vaktini meyhanelerde veya zevk ve sefada geçiren (kimse). Maddi şeylere değer vermediği için üstüne başına özenmeyen.
Harabatilik : Harabati olma durumu.
Harabe : Kalıntı. Yıkılmış veya yıkılmaya yüz tutmuş yapı, yıkı.
Harabelik : Harap olmuş yer, ören.
Harabi : Meyhaneye giden, âlemci.
Haraç : Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para. Osmanlı Türklerinde genellikle toprak sahiplerinden devletçe alınan vergi. Osmanlı Devleti'nde Müslüman olmayanların devlete ödemekle yükümlü oldukları vergi.
Haraç mezat satmak : Açık artırma ile satmak.
Haraç yemek : Başkasının sırtından geçinmek.
Haraca bağlamak : Bir kimseyi veya bir yeri belli zamanlarda kendisine belli miktarda para vermeye zorlamak.
Haraca kesmek : Zorbalıkla para koparmak veya çıkar sağlamak.
Haraççı : Haraç alan kimse. Haraç toplamakla görevli olan kimse.
Haraççılık : Haraççı olma durumu. Haraççının yaptığı iş.
Haraçlı : Haraca bağlanmış, vergi ödeyen.
Harakiri : Karnını bıçakla deşme yoluyla kendini öldürme.
Harala gürele : Telaş ile.
Haram : Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı. Yasak.
Haram etmek : Bir kimseye bir şeyden umduğu yarar ve rahatı tattırmamak.
Haram lokma : Toplumun gelenek ve göreneklerine veya dinî kurallarına aykırı olarak elde edilen şey.
Haram olmak : Bir şeyden gereği gibi yararlanamamak.
Haram olsun : "hayrını görme, görmesin!" anlamında kullanılan bir söz.
Haram para : Yasa dışı yollardan kazanılan para.
Haram yemek : Toplumun gelenek ve göreneklerine veya dinî kurallarına aykırı olarak bir şeyi kendi yararına kullanmak, sahiplenmek.
Harama uçkur çözmek : Nikâhsız olarak cinsel ilişkide bulunmak.
Harami : Hırsız, haydut, eşkıya.
Haramilik : Hırsızlık, haydutluk.
Haramın temeli olmaz : "haram kazanç, bir işe yaramadan telef olur gider" anlamında kullanılan bir söz.
Haramsız : Haram olmayan, haram karışmamış.
Haramzade : Piç.
Haranı : Büyük tencere.
Harap : Çok sarhoş. Bitkin, yorgun, perişan. Bayındırlığı kalmamış, yıkılacak duruma gelmiş, yıkkın, viran.
Harap düşmek : Kötü bir durumla karşı karşıya kalmak.
Harap etmek : Harap duruma getirmek.
Harap olmak : Harap duruma gelmek, haraplaşmak, perişan olmak.
Haraplaşmak : Harap duruma gelmek, viran olmak, perişan olmak.
Haraplık : Harap olma durumu, yıkkınlık, harabilik, harabiyet.
Harar : Çoğu kıldan dokunmuş, büyük çuval.
Harar gibi : İçine çok şey alabilen, geniş, büyük (eşya).
Hararet : Susama, susuzluk. Sıcaklık. Coşkunluk, ateşlilik.
Hararet basmak : Çok susamak. vücut ısısı artmak.
Hararet kesmek : Susuzluğu gidermek.
Hararet vermek : Susatmak.
Hararetlendirme : Hararetlendirmek işi.
Hararetlendirmek : Hararetlenmesine yol açmak.
Hararetlenme : Hararetlenmek işi.
Hararetli : Coşkun, ateşli, canlı. Isısı, sıcaklığı fazla olan.
Hararetlilik : Hararetli olma durumu.
Haraşo : Bir tür yün örgüsü.
Haraza : Sığırın öd kesesinden çıkan taş. Öfke, sinir. Kavga, gürültü, karışıklık.
Dünyayı haram etmek : Bir yeri yaşanılmaz duruma getirmek.
Eli harama uzanmak : Dinî bakımdan yasaklanmış bir işe yönelmek.
Emdiği süt haram olmak : Herhangi bir isteğinin yapılmamasından sonra ilenmek.
Karpuz kesmekle hararet sönmez : "size kötülük yapmış olan bir kimseden başkasına zarar vermekle o kimseden öç almış olmazsınız".
Kedi ile harara girmek : Geçimsiz biri ile iş birliği yapmak.
Kendini harap etmek : Sıkıntı veya üzüntüden perişan olmak.
Bakım : Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Bakma işi.
Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.
Rahatça : (raha'tça) Rahat bir biçimde. Rahat.
Hareket : Yola çıkma. Davranış, tutum. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Deprem.
Tesis : Yapma, kurma, temelini atma. Kuruluş.
Rize : Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
Fındık : Bu ağaççığın sert bir kabuk içinde bulunan yağlı, nişastalı ürünü. Hileli zar. Kayıngillerden, kuzey yarım kürenin ılık yerlerinde ve yurdumuzun genellikle Doğu Karadeniz bölgesinde yetişen, boyu 6-7 metre, yaygın tepeli bir ağaççık (Corylus avellana).
Hare : Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları. Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır.
Hara galdırmak : Atı dört nala kaldırmak.
Hara geçmek : Hoşa gitmek, işe yaramak
Haraba : Aşısız ağacın meyvesi. Erkeğin cinsiyet organı. Su kabağından ya da ağaçtan oyularak yapılan maşrapa. Araba. Ören. Harabe, bk. hıraba
Harabekayış : Elâzığ ili, Kuşsarayı nahiyesine bağlı bir bölge.
Haraç arazisi : Osmanlı İmparatorluğunda fethedilen yerlerde müslüman olmayan sahiplerine bırakılan arazi.
Haraç yemek : başkasının sırtından geçinmek.
Haradan : Birdenbire ve büsbütün: Duvar haradan göçtü. Erkek arı. Nereden ?
Haraf : Ilık rüzgâr, lodos. Hayvanla çekilen su dolabı ve suyun döküldüğü havuz.
Harafana : Şölen.
Harahoy : Çingene.
Diğer dillerde Hara anlamı nedir?
İngilizce'de Hara ne demek? : [Hara] v. make; manufacture; create; construct, build; fashion, shape; compose; emit; wage, conduct (war, battle); prepare, do; cause; perform; effect; force; render; fabricate; behave, act in a particular manner; live through; be
n. stud farm, stud, stock farm, haras
Fransızca'da Hara : haras [le]
Almanca'da Hara : n. Gestüt, Stuterei

Bu kısımda Hara nedir? Hara ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Hara tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Hara hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.